Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yarın Türkiye'ye gelecek olan Almanya Şansölyesi Angela Merkel'e “Nobel göndermesi” yaptı. “30 bin Suriyeli'yi kabul ederiz” diyen Merkel'in 'Barış Nobeli'ne aday oluşuna tepki gösteren Cumhurbaşkanı, “Bunlar lafını ettiği anda aday gösteriliyor. Nobel'iniz sizin olsun. Biz ödül talep etmiyoruz, Allah'ın rızasını almak için çabalıyoruz” ifadelerini kullandı.
G-20 Zirvesi kapsamında İstanbul'da ilk kez düzenlenen W20 Zirvesi ve 1. Asya-Pasifik Ülkeleri Müslüman Dini Liderleri Zirvesi kapanış oturumunda konuşan Erdoğan, teröre karşı olmanın, “ahlaki bir duruş” olduğunu belirterek, bu ahlaka sahip hiçbir ülkenin terör örgütleri arasında ayırım yapmayacağını dile getirdi.
“Bugün, işinize geldiği için desteklediğiniz terör örgütünün yarın silahlarını size doğrultacağından hiç şüpheniz olmasın” diyen Erdoğan şöyle konuştu: “Biz, DEAŞ ile onunla birlikte PKK'yı da PYD'yi de YPG'yi de aynı derecede tehlikeli örgütler olarak görüyoruz. Terörle mücadelede bize yeterli desteği vermeyenler, bilakis bu örgütlere alttan alta destek olanlar, bölge ile birlikte tüm dünyayı bir felakete doğru sürüklediklerini bilmelidirler. Buyurun, şu an dağda terör örgütlerinin elinden çıkan silahlara bakın. Batılı dostlarımız!.. Bunlar yan yana oturduğumuz zaman da hep dost ama silahlar, onların silahları. İşte kalkıyor, bir terör örgütünün başındaki kişi '50 ton silah bize gönderildi ve daha da gönderilecek' diyor.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu gerçekler hatırlatıldığı zaman “Biz DEAŞ'e karşı savaştıkları için destek veriyoruz” şeklinde cevap verenlere kendisinin de “Bakın, DEAŞ'e karşı savaştıkları için destek veriyoruz diyorsunuz, o zaman El Nusra denilen bir örgüt var, o da DEAŞ'e karşı savaşıyor ama ona terör örgütü olarak bakıyorsun” cevabını verdiğini aktardı. 
Batı'nın Suriyeli sığınmacılar konusundaki duyarlılığının ancak Aylan Kürdi'nin cesedinin Bodrum'da sahile vurmasıyla başladığına da dikkati çeken Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “O resimden sonra 'Ne oluyoruz?' demeye başladılar. Tamam da biz ne zamandan beri bağırıp çağırıyoruz. Çok ilginç gelişmeler oluyor. Birileri mülteci kabulünde laf ediyor; 'İşte 'biz' diyor 30 bin, 40 bin mülteciyi kabul edeceğiz', ondan sonra da tabii Nobel'e aday gösteriliyor, nasıl oluyorsa. Bizde 2.5 milyon mülteci var ama kimsenin umurunda değil. Çünkü Nobel de siyasi. Sipariş üzerine Nobel ödülü veriliyor. Nobel'e meraklı olduğumuz için konuşmuyorum bunu, yani bu sistemin ne denli siyasallaştığını göstermek için söylüyorum. O ödül sizlerin olsun. Biz sadece Allah'ın rızasını tahsil için bu yolda koşturuyoruz. Biz bu zor günleri yanımızda olanlarla karşımızda yer alanları asla unutmayacağız.”
El Kaide ve DEAŞ'ın  tek sermayesinin dini istismar etmek olduğunu söyleyen Erdoğan, “Bunların İslam'la alakası yoktur. Biz böyle bir İslam öğrenmedik. Dikkat ederseniz en cani cürümleri işlemekten çekinmeyen bu örgütlerin hedefinde sadece Müslümanlar vardır. Bu örgütler, medeniyetler arası değil, medeniyet içi bir çatışma isteyen siyaset mühendisliklerinin en kullanışlı, en vahşi araçlarıdır” dedi. 
MİNİBÜSÇÜLERLE ÇAY SOHBETİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, akşam da İstanbul Tarabya'daki minibüs durağına giderek şoförlerle sohbet edip çay içti. Yaklaşık 30 dakika burada kalan Erdoğan, minibüsçülerle hatıra fotoğrafı da çektirdi.