Kıyamazsınız kullanmaya
Adilcevazlı Cumali Usta, ceviz ağacından benzersiz bastonlar yapıyor. Kimini yemek parasına veriyor, kimini otomobil fiyatına...
İrfan Özfatura
Bitlis’e bağlı Adilcevaz, mazisi 5 bin yıl evveline uzanan bir kaza. Hurriler’in, Hititler’in, Urartu’ların burada yerleştikleri bilinir, Asurlar da gelir gider ticaret yaparlar.
İslâm orduları ile ilk defa Hazreti Ömer devrinde tanışan Adilcevaz, İstanbul’u kuşatmaya giden Hazreti Muaviye’nin ordusunu da ağırlar.
Abbasi ordusundaki Türk komutanlar hudut boylarına Avasım denilen beldeler kurar. Adilcevaz da serhat şehirlerinden biridir Bizanslı yıllarda.
Çağrı Bey Van Gölü çevresini ele geçirince, Mervanoğulları ve Vaspurakan Ermenileri ile komşu olurlar.
KİLİDİN KİLİDİ
Sultan Alpaslan sırtını Adilcevaz ve Ahlat’a yasladığı için rahattır Romen Diyojen karşısında...
Eğer Malazgirt Anadolu’nun kilidi ise, Adilcevaz ile Ahlat kilidin kilidi olurlar.
Bir ara Harzemşah hakimiyetine giren bölge, Yassı Çemen savaşından sonra tekrar yurt olur Anadolu Selçuklulara… Sonra 1243 Kösedağ savaşı ve kum gibi akan Moğollar…
İlhanlı, Celayirli, Karakoyunlu, Akkoyunlu derken Safeviler…
Adilcevaz İran’dan çok çeker uzun yıllar hasret kalır huzura. Hatta Çaldıran bile merhem olmaz yaraya. 1. Cihan Harbi… Rus işgali… Bir bakmışsın sokaklarda Ermeni komitacılar… Ama öyle ama böyle her kavim desenlerini bırakır. Bunlar mimaride ve el sanatlarında yerlerini bulurlar.
CEVİZLER DİYARI
Adilcevaz’ın üç ismi var “Zat-ül cevaz”, “El Cevaz” ve “Diyar-ı cevz”. Cevaz ibaresi fetva ile mi ilgili, yoksa cevizle mi bilmiyoruz. Bilinen şu ki ağaç işi ile uğraşanlar cevize bayılırlar. Çünkü mübarek kolay işlenir, güzel de cila tutar. Kendi içinde renkli damarlıdır, seyrine doyum olmaz.
Ceviz ağacı mukavimdir, bünyesinde ne bakteri tutar ne kurt, güve, karınca. Eğilmez, bükülmez rengi solmaz. Bilirsiniz ceviz etrafında başka ağaç barındırmaz. Sahasına öyle hakimdir ki gölgesinde bile uyunmaz.
Bu şirin kazada 30 bini aşkın ceviz ağacı var, her yıl 10 bin fidan üretilir ayrıca. Kabuğu kağıt gibi incedir, adeta lezzet yumağı…
Yöre çiçekten yana da zengindir, bu bal demektir kovanlarca...
Neyse zemini anlattık, cevizi anlattık gelelim ustalığa…
DEDE MESLEĞİ…
Cumali Birol Usta kendini bildi bileli baston yapıyor. “Ben babamdan öğrendim, babam da dedemden” diyor. “Yamaklıktan başladık tabii, dükkan süpüre süpüre, çay koştura koştura. Çırak, kalfa, usta derken ahi başı olduk sonunda. Henüz 41 yaşındayken Türkiye’nin en genç ahi lideri seçildim. Bu sanatı gençlere sevdirmek için elimizden geleni yaptık, şükür çıraksız kalmadık daha. Son yıllarda ecdada karşı büyük bir muhabbet var, Osmanlı sanatları da hissesini alıyor bundan.
Bastonda ana malzeme ceviz ama gül ağacı, kiraz ağacı da kullanıyoruz. Boynuz da yakıştırıyor, zümrüt, yakut, safir gibi değerli taşlar oturtuyoruz. Gümüş ve sedef kakmalar da güzel gidiyor. Herkese her keseye göre bastonlarımız var, yemek parasına da, 25 bin dolar fiyat koyduklarımız da… Şaka değil 6 ayımıza mal oluyor zira.
MAYASI SABIR
Biliyorsunuz ebru, hat sanatına, cilde çok yakışıyor. Bastonu da denedik şirin oldu, yeni bir çığır açıldı adeta…
Ebru yabancıların hayli ilgisini çekiyor, gelip televizyon programları yapıyorlar.
Eskiden Adilcevaz’da bastoncu çoktu, ne yazık ki ellerini eteklerini çektiler dayanamadılar. Bizim de zor günlerimiz oldu ama bırakmayı düşünmedik asla. Terörün yükseldiği günlerde turlar bıçak gibi kesiliyor, gelen giden olmuyor. Satış yapmadan nasıl kalacaksın ayakta? Çırağın hevesi ve sabrı olsun yeter, gerisini öğrenir nasıl olsa. Kimsenin dikkatini çekmeyen eğreti bir koç boynuzundan zarif taraklar yapılır, sen yeter ki zımpara atmaktan yorulma...
