Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fırat'ın doğusunda sızmaya çalışan YPG'liere düzenlenen operasyonla ilgili açıklama yaptı. Türk savaş uçakları, Fırat'ın doğusundan batısına sızmaya çalışan YPG'ye ait 2 botu havadan vurmuştu. Bunun bir uyarı olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Geçenlerde ne oldu? PYD Fırat'ı geçmek istedi. Askerimiz hemen anında işi bitirdi. Bu bir uyarıdır. Kendine çeki düzen ver. Bunu farklı yerlerde de yapmaya çalışırsan, gereğini orada da yaparız. Türkiye'nin kimseden izin almaya ihtiyacı yok. PYD, kanton olarak ilan etti. Bu iş bu kadar kolay mı?  Kanton kurma anlayışı sürerse gereği neyse yaparız." dedi. 

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde bugün bir ilk yaşandığının, Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında her ilden, hiçbir resmi unvanı bulunmayan vatandaşların davet edildiği bir resepsiyonun gerçekleştirildiğinin hatırlatılması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yola çıktığımızda söylediğim ve üzerinde ısrarla durduğum 'Farklı bir cumhurbaşkanlığı' demiştim ve cumhurun başkanı olmanın gereği neyse bunları anayasa çerçevesi içerisinde yerine getireceğimi söylemiştim" karşılığını verdi.


Erdoğan, bu makamlara halkın, vatandaşın değişik kesimlerinin hiçbir zaman çıkamadığını hatırlatarak, şunları söyledi:
"Zaman olmuş kılığından kıyafetinden engellemeler yapılmış, zaman olmuş 'Bunun seviyesi bu işe müsait değil' denilmiş, sakalına bıyığına takılmışlar vesaire. Hatta o kadar ileri gidilmiş ki bu ülkede bakıyorsunuz milletvekilleri eşleriyle Cumhurbaşkanlığı makamına gelemez duruma sokulmuştur. Bir dönem başörtüsünden dolayı birçok insan maalesef çıkamadılar ki buna başbakan olarak şahsım da dahil, biz de çıkamadık, bunları yaşadık bu ülkede. Halbuki o makam Cumhurbaşkanlığı makamıdır, o kişinin makamı değildir. Bunu siz ideolojileriniz uğruna kurban edemezsiniz ve insanlar arasında bir ayrım yapamazsınız. Tabii biz geçen yıl, 30 Ağustos, 29 Ekim kutlamalarında bunları peyder pey azaltmaya başladık."


"Bu fakirdi, bu zengindi, enteldi danteldi sakın böyle bir şey yapmayacaksınız"
Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına yönelik ise çok daha farklı yürüdüklerini belirten Erdoğan, "81 vilayetten bini aşkın davetliyi çağırdık. Bunları valilerimiz, kaymakamlarımız vasıtasıyla tespit ederek gönderdiler. Kendilerine tabii biz olayın ölçüsünü verdik, dedik ki 'Herhangi bir ayrıma gitmeyeceksiniz yani bu fakirdi, bu zengindi, enteldi danteldi sakın böyle bir şey yapmayacaksınız. Yani bu ülkedeki bu makama hasret, bu makamı görememiş kimler varsa bizlere bunları göndereceksiniz'. Bütün her şeyi seferber ettik ve buraya vatandaşlarımızı davet ettik" diye konuştu.


Erdoğan, yaşlısıyla genciyle kadınıyla erkeğiyle bini aşkın davetliyle birlikte olduklarını belirterek, şunları söyledi:
"Çok mutlu oldular, aralarında dolaşırken hepsi de bu memnuniyetlerini dile getirdiler. 'Biz buraları da görecek miydik?' Bir de hani anlatılan şeyler var ya 'altınlar' falan, hepsi de tabii, 'Hani, Cumhurbaşkanım bu altınlar nerede?' falan bunları soruyorlar. O mutlulukları gördük. Biz onunla da kalmadık. Ayrıca bir de son dönemde bazı çok farklı, ekstra olaylar oldu. Biz, 'Onları da değerlendirelim' dedik, buraya davet ettik. Mesela bunlardan biri son dönemde, denizde boğulmak üzere olan bir yavruyu balıkçılar kurtardı. O balıkçı kardeşlerimizi buraya davet ettik, bugün onlar buraya geldiler. Maceranın boyutlarını anlattılar."


"Bayrağı astılar diye bu terör örgütü onların ailesini tehdit etti"
Gaziantep'te Hasan Kalyoncu Üniversitesinde okuyan ve Türkçe'yi iki ayda öğrenen Suriyeli Ravda Cuma isimli genç kızın da resepsiyona katıldığını bildiren Erdoğan, şöyle devam etti:
"Diyarbakır'da maalesef terörün kurbanı olan bir çocuk bayrak indiriyor. Bayrağımıza karşı oradaki tavırlarını, üç Diyarbakırlı çocuk bayrağımızı onun elinden alıyorlar, aldıktan sonra o üçü birlikte direğe tırmanma gayreti içine giriyorlar. İçlerinden bir tanesi buna muktedir oluyor ve bayrağımızı tekrar o direğe asıyor. O üç yavruyu buraya davet etmiştik, onlar da anneleriyle, babalarıyla buradaydılar. Düşünebiliyor musunuz? O çocuklar oraya bayrağı astılar diye bu terör örgütü onların ailesini tehdit etti. Şimdi onlar da tabii çocuklarını orada okutamamaktan korkuyorlar. Bir tanesi zaten bundan dolayı maalesef birinci sınıftan sonra okulu bırakmak zorunda kaldı."


Erdoğan, Yozgat'ta sokakta bulduğu yaralı bir köpeği kucağında hastaneye götürerek orada tedavisini sağlayan çocuğun da ailesiyle resepsiyona katıldığını dile getirerek, küçük çocuğun kendisinden minik erkek bir köpek istediğini anlattı.


"Benim dinimin, inancımın gereği bu"
Geçen aylarda terör örgütünün Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesinde büyük bir saldırı yaptığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
"400 teröristle yaptılar bu harekatı. Bu harekatın hakikaten çok farklı yönleri var. Orada ambulansın olay yerine, yaralıların olduğu yere gitmesi konusunda geçirilen tereddütler var ve nöbette olan iki hemşire var. Bunlardan biri yine bir Kürt olan Emine Sönmez kızımız. Bu kızımız şoförle konuşuyor, sonra yanına bir arkadaşını daha alıyorlar, bunlar olay mahalline doğru gidiyorlar. Fakat tabii kurşunlar öyle geliyor ki bunlardan bir tanesi şoförümüzün şah damarına isabet etmek suretiyle o şoförümüz şehit oluyor. Bakın bu ambulans. Kızımız diyor ki 'Bana da gelenlerden bir tanesi elimdeki telsize isabet etti, telsiz fırladı gitti.' 'Ambulansa oturduktan sonra da' diyor, 'Sağımdan, solumdan kurşunlar geçti. Tabii o şoför ağabeyimizin kanı' diyor, 'Üzerime geldi. Acaba ben mi vuruldum diye endişe ederken oradan meğerse bana gelen kan' diyor. Bu kızımız da 22 yaşında ve 3 yıldır orada görevli ve Muşlu. Bu kızımızın cesareti o da her türlü takdirin üzerinde, yanındaki arkadaşımızın keza hele şoförümüzün ha keza.


Bu ülkede kim neyle, nasıl mücadele ediyor her şey ortada. Bunlar bir ambulansa kurşun sıkacak kadar hainler, alçaklar, caniler. Terörün de bir namusu olsun ya. Bunlarda o da yok. Bütün bunlara karşı ben tabii özellikle Kürt vatandaşlarıma sesleniyorum, bu yapılanlar karşısında hala biz Kürtçülüğü bir din olarak mı kabul edeceğiz? Irkçılığı bir din olarak mı kabul edeceğiz? Yoksa 'Ben Kürt'üm, ben Türk'üm, Laz'ım, Boşnak'ım, Zaza'yım', saygım var, eyvallah. Bunlara zaten herhalde bugüne kadar bu makama gelenlerden kimse bizim gösterdiğimizi göstermedi. Ben her zaman mesela, göreve geldiğimden itibaren, daha öncesinde belediye başkanlığımda, Kürtlere, 'Kürt kardeşim' demişim, 'vatandaşım' dememişim. Niye? Çünkü benim dinimin, inancımın gereği bu. Biz yaradılanı Yaradan'dan ötürü sevdik ve böyle bir ayrımı yapmadık. Şimdi bu ayrımı yapanların yanında veya karşısında olmak, böyle bir durumla karşı karşıyayız. Temenni ederim ki bu aşılacak."


"Batı destekli bir terörle mücadele ediyoruz"
Terörle mücadele konusunda gelinen son noktanın ne olduğunun sorulması üzerine Erdoğan, terörle mücadelenin kısa soluklu bir mücadele olmadığını belirterek, bu konuda milleti aldatmaya gerek olmadığını söyledi.


Terör örgütünün ülke içinde ve dışında boyutlarının olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
"Batı destekli bir terörle mücadele ediyoruz. Şunu da çok açık ve net söyleyeyim, olay sadece bir PKK, DHKP-C, HPG, PYD, DAEŞ olayı değildir. Bütün bunların hepsi şu anda kolektif hareket etmektedirler. Bu kolektif mücadeleyi şu anda biz hükümet olarak kararlı bir şekilde veriyoruz, vermeye devam edeceğiz. Fakat burada bir rehavet olacak mı? Asla.
Şu anda bu operasyonlar kararlı bir şekilde devam edecektir. Bazıları bunu 1 Kasım'a endeksliyorlar. 1 Kasım'ın neticesi ne olursa olsun, bir defa bu operasyonlar Güneydoğu'da, Doğu'da ülkemin her yerinde halkımızın huzurunu yakaladığı ana kadar devam edecek. Çünkü bu huzura, bu mutluluğa kimsenin gölge düşürmeye hakkı yoktur. Devlet bunun için var. Bunun da gereği neyse yapacaktır. Neymiş 'Efendim karşı taraf barış diyor.' Ne barışı? Bunların barışla alakası yok, kimi aldatıyorlar. Biz birbirimizi aldatmayalım lütfen. Batı'ya geldiğin zaman 'barış' diyeceksin, Güneydoğu'da, Doğu'da benim vatandaşım oyunu bile huzur içinde kullanamayacak. Şu anda tehditler başladı."


"Terör çeşidi ne olursa olsun, biz her türüne karşıyız"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Terör çeşidi ne olursa olsun, biz her türüne karşıyız. Kimler tarafından yapılırsa yapılsın buna da karşıyız. Batı gibi, 'Benim teröristim iyi, seninki kötü' mantığında değiliz. Batı hala orada" dedi.
Bugün Kürt kökenli bir grup aşiret reisiyle bir araya geldiğini belirten Erdoğan, içlerinden birinin bölücü terör örgütünün, yol yapımında çalışan araçlarını ve iş makinelerini yaktığını kendisine ilettiğini söyledi.


Bingöl-Cizre arasındaki yolun terör saldırıları sebebiyle 11 yıldır sürdüğüne dikkati çeken Erdoğan, "Yolu yapan iş adamının kamyonları, iş makineleri yakılıyor. Niye, şu kadar vergi veya haraç vereceksin. Bunu vermediğin takdirde yakarlar. Bunu sadece orada mı yapıyorlar? Hayır. Birçok yerden aynı şeyleri yaptılar, yapmaya da devam ediyorlar" ifadelerini kullandı.


Erdoğan, devletin Güney Doğu'da, Doğu'da seçim güvenliğinin nasıl sağlayacağının sorulması üzerine, şu yanıtı verdi:
"Olaya seçimden bakıyorsanız, bu konu anayasa değişikliği gerektiren konu. Maalesef anayasa değişikliği noktasında iktidar partisinin dışında böyle bir şeye yanaşmadılar. Onlar buna yanaşmayınca, bu değişiklik yapılmadı. Bu değişikliği yasama organı yapacak ki YSK'da buna göre harekete geçsin, tedbirini alsın. Bu yapılmayınca olay sadece kaymakamlıkların veya valiliklerin kendi bölgelerinde sandık mahallerini ilan ederken, şu şu mahalle neredeyse, şu okulda oylarını kullanabilir gibi bir değerlendirme yapmış olur."


"O zayıf anı ona vermemek lazım"
DAEŞ'e yönelik operasyonların son dönemde yoğunlaşmasının sebebini ne olduğunun sorulması üzerine Erdoğan, "Artık bu işin için 'seçim var', 'seçim yok' değerlendirmeyi böyle yapamayız. Biz bileceğiz ki yarın seçim var, yapılması gereken bir operasyon varsa bunu öteleyemeyiz. Çünkü karşınızdaki düşman zaten sizin zayıf anınızı kolluyor. O zayıf anı ona vermemek lazım. Dolayısıyla güvenlik güçlerimiz hiç ara vermeden, herhangi bir rehavete kapılamadan, nerede olursa olsun, bütün vilayetlerde DEAŞ ile olsun, PKK ile olsun bu mücadeleyi sürdürüyor, sürdürmeye de devam edecek. Eğer burada bir rehavet olursa, pazar günkü seçimler sıkıntıya girer" değerlendirmesinde bulundu.


"Suruç'ta, Diyarbakır'da olduğu gibi hedef ve taktik aynı"
Ankara'daki terör saldırısıyla ilgili Cumhuriyet Başsavcılığının bugün bilgileri paylaştığını anımsatan Erdoğan, şöyle konuştu:
"Bizim buralardan bir şeyleri görmemiz lazım. '1 Kasım'da yapılacak seçimi nasıl gölgeleriz?' Hedef bu. Burada şu kadar kişi ölmüş, ölmemiş böyle bir hesaplama yok. Daha önce 6-7-8 Ekim olaylarında olduğu gibi. 'Dökülün sokağa' dediler. Suruç'ta, Diyarbakır'da olduğu gibi hepsinde hedef ve taktik aynı. Gar'da da taktik aynı. Bu oyunlar artık ortaya çıktı. Bunları artık görüyoruz. Terör çeşidi ne olursa olsun, biz her türüne karşıyız. Kimler tarafından yapılırsa yapılsın buna da karşıyız. Batı gibi, 'Benim teröristim iyi, seninki kötü' mantığında değiliz. Batı hala orada."


Batı'nın DAEŞ'e karşı operasyon yapanları desteklediğini ama yapmayanları "kötü" olarak nitelediğini ve desteklemediğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:
"Burada bir örnek vereceğim, DAEŞ  bir terör örgütü, ona karşı El Nusra da mücadele ediyor ama Batı El Nusra'ya olumsuz bakıyor, HPG'ye olumlu bakıyor ve ona silah yardımı yapıyor, PYD'ye silah yardımı yapıyor. Biz biliyoruz ki PYD içinde bin 400 civarında PKK'lı terörist var. Bunlar dağlarda yetişerek oraya gelmiş. Aynı şey ülkemizin içerisinde de devam ediyor. Şimdi biliyorsunuz DAEŞ'ın ülkemizden beslenen ayakları var. Bizim istihbaratımız, bütün güvenlik güçlerimiz nerede kim var takip ediyor. Çünkü bunlar şehir merkezlerinde de olduğu için buraya girmek durumunda, bu adımları atmak durumunda. Bir terör örgütüne karşı eğer güvenlik güçlerimiz gerekli tedbiri almazsa, yarın bunun bedelini farklı ödemek durumunda kalabiliriz."


PYD'nin ilk kurulduğu andan itibaren terör örgütü olduğuna dikkati çeken Erdoğan, Batı'nın PYD'yi siyasi bir örgütlenme olarak görmesine tepki göstererek, "Böyle bir saçmalık olur mu?" dedi.