1. Küresel Test
Şişe suyu kralı
Dünyada yüz milyonlarca insan temiz su kaynaklarına erişimi olmadan hayatını sürdürüyor. Tüketiciler ise gelişmiş ülkelerde her yıl şişe sularına milyarlarca dolar para harcıyor. Ancak küresel ekonomik yavaşlama ve çevre duyarlılığı birçok bölgede bu talebin azalmasına yol açıyor. Acaba hangi ülkede kişi başı şişe suyu tüketimi en yüksek?
A. ABD
B. Birleşik Arap Emirlikleri
C. Meksika
D. İtalya
>> A.ABD: YANLIŞ. Ortalama bir Amerikalı yılda 108 litre şişelenmiş su tüketiyor, bu da Amerika’yı kişi başı tüketimde 10’uncu sıraya taşıyor. Ancak yıllık 33 milyar litre ile ABD toplam tüketimde dünya lideri. ABD’de satılan suların şişelerini üretmek için yıllık 17 milyon varil petrol gerekiyor, ki bu rakam 1 milyon aracın 1 yıllık benzin tüketimine tekabül ediyor. Ayrıca bu şişelerin yaklaşık yüzde 86’sı geri dönüşüme gönderilmek yerine çöpe atılıyor. Şişelerin doğada yok olması için gerekli süre 1000 yılı bulabilir.
>> B. Birleşik Arap Emirlikleri: YANLIŞ. 4.8 milyon nüfusuyla Birleşik Arap Emirlikleri kişi başı şişelenmiş su tüketiminde yıllık 150 litre ile dünyada 3’üncü sırada.
Bu rakam yıllık 115 litre tüketen Lübnan’ın ve 95 litre tüketen Suudi Arabistan’ın bir hayli üzerinde.
Birleşik Arap Emirliklerinin kişi başı su tüketimi dünya ortalaması olan 30 litrenin tam 5 katı.
>> C. MEKSİKA: DOĞRU. ABD’nin güneydeki komşusu Meksika kişi başı şişelenmiş su tüketiminde dünyada birinci, toplam tüketimde ise ikinci sırada. Ortalama bir Meksikalı yıllık 224 litre şişelenmiş su tüketiyor, bu da kişi başı bir Amerikalının iki katı şişe suyu içtiği manasına geliyor.
Meksika’daki şişelenmiş su tüketiminin yüksek oranlarda olması ülkedeki şebeke suyunun birçok bölgede güvenilmez olmasının bir sonucu. Ancak sanayileşmiş ülkelerde şişe suyunun şebeke suyundan daha sağlıklı olduğunun bir garantisi yok.
>> D. İTALYA: YANLIŞ. Ortalama bir İtalyan yılda 204 litre şişelenmiş su tüketiyor, Batı Avrupa’nın geri kalanından oldukça fazla.
Ülke kişi başı tüketimde dünyada ikinci sırada, toplam tüketimde ise beşinci sırada.
2. İlginç Rakamlar
1- Dünyanın en hızlı büyüyen 30 şehrinden 10 tanesi Hindistan’da. (Goldman Sachs)
2- Bir nesil süresince Hindistan’ın gayri safi yurtiçi hasılası (GSYİH) yüzde 230 büyüdü, yıllık yüzde 4’lük bir trend. (Financial Times)
3- Çin’in GSYİH’sı ise yüzde 1.090 büyüdü, yıllık yüzde 8.7’lik bir trend. (Financial Times)
4- Yüksek miktarda hisse senedi işlemi yapan aracı kurumlar artık zamanı mikro saniye bazında ölçüyor, başka bir deyişle saniyenin milyonda biri. (Wall Street Journal)
5- Amerikan havayolları dünya jet yakıtının yüzde 35’ini tüketiyor. (Businessweek)
6- 18 OECD ülkesinde evde televizyon izlemek ya da radyo dinlemek yapılan en yaygın eğlence türü, eğlenceye ayrılan zamanın yüzde 36’sını kapsıyor. (OECD)
7- Deniz suyunu arıtarak su elde etmek, geleneksel su kaynaklarını kullanmaya göre 3 kat pahalı ve 10 kata varan oranda daha fazla enerji gerektirebiliyor. (Business Executives for National Security)
8 -Çin’de kırsal alanda yaşayan 720 milyon insan var, şehirlerde ise 606 milyon. (HSBC)
9- Kenya, Doğu Afrika’da en çok yolsuzluk yapılan ülke. (Transparency International)
10- Kutuplardaki tundralarda permafrost olarak bilinen donmuş toprağın derinliği yüzlerce metreyi bulabiliyor. (The Economist)
3. Dudak Okuma
Olivier Blanchard konuşuyor...
Çok uzun süredir MIT’de ekonomi profesörü olan Olivier Blanchard, şu sıralar IMF’nin şef ekonomisti. Zamanının büyük bir kısmını dünyanın derin ekonomik problemlerini düşünmekle geçiren Blanchard’ın küresel ekonomi hakkındaki görüşlerini sunuyoruz.
1- Resesyonun sonunu nasıl görüyorsunuz?
“Normal resesyonlar, işletmelere ve çalışanlara çok büyük zarar verseler de, işler normale öngörüldüğü şekilde dönerdi. Mevcut küresel resesyon normal olmanın çok ötesinde.”
2- Neden?
“Dünya sıradan bir resesyonda değil. Dönüş kolay olmayacak. Kriz derin yaralar açtı, bu da gelecek yıllar boyunca arz ve talebi etkileyecek.”
3- Önümüzde ne var?
“Neredeyse bütün ülkelerde krizin zararları mali külfet oldu, ve vergilerin yükselmesi kaçınılmaz.”
4- Sanayileşmiş ülkeler daha mı çok baskı altında?
“Gelişmiş ülkelerin finans sistemleri kısmen işlevsiz durumda, yeniden şekillenmeleri çok uzun zaman alacak.”
5- Onları bekleyen başka zorluklar var mı?
“Evet. Tüketimin gelişmiş ekonomilerden gelişmekte olan ekonomilere kaymasıyla dünyada talebin mahiyetinin değişmesi, üretim yapısında değişim gerektirebilir.”
6- Küresel olarak başka hangi zorlukları öngörüyorsunuz?
“Büyüme, önümüzdeki yıl zirve yapması beklenen işsizliği azaltmaya yetecek kadar güçlü olmayacak.”
7- Bütün bunların içinde ABD ekonomisi ne kadar önemli?
“ABD sadece krizin başlangıç noktası değildi, aynı zamanda dünyada herhangi bir iyileşmenin de merkezi.”
8- Çıkış yolu nedir?
“ABD’de ve başka yerlerde iyileşmenin sürebilmesi için harcamaların kamudan özele yeniden dengelenmesi gerekiyor.”
9- Başka?
“Ülkeler arası koordinasyonun önümüzdeki bir kaç yıl krizin en şiddetli zamanlarında olduğu gibi sürmesi çok önemli.”
10- Son olarak, gelişmekte olan piyasalar ve gelişmiş ekonomiler arasında bir ayrışma öngörüyor musunuz?
“Güçlü ithalat bağlantıları ABD’deki bir şoku dünya çapında bir resesyona dönüştürdü, krizde ayrışma mümkün olsada düşük bir ihtimal.”
Editör’ün Notu: Bütün alıntılar Olivier Blanchard’ın Finans ve Gelişim dergisinin Eylül 2009 sayısından iktibas edilmiştir.
© 2009 www.theglobalist.com