Bakü'deki toplantıda konuşma yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, isim vermeden Rusya Devlet Başkanı Putin'e yüklenerek "Suriye'de artık sadece bireysel terör yok. Devlet terörü var. Orada halkını varil bombalarıyla öldüren bir terörist var. Peki bunları kırmızı halıyla karşılayanlar, silah yardımında bulunanlar sorumlu değil mi?" diye seslendi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkan başlıkları şöyle;

Büyük kısmının kadın ve çocukların oluşturduğu masum insanların bu insanların bir bölümünün sonu karanlık sularda son buluyor. Büyük bir kısmı gittikleri yerde ötekileştirmenin sorununu yaşıyorlar. İslam adına eylem yaptığını iddia eden örgütler en büyük zararı Müslümanlara veriyor. Açık ve net söylüyorum bu terör şebekeleriyle binlerce yıllık medeniyet birikimi yok oluyor. Özellikle Batı ülkelerinde yabancı düşmanlığı ve İslamafobinin arttığını görüyoruz. Bu şekilde farklı medeniyetlere, farklı inançlara, farklı kültürlere sahip insanlar arasında uçurumların derinleşmesi daha büyük bir felaketin öncüsü olarak karşımıza çıkıyor. Terörün, teröristlerin, terör örgütlerinin dini, kültürü, inancı yoktur. İslam kelime itibarıyla manası barış olan bir dindir. Manası barış olan bir din teröre müsaade eder mi? Bizim dinimizde terörün asla yeri yoktur. İslam adına ortaya çıkan bu örgütler ki, başta DAEŞ bunların İslamla uzaktan yakından alakası yoktur. Terör bizatihi insanın kendisine düşmandır. İnsanlık olarak karşı karşıya bulunduğumuz bu tehdit hepimize yöneliktir.

SURİYE'DE BİREYSEL TERÖR YOK DEVLET TERÖRÜ VAR

Ölenin Allahüekber dediği öldürenin de Allahüekbar dediği bir anlayış olabilir mi? Bunun bizim dinimizle alakamız yoktur. Hiçbir medeniyet bu tehdidin dışında değildir. Terör örgütü medeniyetler ittifakının en büyük hasmıdır. Bu tehdidi ancak ortak mücadeleyle aşabiliriz. Aksi yönde her tutum, her beyan teröre destek anlamına gelmektedir. Mezhepçilik, bir zamanlar özellikle Ortaçağ ve sonrasında yine birbirbirlerine karşı çok ciddi tehdit oluşturuyordu. Şu anda yine bunu yaşıyoruz. Irkçılık çok ciddi bir tehdit olarak teröre zemin oluşturdu. Mezhepçiliğe karşı ortak mücadeleyi veremezsek barışı temin edemeyiz. Irkçılığa karşı bu ortak mücadeleyi veremezsek terörle mücadele yapamayız. Şu siyahtır, şu beyaz ırktandır diye insanları birbirinden ayıramayız. Biz karşımızdaki tüm ırkların mensuplarına insan olarak bakmak ve insan olarak hepsini sevmek zorundayız. Dünyada barışın temelini bu oluşturmaktadır. Teröre karşı küresel ittifakı sağlamak zorundayız. Eğer küresel ittifakı sağlayamazsak burada da barışı temin edemeyiz. Şu anda ülkem terörle mücadelede çok ciddi bir sorun yaşamaktadır. 35 yıldır terörle mücadele ediyoruz. Şu ana kadar terörle mücadelede 40 bini aşkın insanımız ölmüştür. Aynı şekilde yanıbaşımızda artık terörle başlayan süreç Suriye'de iç savaşa dönüştü. Ölenlerin sayısı 500 bini aşmış vaziyette. Orada bireysel bir terör yok, Suriye'de devlet teröri esiyor.

ORADA BİR TERÖRİST İŞBAŞINDADIR KENDİ HALKINA SALDIRIYOR

Suriye'de bir terörist işbaşındadır. İnsanları toplarla, tanklarla, varil bombalarıyla öldüren bir terörist var. Bunlara kırmızı halı serenler sorumlu değil mi? Eğer teröre karşı bu mücadeleyi vereceksek samimi olmak zorundayız. Onlara silah yardımında bulunanlar, parasal yardımda bulunanlar sorumlu değil mi? Bizler medeniyetler ittifakını kurarken Türkiye olarak bu anlayışla işin içerisinde bulunuyoruz. Bizim en çok üzüldüğümüz kahrolduğumuz an Aylan bebeğin kumsala vurduğu andır. Aylan bebeğinin o kumsala vurduğu ana kadar neredeydiniz? 6 yıldır Suriye'de bu insanlar ölüyor. Ege'de, Akdeniz'de denizden topladığımız insanların sayısı 100 bine ulaştı. Onları ölümden kurtaralım. Şu anda Suriye'de ve Irak'ta olmak üzere 3 milyon mülteci ülkemizdedir. Düstlar geliyorlar, teşekkür ediyorlar. Biz bir söz vardır; bal bal demekle ağız tatlanmaz. Balı yersen ağız tatlanır. Biz şu an sadece faturalı olarak yaptığımız harcama 10 milyar doları aştı. STK ve belediyelerimizin yaptığı harcamayı söylemiyorum. Onlarla birlikte 15 milyar doları aştı. Kamplarda 280 bin şehirlerdekilerle beraber 3 milyon insanı ülkemizde misafir ediyoruz. Hala biz kapılarımızı bazı batılı ülkeler gibi kapamıyoruz. O bombalardan kaçıp gelenlere kapılarımızı açmaya devam edeceğiz, onu da söyleyeyim.

BÜTÜN MAZLUMLARIN GÖZÜ BURADAKİ TOPLANTIYA ÇEVRİLDİ

Yürüteceğimiz mücadelede bizi başarıya getirecek yol farklılıklarımızla birlikte yaşamaktan geçiyor. Her türlü terörle mücadele akıllara, kalplere, vicdanlara hitap ederek kazanılabilir. Farklı olana korkuyu yenebildiğimiz gün bu mücadeleyi kazanabiliriz. Şiddet yanlıları, genç nesillerin inanç değerlerinin çarpıtılmasıyla, ürettikleri ütopyalarla etkiliyor ve felakete sürüklüyor. Yeni nesillere inançlarının adaleti ve eşitliği temel alan gerçek mesajları en doğru şekilde öğretmeliyiz. Farklı inançların mensupları olarak bunu başardığımızda dünyanın hep birlikte yaşayabileceği bir yer olduğu anlaşılacaktır. Medeniyetler İttifakı'na, ittifakın ilke ve değerlerine her zamankinden daha güçlü bir şekilde sahip çıkmalıyız. 21. yüzyılda insanlığın vardığı yerin gündemini terör örgütlerinin belirlediği bir sona mahkum olmayacağına inanıyorum. Sesimizi bugünden yükseltmeli ve derhal harekete geçmeliyiz. Bu forumda iki gün boyunca verilecek mesajlar çok önemli. Dünyanın dört bir yanında hoşgörüsüzlük, ırkçılık, nefret söyleminin acısını çekenlerin gözleri şu anda Bakü'ye çevirmiş durumda. Herkes Bakü'den çıkacak bildiriyi bekliyor. Foruma katılan siyasi, dini liderler, kanaat önderleri, STK temsilcileri olarak hepimize düşen görevler var. Karşılıklı saygı, anlayış, diyalog temelinde barış içinde birarada yaşama hedefinin mümkün olduğu mesajını vermeliyiz. Bakü'de ittifakı ve değerlerimizi daha da ileri taşıma kararlılığımızı şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koyacağımızı düşünüyorum. Gerekli olan siyasi ve mali desteğin süreceğini hep birlikte beyan etmeliyiz. Bu onurlu duruş sadece insanlığa değil gelecek nesillere karşı borcumuzun gereğidir.