Haber MerkeziMeydan DAEŞ, PKK ve DHKP-C gibi örgütlerin hepsinin hedefi oldu. Dünkü katliamın duyulmasının ardından akla ilk failin hangi örgüt olduğu sorusu geldi. Kısa sürede canlı bombanın DAEŞ militanı olduğu ortaya çıktı. 
 6 Ocak 2015’te Diana Ramazova isimli bir Rus kadın, polis noktasında yaklaşıp kendini patlatmıştı. Ramazova paramparça olmuş, polis memuru Kenan Kumaş da şehit düşmüştü. Kısa sürede olay aydınlatılmış, 18 yaşındaki teröristi DAEŞ’in gönderdiği belirlenmişti. Aynı meydanda bir yıl sonra yaşanan katliam, akıllara yine DAEŞ’i getirdi. Çünkü söz konusu örgütün yakın dönemde turistlerin yoğun olduğu bölgelere saldırı planladığı ortaya çıkarılmıştı.
 Ankara’da 10 Ekim’de meydana gelen ve 102 kişinin hayatına mal olan terör saldırısının ardından DAEŞ hücrelerinde bazı belgeler ele geçirildi. Şifrelerin çözümü aralık başında tamamlandı. Ankara katliamını planlayan Yunus Durmaz’ın evinde çıkan belgelerde, eylem emrini DAEŞ’in Suriye Şeyhi İlhami Balı’nın verdiği ortaya çıktı. Belgelere göre, örgütün hedefi G-20 toplantısının yapıldığı Antalya idi. Militanlar eğlence mekânını basacaktı. Emri veren İlhami Balı militanlara şöyle diyordu: “Ülke liderleri yakında Antalya’da toplanacak. Bu toplantının nerede olacağını bul ve hızlı bir şekilde bu şehirde turistik bir mekana saldırı yap. Seçeceğin yer, Türklerin bulunmadığı, Avrupalıların çok olduğu bir yer olsun.”

AKLA TAKILAN 5 SORU

Gelişmeler, DAEŞ’in Antalya’da planladığını İstanbul’da yaptığını gösteriyor. Peki saldırının amacı neydi? Akıllara takılan sorular şöyle: 
1- Saldırı Batı’ya bir mesaj mıydı? Avrupalılar bilinçli mi seçildi? 
2- Türk turizmi baltalanmak mı istendi? Türkiye, Rusya’dan kesilen turist açığını Almanya’dan kapatmayı planlıyordu. Bomba, bunu engellemeye yönelik olabilir mi?
3-İstanbul’u vurup Türkiye’yi zayıf göstermek mi istediler?
4- Katliamın Türk-Alman ilişkilerinin bir nişanesi olan Alman Çeşmesi’nin hemen yanında yapılması bir tesadüf mü?
5- Almanya, DAEŞ operasyonlarına katılmak için İncirlik’e uçak ve asker gönderdi. DAEŞ yılbaşı öncesi bu ülkede katliam yapacaktı. Ankara uyardı, saldırı engellendi. Sultanahmet’te Almanların hedef alınmasının sebebi bu muydu?

 Yine ders almadık

Canlı bombalı terör 94 gün sonra yine Türkiye’yi vurdu. Suruç’ta 20 Temmuz’da 34, Ankara’da 10 Ekim’de 102 vatandaşını kaybeden ülke, olayın şokunu atlatamadan kendini tartışmaların içinde buldu. HDP lideri Selahattin Demirtaş hemen “katil devlet” diye açıklama yaptı. Ortam iyice gerildi. Katliamın fotoğrafları çarşaf çarşaf servis edildi. İnsanların havaya uçtuğunu gösteren videolar, milyonlarca kişi tarafından defalarca izlendi. Ankara’nın ardından bir ay sonra bu sefer Fransa’nın başkenti Paris, terör saldırısıyla yıkıldı. 132 kişi öldürüldü. İktidar, muhalefet, basın tek yürek oldu. Bütün dünya “Paris için dua et” şeklinde sosyal medyadan mesajlar yazdı. Kimse, devleti suçlamadı. Herkes profiline Fransa bayrağı koydu. Polis, kanlı görüntülerin alınmasına engel oldu. 
Sultanahmet saldırısında ise, yine bildik Türkiye görüntüleri sergilendi. Televizyonlar, aynı görüntüleri döndürüp döndürüp verdi. Parçalanmış, kol, bacak, bağırsak görüntüleri sosyal medyada milyonlarca kişi tarafından paylaşıldı.  Kendi ülkelerindeki olaylara “hassas” davranan Batı medyası, Sultanahmet’teki kanlı görüntüleri sansürsüz servis etti. Ana muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu “Turizmin kalbinde, Sultanahmet’te bomba patlayacak, siz hiçbir önlem almayacaksınız. Sonra ne yapacaksınız? Ambulans gitmeden yayın yasağı getireceksiniz. Bu hükümet, ülkeyi yönetemiyor” diyerek destek vermek yerine hükümeti suçladı.