SON DAKİKA GÜNDEM POLİTİKA EKONOMİ DÜNYA TEKNOLOJİ SPOR KÜLTÜR SANAT YURTTAN SAĞLIK MAGAZİN YAZARLAR WEB TV
İz bırakanlar
İrfan Özfatura
irfan.ozfatura@tg.com.tr
03 Nisan 2011 Pazar
Dilimizi dilim dilim... Agop Dilaçar

UYDUR UYDUR
7 Mart 1933: TDTC Genel Merkez Kurulu toplanır. Arapça ve Farsça’dan gelen kelimelere savaş açılır, yerlerine yeni “tilcikler” konması için karar alınır.

İPE DİZ...
Valide yerine doğurgaç, baba yerine doğurtgaç, aşevi yerine otlangaç, belediye için uray, mebus için saylav, sanat için dorut gibi ucubeler dayatılır ki milletimiz Agopça der bunlara...

KAKINÇ, aldatı, YONTU, söylev, gömüt, imge, NESNEL, avunç, bağıt, kaydırgaç, erek, varsıl, Açgı, basçık, alnaç, alışkı, İÇERİK, ansıma, ÇAVLAN, ardıl,

Ruhsal, parasal, soyut, boyut, yaşam, eğilim...
Ya bunlar Türkçe değil, ya da ben Türk değilim! Necip Fazıl Kısakürek

Efendim onurlandırdınız.
Ne yani gururlandırdınız mı demek istiyor, şereflendirdiniz mi? Yoksa müftehir mi oldu?
İzzetli, haysiyetli, namuslu, vakarlı, erdemli, hatırlı, itibarlı, muazzez, muhterem, saygıdeğer, seciyeli...
Onur, bunların hangisi? Yeni kuşaklar “hepsi” diyecekler, eskiler “hiçbiri!”
Bakıyorsunuz Osmanlıda Rüşdiye ve İdadi mezunları bile (orta lise) sular seller gibi Fransızca konuşuyorlar.
Peki biz niye kıvıramıyoruz? Lisanımız kısırlaşmış da ondan... Bin kelimeyle iktifa edersen olacağı bu, zihni melekelerimiz dumura uğruyor.
Herkesin ağzında bir “stres”. İyi de stresten maksadın ne güzelim? Dert mi, gam mı, kahır mı, keder mi, gussa mı, yeis mi, tasa mı, mihnet mi, elem mi, üzüntü mü, sıkıntı mı, endişe mi, kasvet mi, nedamet mi, melâl mi, enduh mu, füduret mi, hüzün mü, hüsran mı, hicrân mı, ızdırap mı, inkisar mı, kâbus mu, hafakan mı, teessüf mü, teessür mü, vehim mi, buhran mı, matem mi, gaile mi? Söyle hangisi?
Kısrak, beygir, aygır, tay, gölük, kadana, küheylan, safkan, ester, güre, kulun, midilli, rahvan... Bunların hepsi ayrı şeyler ama “at” deyip geçiyoruz alayına...
Araplar aslana esed deyip geçemiyorlar ama... Adam n’apsın? Lûgatında 20 ayrı aslan olunca...

BU LİSANLA MI?
Siyasilerimiz konuşuyor: Biizz Çin Seddinden Adriyatik kıyılarınaaa...
Ata yurda ne ile gideceksiniz sahi? Oturgaçlı götürgeçle mi?
İnanın insan özeniyor. İranlı ilk mektep talebeleri iki bin yıllık metinleri şakır şakır okuyor, biz (ki yaşımız elli) Rahmetli Menderes’in Yassıada müdafaalarını çözemiyoruz daha.
Türkçe artık Babür Şahın, Gazneli Mahmud’un, Hüseyin Baykara’nın ve Ali Şir Nevai’nin yaşadığı coğrafyada bile kullanılmıyor. Haberiniz olsun ağalar, Acemin dili patlamış gidiyor. Asya’da İran yükseliyor.
Evet Kabil’de, Gazne’de, Mezar-ı şerif’te, Kunduz’da Herat’ta oğuz boyundan kardeşlerimiz var ama ne yazık ki bizi anlayamıyorlar.

VURUN AGOP’A
Hep öyle olur. Söz dilimizdeki tahribattan açıldı mı yaylar gerilir, oklar bir Ermeni’ye döner anında.
Agop Dilaçar’a!
İyi de kimdir bu adam? Ne yapar? Nasıl yapar? Elinden kim tutar?
1. Cihan Harbi... Suriye Cephesi...
Asteğmen Agop Martayan Halep’te İngiliz subayları ile görüşüp konuştuğu için gözaltına alınır. Maksat ne olursa olsun, esirlerle temas affedilmez bir suçtur.
Sadece bizde değil bütün dünyada...
Onu ihanet-i vataniye cürmü ile zincire vurur, alır götürürler Şam’a. Belki de divan-ı harbe verilecektir, sorgudan sonra...
Kendi kendine “ben bittim” der, “demek ki buraya kadar...”

DARAĞACINDAN
Olan olmuştur artık, ifade verirken alttan almaz. Barbarlık der, eziyet der, medeniyetsizlik der ki bunlar da suçtur ayrıca. (Türk ordusuna hakaretten okka altına girebilir pekâlâ)
Komutan pek kulak vermez, gözü koltuğu altındaki kağıtlardadır zira. Ellerini çözdürür, tabancasını iade eder, çay ısmarlar.
Agop’un Lâtin harfleri ile tuttuğu müsveddeleri inceler, sorular sorar. “Yine gel konuşalım” der ve ast zabiti rahatlatıp uğurlar.
Agop şaşkındır. Onun M. Kemal olduğunu bilmiyordur daha...
Savaşın ardından bir süre Robert Kolej’de İngilizce muallimliği yapar.
Sonra Beyrut’ta bir Ermeni okuluna müdür olur. Ermeni gazetesi Luys’un Genel Yayın Yönetmenliğini de üstlenir bu arada...
Kendini Türkiye’de emniyette hissetmemiş olmalıdır ki Sofya’ya kaçar, Svabodan Üniversitesi’nde doğu dilleri okutmaya başlar. Ermeni gazetelere yazılar yollamaktadır hâlâ... Sonra ne olursa olur, TC ile arası açılır, vatandaşlıktan çıkarılır.

TDK’NIN BAŞINA
22 Eylül 1932... M. Kemal, Agop Martayan’ı Dolmabahçe Sarayı’na çağırır...
Ancak, Agop’un yurda girmesi kâbil değildir. M. Kemal ısrarcıdır. Sofya Konsolosluğunu ayağa kaldırır. Konsolos usulsüz olmasına rağmen vize vermekle kalmaz, eline ‘kolaylık gösterilsin. M. Kemal’in hususi davetlisidir” şeklinde bir mektup sıkıştırır.
Dolmabahçe Sarayında mevzu Türk dilidir. Davetliler arasında İstepan, Kevork, Mihran, Bedros ve Hrant Efendiler de vardır ki, soydaşlarını görünce içi rahatlar.
M. Kemal Birinci Türk Dil Konferansı’nda ona Türk Dil Derneği Başuzmanlığı ve ilk Genel Sekreterlik ünvânlarını bağışlar.
Agop Martayan Dilaçar, ölene kadar TDK’nın ‘Genel Yazmanı’ olarak vazife yapar.
İlk kurultayda “Türk, Sümer ve Hint dilleri arasındaki rabıtalar” hakkında bir bildiri sunar.
Tarihimizin Eti, Sümer, Urartu gibi karanlık kuyularda aranmasından rahatsız olanlar da vardır. Prof. Tahsin Banguoğlu bunlardan biridir mesela...

ADİL AÇAR!
1934’te Soyadı Kanunu kabul edilir. M. Kemal kendisine Dilaçar soyadını verir o da M. Kemal için Atatürk soyadını “önerir.”
Türk Tarih Tezi ve Güneş Dil Teorisi onun çapında bir akademisyenin altına imza atamayacağı nazariyelerdir. Mertçe çıkıp “gülünç olmayalım” demesi gerekir.
Ama o görüşünü belirtmez sadece emredileni yapar.
Latin harflerinin oturtulması hususunda aşırı gayret gösterir. Dil Tarih Coğrafya’da Türkoloji dersleri verir.
O kadar Türk asıllı varken “Türk Ansiklopedisi”ni hazırlanma işi de ona ihale edilir.
1979’da ölür. Nedendir bilinmez Devlet ajansı adını “A nokta Dilaçar” olarak geçer, TRT spikeri de “Adil Açar” diye okuyup ayrı bir garabete imza atar.
Agopsa Agop kardeşim, adamın adını niye saklıyorsunuz, kimden korkuyor, niye utanıyorsunuz? Doğru dürüst söyleyin “TDK baş uzmanı Agop Martayan yarın filan kiliseden kaldırılıp Şişli Ermeni Gregoryan Mezarlığına...”
Bizim cenahta hep Agop’a sövülür, yok dilimizi mahvetti de kahretti de filan...
Eğer Ermenistan Devlet Başkanı Sarkisyan Ermeni Dil Komitesinin başına geçirmek için bir Türk arasa, hayır demeyecek bir sürü dil uzmanımız çıkar.
Ki Ermeniceyi bozup kısırlaştırmak, Ermeni çocuklarını dedesi ile anlaşamaz hale getirmek için fırsatı kaçırmazlar. Ermenicenin hece yapısını, alfabesini de değiştirirler icabında.


TDK’DA YARIM ASIR
Agop Martayan İstanbul Büyükdere’de doğar (1895).
İlk ve orta öğrenimini Gedikpaşa’da, Amerikalı misyonerlerin açtığı bir okulda tamamlar.
1915’de Robert Koleji bitirir. Lisanlara karşı meyli vardır, Ermenice ve Türkçenin yanı sıra İngilizce, Yunanca, İspanyolca, Latince, Almanca, Rusça ve Bulgarcadan da anlar.
1. Cihan Harbinde Mülazim-i Evvel (yedek zabit) olarak askere alınır. Kafkas cephesine yollanırsa da komutanları o hassas coğrafyada vazife yapmasını mahzurlu bulurlar. Suriye’ye kaydırılır. Burada M. Kemal ile tanışır ve önü açılır.
1932’de Türkiye’ye getirilir, ölünceye kadar TDK’da “baş uzman” olarak vazife yapar.


MİLLİYETÇİLİK DERSLERİ
“...Kemalizm Türkçülüğü, Ziya Gökalp Türkçülüğünü reddetmez tamamlar. Ziya Gökalp için menşe birliği mevzubahis değildi, yabancı kaynaktan gelen fakat Türk kültürüne temessül eden ve onunla kaynaşan her şey Türk’tü. Kemalizm Türkçülüğüne göre ise “her Türk asıllı olan Türk’tür”; yabancılaşmaya yüz tutmuşsa, onu tekrar kültürüne döndürmeli, zira o Türk’ün malıdır...
(Agop Dilaçar, “Alpin ırk, Türk etnisi ve Hatay halkı”, CHP Konferanslar Serisi)

KURTULUŞ GEOMETRİDE!
Atatürk’ü, siyaset olaylarının büyük bir devlet adamı yaptığı gibi, yurdun kültür sorunları da onu büyük bir eğitimci durumuna getirdiğini, bu nitelikleriyle bîr önder değil, içten, özden, yüreği açık bir Ata, kılıcı ile ulusunu kurtaran, kalemi ile de onu yükselten bir şahsiyet olarak tanımlamaktadır.
Büyük bir asker, devlet adamı, önder, eğitimci deha olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk Nutuk’ta ifade ettiği “... Millî varlığı sona ermiş sayılan büyük bir milletin, istiklâlini nasıl kazandığını, ilim ve tekniğin en son esaslarına dayanan millî ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu...” anlatmanın en güzel örneği hayatının son yılında yazdığı Geometri kitabıdır.
Agop Dilaçar

MAZHAR OLMUŞ
“Atatürk, (Elâziz) seyahati esnasında Sivas’a uğradı. Burada bir okulda (Sivas Lisesi) talebeyi imtihan ederken Hendese (Geometri) terimlerinin hâlâ eskisi gibi devam ettiğini görmüş, canı sıkılmış. Derhal, Atatürk’ün yanında bulunan Celal Bayar, Millî Eğitim Bakanı Saffet Arıkan’a yazdığı bir telgrafla bu kitapların okullardan kaldırılmasını bildirmiş. Saffet Arıkan’ın cevabı şu oldu: “İlk irşadınıza bendeniz mazhar oldum.”
Asım Us

KUTUNBİTİK ALDIM
“Dil Bayramından ötürü Türk Dili Araştırma Kurumu Genel Özeğinden, ulusal kurumlarından, türlü orunlardan birçok kutunbitikler aldım. Gösterilen güzel duygulardan kıvanç duydum. Ben de kamuyu kutlularım”
Gazi Mustafa Kemal

KARANLIKTA N’APCAZ?
...Teklif, tavsiye, telkıyn için ÖNERİ; alenî, bâriz, âşikâr, ayan, bedîhî, vâzıh, sarih, müstehcen, münhâl, üryan, meftuf, berrak ve defisiter için AÇIK “sözcük”leriye yetinmek zorunda kaldığımız kafama dank etdi!
Türkolog Prof. Otto Jastrow şu tesbitte bulunuyor: “Bu yüzden Türk Dili kültürel çokkatlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek yeniden ilk çıkdığı tek boyutlu bozkır diline yaklaşıyor.”
Aynı bağlamda babam da derdi ki “Yakında artık karanlıkda konuşamayacağız. Çünki el kol işâreti yapmaksızın merâmımızı anlatabilme imkânını kaybediyoruz.”
Yağmur Atsız

BARİ AHENKLİ OLSA
Şair Bâki “Baş eğmeziz” demiş, “edâniye dünyâ-yı dûn için, Allah’adır tevekkülümüz i’timâdımız.”
Şu inceliğe, şu derinliğe bakın. Edâni, dünya ve dûn... Üçü de “deni” kökünden geliyor, yani “alçak!”
Bir mısrada peş peşe “alçak alçak alçak” demek zorunda kaldığınızı düşünün...
Tuhaf... Acizlik... Nakarat!
Böyle bir dille ne şiir olur, ne sanat!
Ne gönül okşar, ne kulak!
Hayati İnanç

BİR İHTİMAL DAHA
Bir olasılık daha var.
O da ölmek mi dersin?
Söyle tinim ne dersin?
...İş buna gidiyordu. Yani ‘Vuslatın başka âlem, sen bir ömre bedelsin’i; ‘kavuşgung başka acun, sen bir yaşama karşılıksın’ diye çevirirseniz bu Türkçe mi olacak?
Prof. Dr. Osman Fikri Sertkaya



Bu Makaleyi Arkadaşınıza Gönderin!
Arkadaşınızın Bilgileri
Email Adresi :
Yorumunuz :

Yazarın Son 10 Makalesi
Makale BaşlıkTarih
Tevazu denince Bedreddin Arvas...19 Haziran 2011 Pazar
Çocuklarının dilinden Ali İhsan Arvas 22 Mayıs 2011 Pazar
'Oruç'lu gibi yaşa, ölümün iftar olsun 15 Mayıs 2011 Pazar
Özalsız 18 YIL17 Nisan 2011 Pazar
Hermann Kvergic, Güneş Dil kimin teorisi? 10 Nisan 2011 Pazar
Mösyö bunu hep yapıyor 27 Mart 2011 Pazar
Zincire vurulan pigme Ota Benga20 Mart 2011 Pazar
Yusuf Ziya Yalçın13 Mart 2011 Pazar
Hikâyecinin hikâyesi 06 Mart 2011 Pazar
Doğrucuyu dokuz köyden...27 Şubat 2011 Pazar
Diğer Makaleler için Tıklayınız... 
Bütün Yazarlar
Adil Küçük
Dünya şovları, 300 milyon dolara Zorlu Center’a geliyor

Adnan Yaldız
FED’in vereceği mesajlara çok fazla umut bağlandı

Ahmed Doğrusözlü
Büyük âlim Akşemseddîn hakkında birkaç kelime daha...

Ata Karataş
Akdeniz Oyunları (2)

Ayşe G. Tunceroğlu
Sarı kurdelem Sarı!

Behçet Fakihoğlu
Özgün ve kimlikli müfredat istiyoruz!

Betül Altınbaşak
Benim çocuğum bağımlı olmaz diye düşünmeyin

Cahit Eroğul
Geri dönüş!

Cem Buba
Paranın gözü kör olsun!

Cem Buba
Kafkas sınıfta kaldı!

Dr. Ahmet Faruk YAĞCI
Yoldaki birileri

Dr. Paul Sullivan
Beş yaşındaki çocuğun gözüyle ihtilal

Ender Merter
Artık anlayış ve çözüm gerek!

Enes Demiray
Tatil bakımı yapmayı ihmal etmeyin

Enes Demiray
Yaz kampanyaları, şimdi al, kışın öde

Enver Seyidoğlu
Halkın bilinçli TV eleştirmenleri!!...

Ethem Mahmut Ziya
Aşa “aşk” katınca

Fatih Bilgi
En baba hediyeyi siz alın

Fevzi Kahraman
“Gezi Parkı mahkemeye kaldı”

Gurbet Kalay Zorba
Eğitimde elimizi taşın altına koyduk

Halil Delice
Kırkpınar kırk yamalı bohça mı?

Halime Gürbüz
Kantarın topuzu

Hami Koç
Teknolojiye çocuklar da mecbur

Hasan Kanbolat
Orta Asya'da değişen jeopolitik dengeler

Hasan Kanbolat
Kırgızistan’dan destek ziyareti

Hasan Sarıçiçek
Gerçeği anlatın gerçeği

Hasan Sarıçiçek
Yandı söndü Fener

İsmail Yağcı
Gazze’yi Orta Çağa gömmek ne demek?

Kemal Belgin
Yaşayan Fenerbahçe!

Kemal Belgin
Sürpriz üzerine sürpriz

Kıvanç Alphan
Yarına dikkat!

M.Ali Özbudun
Haklısınız!

M.Necati Özfatura
Hedefteki ülke Türkiye

M.SAİD ARVAS
Niyetin dinimizdeki önemi büyüktür

Mehmet Oruç
Müslümanın ölümü, hayattır!..

Mehmet Oruç
“Sana darılana git!..”

Mehmet Soysal
Uçurumlara bakmak

Muammer Erkul
Cevabın sorusu

Murat Başaran
Kripton'dan sevgilerle...

Murat Başaran
Zengin Kız Fakir Oğlan

Mustafa Selçuk
İyi ülke

Mustafa Sezer
Çöpten elektrik üretti 178 bin eve girdi

Naci Arkan
Vakit tamam artık!

Naci Arkan
Bu nasıl alışveriş?

Nihat Ali Özcan
Hibrit sosyal hareketler ve hükümetler

Nuh Albayrak
Demokrasi sınavında medyanın karnesi...

Nuri Elibol
İradene sahip çık

Osman Ünlü
“Şükrederseniz, nimetleri artırırım”

Ö.Faruk Ünal
Hakem tayini nasıl yapılmaz?!

Öcal Uluç
Başkanlık tek seçicisi mi?..

Ömer Faruk Bingöl
Tehlike ‘şimdilik’ geçti

Ömer Faruk Ünal
Mevlüt Usta’dan iyi kurbanlığın sırları

Ömer Faruk Ünal
Kazanan Trabzonspor

Ömer Öztürkmen
Erşat Hürmüzlü

Ömer Temür
SMS’in sonu mektup gibi olacak

Prof. Dr. Arman KIRIM
Operasyon makineleriyiz (son yazısı)

Prof. Dr. Çağrı Erhan
Rumeli’ye merhaba

Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci
Bir zamanlar Medine’de Yahudiler yaşardı!..

Prof. Dr. İsmail Kaya
Ne, Neden, Niçin?

Ramazan Ayvallı
Edebin İslâmiyetteki önemi

Resul İzmirli
Sus bakiiim, uslu ol!

Sadık Söztutan
Adaleti UEFA’dan beklemek…

Sadık Söztutan
GÜZEL & ÇİRKİN

Sadık Söztutan
Hasret yakar bazen...

Sadık Söztutan
Beni unutma... unutma beni...

Sami Özey
Veda zamanı

Sefa Koyuncu
Üçüncü Yeni Sanal Kütüphane’de

Sefa Koyuncu
Avrupa’da Türk taklitçiliği

Şerif Akcan
SGK tarımsal faaliyette bulunan kadınların mağduriyetini giderdi

Tülay Dur
Kalbini kazanın

Ümit Aktan
Bir tatlı huzur

Yavuz Bülent Bâkiler
Allaha ısmarladık

Yılmaz Altuğ
Veda

Yılmaz Öztuna
Mevlid hakkında

Hoşsada
Namaz Vakti
18.06.2013
NAMAZ VAKİTLERİ
İmsak 3:03
Güneş 5:24
Işrak 6:18
Öğle 13:16
İkindi 17:17
Akşam 20:48
Yatsı 22:49
Kıble Sa. 12:25
 
Mühim Tenbîh
Temkin Müddeti
Okuyucu
40. Yıl
Abone
Qr
Kulağımızı Çınlatanlar
Türkiye Gazetesi
SON DAKİKA GÜNDEM POLİTİKA EKONOMİ DÜNYA TEKNOLOJİ SPOR KÜLTÜR SANAT MAGAZİN GALERİ YAZARLAR
      KÜNYE İHLAS GAZETECİLİK KURUMSAL REKLAM REKLAM TARİFESİ ABONELİK HABERLER RSS YAZARLAR RSS AÇILIŞ SAYFASI YAP            
Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi İhlas Plaza No:11 A/41 Yenibosna-Bahçelievler/ İSTANBUL  COPYRIGHT @İHLAS GAZETECİLİK