Yıldırım, 65. Hükümet programını okudu. Yıldırım, altı temel alanda çalışmalarını yoğunlaştıracaklarını kaydederek, bunların demokrasi ve adalet, eğitim, reel ekonomide köklü değişim, öncelikli dönüşüm programları, kamu yönetimi ve kamu maliyesi olduğunu söyledi. Yıldırım, “Vatandaşlarımız için olmazsa olmaz olan insan hak ve hürriyetleri ile adaleti daha ileri taşımak, ekonomik ve sosyal gelişmemiz için vazgeçilmez bir hedefimizdir. Türkiye’nin gerçek mukayeseli üstünlüğü genç ve dinamik nüfusudur. Bu gerçeği göz önünde bulundurarak eğitimde fırsat eşitliğinde ve herkesin eğitim imkânlarına erişimi konusunda çok önemli mesafeler katettik. Önümüzdeki dönemde eğitimde uzmanlaşmaya ve her seviyede kaliteyi artırmaya daha fazla hız vereceğiz. Üreterek büyüyen, istihdam oluşturan, ihracatı geliştiren bir ülke olma yolunda reel sektörü daha güçlü, daha rekabetçi hâle getireceğiz. Bu çerçevede atacağımız adımlarla üretim yapımızda ve ihracatımızda ileri teknolojiye dayalı yüksek katma değerli ürünlerin payını artırmış olacağız. İş ve yatırım ortamı iyileşecek, ulusal ve uluslararası doğrudan yatırımları teşvik edecek, destekleyecek ve tüm yatırımcıların ihtiyacı olan her türlü tedbiri zamanında alacağız” ifadelerini kullandı.

Kamuda zaman yönetimini esas alan etkin bir personel sistemini önemsediklerini belirten Yıldırım, “Bu sayede daha hızlı çalışan, daha hızlı karar veren bir idari yapılanmayı gerçekleştireceğiz. Yerel yönetimlerde, kamu kaynaklarının ülke ve millet menfaati için kullanımını temin edecek düzenlemeleri süratle hayata geçireceğiz. Bütün bu alanları kapsayan öncelikli dönüşüm programımızı uygulamaya devam edeceğiz. Bu şekilde tasarrufları, yatırımı, üretimi, ihracatı artıracak, daha yüksek oranda büyüme hedefini gerçekleştireceğiz” şeklinde konuştu.

Türkiye’de dördüncü sanayi devrimine geçiş için gerekli çalışmalara hız vereceklerini belirten yıldırım, “65’inci Hükümetimiz siyasi istikrar ve güven sayesinde ekonomik büyümeyi gerçekleştirmeye devam edecektir. Bu dönemde de yatırımlara ve projelere odaklanarak özel sektör yatırımlarını çok daha fazla destekleyeceğiz. Bilim ve teknoloji alanına verdiğimiz önemle başta uzay, havacılık ve savunma sanayisi olmak üzere yerli ve millî sanayimizi güçlendirmek için gerekli adımları atacağız. Bir taraftan üretken yatırımlara alternatif finans imkânları sağlarken, diğer taraftan da finansmana uygun şartlarda erişimi kolaylaştıracağız. Özel sektörün ilgisini yeterince çekmeyen bölgelerde kamu ve özel sektör iş birliği ile istihdam ağırlıklı proje ve yatırımlara öncelik vereceğiz. Böylece bölgesel kalkınma farklılıklarını asgari düzeye indirecek girişimleri güçlendireceğiz. Bütün bunları gerçekleştirerek milletimize karşı olan sorumluluğumuzu yerine getirebilmemiz için Meclisimizin ve milletimizin desteğine duyduğumuz güven tamdır” diye konuştu.

Yıldırım şunları kaydetti:

“Cumhuriyetimizin 100’üncü yılı 2023’e giderken önceliğimiz, ülkemizin çoğulcu, özgürlükçü, demokratik, sivil, milli ve hukukun üstünlüğüne dayanan bir yeni anayasaya sahip olmasıdır. Bu değerler üzerine inşa edilecek yeni anayasanın temel ilkesi, ahlaki referansı insan onuru ve insan hassasiyeti olacaktır. Yeni anayasa düzeninin odağında insan hak ve özgürlükleri yer alacak. Bu çerçevede düşünce inanç, ifade ve girişim özgürlüğünü sınırlayan yegâne unsur, eşit haklara sahip diğer vatandaşların özgürlük alanlarıdır. AK Parti hükûmetlerinin önemli bir reform alanı olarak gördüğü hak ve özgürlükler konusunda Türkiye’nin pek çok meselesi milletimizin beklenti ve ihtiyaçları doğrultusunda çözüme ulaştırılmıştır. Ülkemizin güçlü bir hukuk devleti olması yönünde önemli adımlar atılmıştır. Antidemokratik ve hukuksuzluk oluşturan uygulamalar, temel insan haklarına karşı işlenen cürümler, milli irade ve siyaset üzerinde tesis edilen vesayetler birer birer ortadan kaldırılmıştır. Herkesin inandığı gibi yaşayabildiği, fikirlerini özgürce ifade edebildiği, refaha katkıda bulunduğu, refahtan hak ettiği payı aldığı, emniyet, huzur, birlik ve kardeşlik içerisinde yaşayan bir toplum olarak birlikte geleceğe yürüyeceğiz. Bu bağlamda, siyaset alanı genişleyecek, vesayet yerine millet iradesi tam anlamıyla tahkim edilecek, yeni anayasa ve sistemle birlikte yeni Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü, Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Kanunu da hazırlanarak yürürlüğe konacaktır.”

65’inci Hükümet döneminde doğrudan anayasal sistemle bağlantılı seçim kanunlarının, Siyasi Partiler Kanunu gibi kanunların güncelleştirileceğini söyleyen Yıldırım, “Bugün artık bu tartışmaları bir kenara bırakıp Cumhurbaşkanımızın halk tarafından seçilmesiyle birlikte ortaya çıkan fiili duruma anayasayla resmi ve hukuki bir statü kazandırılması bir zaruret hâline gelmiştir. Mevcut sistemin yetki, görev, sorumluluk paylaşımındaki pek çok muğlaklıklar barındırması siyasal sistemin yeniden düzenlenmesini mecburi hâle getirmektedir. Mevcut sistem içindeki tıkanıklığın Meclisimizde oluşacak uzlaşmalarla çözümü için birçok girişimde bulunulmuş ancak bugüne kadar maalesef ortak bir uzlaşma ortaya çıkmamıştır. Bu bakımdan, seçimlerde söz verdiğimiz gibi AK Parti olarak bu konuyu ülkemizin gündeminde daha fazla tutmamak adına gerekli çalışmaları başlatacağız ve bu konuda da tüm siyasi partilerin desteğini arayacağız. Yeni anayasayla seçimlerin istikrar üreteceği, yasama, yürütmenin müstakil olarak etkin olduğu, demokratik denge kontrol mekanizmasının etkin işlediği, toplumsal farklılıkların temsilinin sağlandığı, karar alma süreçlerinin hızlandığı yeni bir siyasal sistem öngörülmektedir. Şunu herkes bilmelidir ki AK Parti’nin başkanlık sistemi önerisi üniter yapıyı esas almaktadır. Adaleti mülkün ve meşruiyetin temeli, hukuk devletinin esası olarak görüyoruz. Bizim için adalet, hukukun üstünlüğüne dayalı, herkesin güven duyduğu, her türlü güç odağından bağımsız, tarafsız, vatandaşın beklentilerine hızlı cevap veren bir yapıda olmalıdır” diye konuştu.

Yıldırım şöyle konuştu:

“17-25 Aralık darbe girişimiyle birlikte su yüzüne çıkan, iş dünyasını, sivil toplumun çeşitli kesimlerini, eğitim camiasını, dini cemaatleri, güvenlik ve yargı bürokrasisini ele geçirmeye çalışan paralel terör örgütü ve bu örgütün iç, dış uzantılarıyla hukuki, idari mücadelemiz kesintisiz devam edecektir. Hiçbir kişi veya kesimin devletle bilek güreşi tutuşmasına asla izin verilmeyecektir. Kamu yönetiminde şartların ve anlayışların değişimi içinde, yenilikçi, vatandaş memnuniyetini esas alan yaklaşım bizim için esastır. Bürokratik atalet ve rutinleşmeye karşı katılımcı anlayış içerisinde, yönetim yapımızı, uygulamalarımızı tekrar gözden geçireceğiz. Vatandaşın denetleyen gözüyle, siyasi sahiplenmeyle iş ve yaşam kalitesini sürekli şekilde artıracağız.”