Scott Wade alışılmışın dışında bir sanatçı. Dünyaca ünlü bir ressam ancak bu ressamın  tuvalleri diğerlerininkinden farklı;  kirli araba  camları.  O, tozlu araba camları üzerine ünlü portrelerin  illüstrasyonlarını, manzara resimleri, film sahneleri  çizerek çalışmalarını, mobil  sanat galerisini  dönüştürüyor.
Scott Wade,  kirli bir araba gördüğünde üzerine,  camına yazı yazmaktan kendini alamayan birçok insandan biri. Ama onun farkı oldukça yetenekli olması.  Kendisinin de bir  arabanın camına   “beni yıka “ diye  başladığından şüphelensek de  sonraları yaptıkları  çok daha  sofistike  sanat eserlerine  dönüşmüş.  Yeteneği ona birçok lakap kazandırmış,   hatta ‘Tozun Da Vincisi’   ismi  takılmış ama  o ‘ Kirli araba sanatçısı’ olarak anılmayı  tercih ediyor.  
Sanatçı  bir aileden olan Scott, karikatürist  bir babanın oğlu. Küçük bir çocukken bile tozlu araba gördüğünde bir şeyler karalamaktan kendini alamadığını,  komik suratlar, figürler çizdiğini  hikâyeler resmettiğini  söylüyor. Bugün ise Leonardo Da Vinci’nin Mona Lisa’sından Johann Vermeer’in İnci küpeli kızı’na,  Albert Einstein’dan Atatürk   portresine kadar muhteşem bir koleksiyonu var. 
“Kirli bir araba gördüğümüzde, ‘Çok çirkin görünüyor, acilen bunu yıkamalıyız!’ diye  düşünürüz. Ama  bunu  bir sanat eserine  dönüştürdüğümde insanlar ‘güzel olan hangisi , çirkin olan hangisi’ şeklinde  güzellik kavramını sorguluyor” diyor  Scott.  
Bu  sanata  kendi arabasında başlamış. Evi oldukça tozlu bir yolun kenarında olan sanatçı yirmi yıl boyunca toz topraktan bezmiş. Arabasını yıkamak yerine üzerine desenler çizmeye başlamış. Desenler detaylanmış, gölgelenmiş ve birer sanat eserlerine dönüşmüş. Önceleri toza toprağa  tepki,  sonra  hobi olarak başladığı bu iş  en sonunda ‘kirli araba  sanatı’ olarak  hayatında  yer almış. Ve bu yeteneği uluslararası medyada  yer alınca ona  dünya çapında  fırsatların kapısını aralamış. Scot Wade bugün reklam sektörünün, medyanın, fuarların,  kampanyalarda aranan ismi ve dünyayı  dolaşarak gösteriler yapıyor. “Ama  her şeyden önemlisi, yaptığım iş bana keyif veriyor” diyor ve ekliyor; “İnsanlar ‘En sevdiğiniz  eseriniz hangisi’ diye  sorduğunda ‘Bir sonraki’ diye cevap veriyorum. Yapacağın her yeni eser insanı heyecanlandırıyor ve bittiğinde harika hissediyorsun.”
Kalıcı olmadığı hâlde yapmaktan vazgeçmediği eserlerine ortalama dörder saat ayırıyor. Malzeme ise  sadece sıradan bir  fırça  ve biraz hayal gücü.  Resimleri için kullandığı  2 türlü tuval var. Biri günlerce yol yapmış ve camları plaka hâlinde tozla kaplanmış araçlar, diğeri ise  kendisinin  yağ, toz  ve püskürtücüyle  tozlu hâle  getirdiği  araçlar. “Kullanılmaktan leş gibi olmuş araçlarda  resim yapmanın keyfi ayrı”  diyor.