Ankara Arena Spor Salonu'nda düzenlenen Memur-Sen'nin "Millete Vefa Yolunda 20 Yıl" programında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "PYD Tel Abyad'ta kanton ilan ediyorsa Türkiye gereğini yapar" dedi.

Erdoğan, Memu-Sen tarafından Ankara Spor Salonu'nda düzenlenen "Millete Vefa Yolunda 20. Yıl" programında, Memur-Sen'in kurucusu merhum Akif İnan'ı rahmetle anarak, sendikanın bugünlere gelmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.


Akif İnan'ın Memur-Sen'i kurarken sadece bir sendika oluşturma niyetiyle yola çıkmadığına dikkati çeken Erdoğan, tek başına sendikal mücadelenin Akif İnan'ın yeryüzünü kucaklayan ve kuşatan gönlü için mütevazı bir hedef olduğunu vurguladı.


İnan'ın Memur-Sen'i kurarken asıl amacının emek ve hak mücadelesini bütün Türkiye'yi, Ortadoğu'yu, İslam alemini ve dünyayı sarıp sarmalayacak bir vizyona ulaştırmak olduğunu belirten Erdoğan, şunları söyledi:


"Akif İnan memurların hakkını savunurken, acısını her an yüreğinde hissettiği Kudüs'ün, Filistin'in mazlum ve mağdur tüm insanların da haklarını savunacak bir örgüt, bir sendika tahayyül ediyordu. Hamdolsun, onun bu hayalleri gerçekleşti. Bugün 850 binin üzerinde üyesiyle Memur-Sen, Türkiye'nin en büyük sivil toplum örgütlerinden biri konumuna yükseldi. Nereden, nereye. Türkiye'nin daha iyi bir demokrasiye ulaşması için, daha özgür, daha büyük ve daha güçlü bir ülke olması için mücadele eden bir Memur-Sen var. Şu anda 780 bin kilometrekarede hak mücadelesi veren, bununla yetinmeyip tam da Akif Hocamızın hayal ettiği gibi Kudüs için, Filistin için, Suriye'nin, Irak'ın, Somali'nin tüm yeryüzünün mazlumları için sesini yükselten bir Memur-Sen var. Eğer bugün buradaysak, bugün öz güven içinde başımız dik alnımız ak bir şekilde geleceğe umutla bakıyorsak bunda Hak-İş gibi, Memur-Sen gibi gönül hareketlerinin çok büyük payı var."


- "Mücadele edecek, ter dökecek, Allah'ın takdirini bekleyeceksiniz"


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Memur-Sen olmasaydı 28 Şubat'ın çok daha ağır yaşanacağını, "Anadolu İhtilali" denilen 3 Kasım 2002'de başlayan "Yeni Türkiye" sürecinin bu kadar kolay zafere ulaştırılamayacağını vurguladı.

Erdoğan, Genç Memur-Sen üyelerine seslenerek, şu tavsiyelerde bulundu:
"Gençler, bugünlere kolay gelmedik. Bugünlerin kıymetini bilin. Bu seviyeleri ileriye, daha yukarı taşımak için her zaman öz güvenli olun, her zaman ümit var olun. Merhum Akif İnan, yanındaki birkaç arkadaşıyla yokluk içinde tüm baskılara rağmen bu büyük örgütün temellerini attı. Menzile ulaşmak, hedefe ulaşmak, sancağı burçlara dikmek için yola çıkmışlardı ama vazifelerinin yol yürümek olduğunu, zaferinin ancak ve ancak Allah'ın takdiri olduğunu biliyorlardı. Eğer Akif İnan ve arkadaşlarının yola çıkarkenki hissiyatını, bu gönül hareketinin temel felsefesini anlayamazsanız Allah korusun bu yolda takılır kalırsınız, düşersiniz. Siz makam peşinde, mevki peşinde, rütbe ve paye peşinde olmayacaksınız. Güzel bir söz var, 'Gayret bizden, tevfik Allah'tan'. Siz çalışacak, mücadele edecek, ter dökecek, Allah'ın takdirini ve zafer nasip etmesini bekleyeceksiniz. İşte ancak o zaman vazifenizi yapmış olursunuz, işte ancak o zaman ülkeye, millete, insanlığa, merhum Akif İnan ve arkadaşlarına vefa borcunuzu ödemiş olursunuz."


Erdoğan, Türkiye topraklarının sadece meyvesiyle, sebzesiyle ve madenleriyle değil her anlamda verimli olduğunu belirterek, bu toprakların tarihe istikamet çizen insan yetiştirme noktasında da son derece bereketli olduğunu söyledi.


Ülkenin bereketli topraklarını çoraklaştırmak için on yıllar boyunca zulüm ve baskı politikalarının izlendiğini dile getiren Erdoğan, bazı çevrelerin ülkede adam yetişmemesi için ellerinden geleni yaptığını, yıllar boyunca şair, yazar, düşünür diye sahte isimleri topluma dayattığını belirtti.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bakın burada açık açık ifade ediyorum, bizim edebimize güvenip hiç kimse edepsizlik yapmaya kalkışmasın. Biz yalan söylemeyiz, biz iftira üretmeyiz, biz mahreme, aileye, kutsallara dil uzatmayız. Ama kusura bakmasınlar bu edepsizliğe ve bu edepsizlere de meydanı bırakmayız" dedi.


Erdoğan, Kobani'den 200 bini aşkın insanı Türkiye'de misafir ettiklerini ve onları bombalardan koruduklarını belirterek, şunları söyledi:


"İşte Kobani'de bu yalanı söylediler. Neydi o yalan? Kobani'den 200 bini aşkın insanı biz Türkiye'de misafir ettik, o bombalardan onları biz koruduk. Ondan sonra benim bundan keyif çattığımı söyleyecek kadar yalan söyleyerek ileri gittiler. Benim Kürt kardeşlerim de bu oyuna geldi. Bu kapıları açan biziz. Onları çadır kentlerde, konteyner kentlerde, Türkiyemizin değişik yerlerinde ağırlayan biziz. Ondan sonra bir de Kürtlere 'Bizim Kobani elden gidiyor' diyerek güya bunu söylemişim. Bu ifade benim ifadem değil. Bu ifade Sayın Obama'nın ifadesidir. Bunu ben anlatıyorum. Bana söylediği ifade. Biz kapılarımızı açtık, Peşmergeleri kendi topraklarımızdan Kobani'ye, Özgür Suriye Ordusu'nu aynı şekilde topraklarımızdan Kobani'ye biz gönderdik ve DAEŞ ile onların mücadelesine orada desteği biz verdik. Ey Kürt kardeşlerim, bu oyunu gel 1 Kasım'da boz. 1 Kasım'da bu oyunu boz. Bu oyuna gelme. Ey benim Kürt kardeşim, unutma Rabbim bizi kavimler halinde yarattı ama unutma kavimler bir din değildir, ırkçılık bir din değildir, bunu da unutma. Biz bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız bunun başka çıkışı yok."


-"Bizi bölmek isteyenlere 'Rabia' diyeceğiz"


Erdoğan, bunun için 1 Kasım'ın çok önemli olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:


"Bizi bölmek isteyenlere, bizi parçalamak isteyenlere 1 Kasım'da inanıyorum ki biz 'Rabia' diyeceğiz. 'Tek millet' diyeceğiz. Burada Türk'ü var, Kürt'ü var, Arap'ı var, Laz'ı var, Çerkez'i var, Gürcü'sü var, Abhaza'sı var, Roman'ı var, Boşnak'ı var, 78 milyon var. İki, 'Tek bayrak' diyeceğiz. İşte rengi şehidimizin kanı, hilal bağımsızlığımızın ifadesi, yıldız şehidimizin ta kendisi. Biz o bayrağımıza alternatif üretenlere 1 Kasım'da cevabı verelim. Üç, 'Tek vatan' diyoruz. Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. Evet biz bu topraklar uğruna ölen şehitlerin evlatlarıyız. Ve dört, Rabia, tek devlet. Devlet içinde devlet kabul etmiyoruz. Paralel devlet yapılanması, paralel yapı, tanımıyoruz. İşte Milli Güvenlik Kurulu kararımızı aldık. Nedir? Ulusal güvenliğimizi tehdit eden legal görünüm altındaki illegal örgütlere karşı bu mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz."


-"Aynı dili kullanıyorlar"


Her gün gazete sayfalarından, televizyon ekranlarından, siyaset kürsülerinden hiç utanmadan, sıkılmadan, haya etmeden bu yalanların söylenildiğini ifade eden Erdoğan, "Her gün askerimize, polisimize kahpece kurşun sıkıyorlar, ertesi gün bakıyorsunuz, PKK medyası, Pensilvanya medyası, Doğan medyası, diğerleri ve maalesef siyasi partiler, çıkıp utanmadan 'Bunu saray yaptı, bunu devlet yaptı' diyebiliyorlar. Aynı dili kullanıyorlar. Çünkü aynı merkezden talimat alıp, ittifak halinde konuşuyorlar" diye konuştu.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:


"İstanbul'un bir yerinde bu yapılar bir araya geliyor ve Amerika'dan gelen bir kampanya organizatörü bunlarla beraber bir araya oturup onlara istikamet veriyor. Diyor ki, 'Yalan söylemekten çekinmeyeceksiniz. Doğruyu bile defalarca yalan makinesi gibi kullanacaksınız, kullanacaksınız ve ondan sonra o aynen doğru olarak kabul edilir' diyor. Kampanyayı da bunun üzerine bindiriyorlar. Bak son zamanlarda ne demeye başladı malum bir tanesi, 'Bizim PKK ile alakamız yok, PKK'nın da bizimle alakası yok.' Buna bu millet inandı mı? İnanıyor mu? Ama bak bunu söylemenin sebebi, evet kampanya yürütücüsünün verdiği talimattır.


Bunlara göre sadece terör örgütü masum, onun dışında herkes suçlu. Bu ülkeyi içeride ve dışarıda DAEŞ terör örgütüne destek veren ülke gibi gösterecek kadar hainler, o kadar alçaklar, o kadar yalancılar. Bakın burada açık açık ifade ediyorum, bizim edebimize güvenip hiç kimse edepsizlik yapmaya kalkışmasın. Biz yalan söylemeyiz, biz iftira üretmeyiz, biz mahreme, aileye, kutsallara dil uzatmayız. Ama kusura bakmasınlar bu edepsizliğe ve bu edepsizlere de meydanı bırakmayız."


-"Çok büyük yanılgı içindeler"


Erdoğan, bu saldırıların, ittifakın, birbirine benzemezler korosunun Türkiye'yi hedef aldığını, buna karşı da son nefeslerine kadar mücadeleyi sürdüreceklerini vurgulayarak, şu değerlendirmede bulundu:


Eğer meselenin Recep Tayyip Erdoğan olduğunu zannedenler varsa açık söylüyorum çok büyük bir yanılgı içindeler. Hangi partiye oy verirlerse versinler, hangi etnik kökenin mensubu olurlarsa olsunlar, Türk, Kürt, Arap, Çerkez, Roman vesaire... Hangi mezhepten olurlarsa olsunlar 78 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının şunu bilmesini istiyorum. Bunların meselesi Recep Tayyip Erdoğan değil, bunların meselesi Türkiye, bunların meselesi yeni Türkiye, güçlü Türkiye. Bunlar Sultan Abdülhamid cennet mekana bunu yapmadılar mı? Ona, 'diktatör' başlıklarını atmadılar mı? Bunlar, aynı başlıkları merhum Özal'a yapmadılar mı? Aynı başlıkları, aynı yayın organları, aynı kaynaktan beslenenler şimdi de bu kardeşinize yapıyorlar. İşte onun için uyanık olacağız. 78 milyon onun için bir olacağız, beraber olacağız. Tarih boyunca olduğu gibi, bugün de yarın da hep birlikte Türkiye olacağız."


-"Millet en güzel cevabı verecek"


Milletin sözünü sandıkta söyleyeceğini belirten Erdoğan, sandığın 1 Kasım'da milletin önüne geleceğini anımsatarak, "Bugün Avrupa ve diğer ülkeler sandıkta sözünü söyledi, bitti. İnanıyorum ki bu aziz millet 1 Kasım'da sandığın başına gidecek. Türkiye düşmanlarına, millet düşmanlarına, terörün, vesayetiyle siyaset yapanlara, terörden medet umanlara, terörle kol kola gezenlere cevabını en güzel şekilde verecektir" ifadelerine yer verdi.

Seçmenlere çağrıda bulunarak mutlaka sandığa gitmelerini söyleyen Erdoğan, yeni Türkiye yolunda, bu kritik seçimde oy kullanmayı ihmal etmemelerini istedi. Erdoğan, "Bu bizim namusumuzdur. Bu bizim şerefimizdir. Bu şerefimize, bu namusumuza gölge düşürmeyelim, muhakkak oylarımızı kullanalım" dedi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşların, demokrasiyi, milli iradeyi tehdit edenlere meydan vermemesi ve onlara fırsat tanımaması gerektiğini ifade ederek, şöyle konuştu:


"Terör yandaşı medyaya ve terörle aynı dili kullanan siyasete de asla ve asla prim vermeyin. Onlara da itibar etmeyin. Bizim sevdamız Türkiye sevdasıdır. Biz bu ülkeye sevdalıyız, biz bu millete sevdalıyız, biz Türkiye sevdamızı eserlerimizle gösteriyoruz. Diğerleri neyle gösteriyor. Biz milliyetçiliğimizi 78 milyonu kucaklayarak ispat ettik, ispat ediyoruz. Biz, Türk'ü, Kürt'ü, Arap'ı, Sünni'yi, Alevi'yi, 78 milyonu hep birlikte kucaklıyor, hem de her birinin derdini kendimize dert edinerek yürüyoruz. Dertliyiz yahu, bizim derdimiz var. Ama bunların böyle bir derdi yok. Biz kutuplaştırmıyoruz. Kucaklaştırıyor, kucaklaştırmanın mücadelesini veriyoruz. İnşallah son nefesimize kadar da bu şekilde yürüyeceğiz. Bu mücadeleyi Memur-Sen ile birlikte vermekten her zaman gurur duyduk. Büyük memnuniyet duyduk. Bizlere sizin gibi, Memur-Sen gibi, Memur-Sen'in tüm mensupları gibi yol arkadaşları nasip ettiği için Rabbime sonsuz kere şükrediyorum, hamdediyorum."


Erdoğan, Memur-Sen'e, millete vefa yolunda 20 yılın kutlu ve mübarek olması temennisinde bulundu.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'da Hilton arazisine el koymak isteyenler, orayı milyar dolarlık ranta çevirmek isteyenlerin, istedikleri olmayınca PKK ile aynı dili kullanabildiklerini, teröre aleni destek verebildiklerini, terörü meşrulaştırmak için terörü perdelemek için ellerinden geleni yapabildiklerini belirterek, "Gruplarının televizyon kanallarında bakıyorsunuz, art arda rahatlıkla bu teröre destek verenlerin cici kızlarını oraya çıkarıyorlar. Oradan saldırıyorlar. Bunların meselesi memleket meselesi değil. Bunlar kendi rantlarını, çıkarlarını düşünüyor ve bunun için de gerekirse PKK ile gerekirse DAEŞ ile iş birliği yapabiliyorlar" dedi.


Erdoğan, kula kul olmayacaklarını, sadece Hakka kul olacaklarını belirterek, şunları söyledi:


"Bize on yıllar boyunca küfürbazları sanatçı diye yutturmak istediler, bize tek sesli, tek renkli diktatörlerin karşısında el pençe divan duran medyayı, 'gazete budur, televizyon budur' diye yutturmak istediler. Bize birtakım örgütleri 'sivil budur, sivil toplum örgütü budur' diye yutturmak istediler. Bize sahtekarları, şaklabanları, şarlatanları, insanların hem inançlarını hem de alın terlerini sömürenleri 'din alimi budur, hoca budur' diye yutturmak istediler. Kardeşlerim, geçen de açıkladım. Tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet olanları bize bu şekilde anlattılar. İşte biz en başta bu kirli oyunu bozduk. Bu toprakların çorak olmadığını, bu toprakların tam tersine son derece bereketli olduğunu hem Türkiye'ye hem dünyaya gösterdik. Göstermeye de devam edeceğiz."


Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece kendileri için veya belli bir kesim için değil, 78 milyonun her bir ferdi için özgürlükleri genişlettiklerini belirterek, onların dayattığı sanatçılar karşısında "Kendi sanatçılarımızı dayatalım" yerine, "Bu ülkede gerçek manada sanatçı yetişsin" dediklerini anlattı.


- "Bunlar virüs gibiydi"


Onların operasyon medyaları karşısında, "Biz kendi medyamızı dayatalım" yerine "Bu ülkede medya özgür olsun, rekabet olsun, renkli olsun" dediklerini aktaran Erdoğan, şöyle konuştu:


"Onların fikir dayatmalarına karşı 'biz de kendi fikrimizi dayatacağız' demedik, 'Bu ülkede özgürce fikir üretilsin, fikirler özgürce ifade edilsin' dedik. Onların dayatmacı, sahte, kendi ülkesine ihaneti dahi meşru gören din anlayışları karşısında biz bu ülkeye din, mezhep, inanç dayatanlardan olmadık, inanç özgürlüğünün önünü daha da açtık. İşte bundan rahatsız oldular. Saltanatları çöktü, tek adam rejimleri çöktü, dayatmaları çöktü ve işte ondan dolayı bugün çok rahatsızlar. Sanatçı, yazar, gazeteci, din alimi denildiğinde akla sadece bunlar geliyordu. Toplumu bunlar ifsat ediyordu, bunlar adeta birer virüs gibiydi. Şimdi, bu bereketli topraklardan gerçek yazarlar, gerçek sanatçılar, sorumluluk sahibi din alimleri yetişmeye başlayınca altlarındaki zeminin kaydığını, rantın elden gittiğini gördüler, onun için feryat ediyor, onun için saldırıyorlar. On yıllardır zorbalıkla muhafaza ettiği dayatmacı iktidarları sarsılan kim varsa millete karşı, yeni Türkiye hedefine karşı saldırıya geçmiş durumda. Bazı siyasi partiler, o eski vesayet günlerini özledikleri için yeni Türkiye'ye pervasızca saldırıyorlar. Terör örgütleri, isimleri ne olursa olsun, PKK, DAEŞ, DHKP-C, YPG, yeni Türkiye'ye karşı ittifak halinde saldırıyorlar, ayrı ayrı değil. İşte hemen burada, yanı başımızda, Gar'ın önündeki o saldırı kolektif bir terör eylemidir."


-"Çok sesli, özgür bir medya olduğu için yeni Türkiye'ye saldırıyorlar"


Cumhurbaşkanı Erdoğan, bazı sivil toplum örgütlerinin de "saltanatları sarsıldığı, dayatmaları boşa çıktığı" için yeni Türkiye'ye taarruz ettiklerini belirterek, "Bir kısım medya, bu ülkede artık renkli bir medya olduğu için, çok sesli, özgür bir medya olduğu için yeni Türkiye'ye saldırıyorlar. Eğer dikkatle bakarsanız, hepsinin aynı dili, üslubu kullandığını, aynı kaynaktan beslendiğini görürsünüz. Bölücü terör örgütü, güvenlik birimlerimize karşı alçakça, haince saldırılar düzenliyor, bu ülkenin bir siyasi partisinin hem de Cumhuriyet ile yaşıt olmakla, Atatürk'ün kurmasıyla övünen bir siyasi parti genel başkanı çıkıp, 'PKK niye silah bıraksın' diyebiliyor" ifadelerini kullandı.


"Pensilvanya medyası ile PKK medyası"nın aynı dili kullanabildiğini, PKK ile DAEŞ'in, aynı istikamet doğrultusunda hareket edebildiğini kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:


"Neden, birbirine benzemez acaba neden bir araya geldiler, hepsinin hedefi yeni Türkiye. Hepsinin de hedefi güçlü, büyük, diklenmeden dik durabilen, Filistin mücadelesini yüreklice savunan, 'dünya beşten büyüktür' diyebilen bir Türkiye. Düşünebiliyor musunuz, dünyada 200'e yakın ülkenin kaderini, 5 daimi üyeden birinin dudaklarının arasından çıkacak sese mahkum eden bir anlayış. Böyle şey olabilir mi? Şu anda dünya böyle. Erdoğan bunu söylüyor, seslendiriyor diye 'çok ileri gidiyorsun' diyenler çıkabilir, köşelerinde bunları yazanlar olabilir, onlar ne derse desin biz hakkı tutar kaldırırız, o kadar. Sanmayın ki bunlar bana saldırıyor, aileme, arkadaşlarıma saldırıyor. Bunların hedefi Türkiye'dir, millettir, bunların hedefi milli iradedir. Mısır'da da aynısını yapmadılar mı? Yüzde 52 halkının oyuyla iş başına geldi, iş birliği yaptılar ve Mursi'yi indirdiler, kim, kendi kabinesine bakan yaptığı bir general. Hal bu.

İstanbul'da Hilton arazisine el koymak isteyenler, orayı milyar dolarlık ranta çevirmek isteyenler, istedikleri olmayınca PKK ile aynı dili kullanabiliyor, teröre aleni destek verebiliyor, terörü meşrulaştırmak için terörü perdelemek için ellerinden geleni yapabiliyorlar. Gruplarının televizyon kanallarında bakıyorsunuz, art arda rahatlıkla bu teröre destek verenlerin cici kızlarını oraya çıkarıyorlar. Oradan saldırıyorlar."


-"Türkiye gereğini yapacaktır, bunu herkes bilsin"


Bunların meselesinin memleket meselesi olmadığını, kendi rantlarını, çıkarlarını düşündüklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ve bunun için de gerekirse PKK ile gerekirse DAEŞ ile iş birliği yapabiliyorlar. Tel Abyad'da yaptıkları bu değil mi? Tel Abyad'a DAEŞ giriyor, daha sonra DAEŞ oradan çıkıyor ve Tel Abyad'a bu defa PYD giriyor. Hepsi kolektif bir oyun. Peki orası kime ait, yüzde 95'i Arap ve Türkmen, yüzde 5 Kürt. Böyle bir yerde şu anda orası boşaltıldı, önce ülkemize geldiler, sonra tekrar Tel Abyad'a geri döndüler. Dert orayı kantona dönüştürmek ve ilan ettiler kantonu. Şimdi bu, Türkiye'ye artık bir tehdit oluşturmaya başlamıştır, öyleyse Türkiye gereğini yapacaktır, bunu herkes bilsin. Bunların ne kadar kolay yalan söylediklerini görüyorsunuz değil mi?" diye konuştu.