HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Başbakan'ın ziyaretinde HDP'nin adalet, barış ve demokrasi başlığı altındaki üç temel ilkesel yaklaşımlarını aktardıklarını belirterek, "Bir AKP-CHP koalisyonunun bu üç başlığı içererek, bu üç başlığı ilkesel bir yaklaşım konseptiyle ele alarak gerçekleşmesi doğrultusunda oluşacak bu formüle yapıcı bir muhalefet, katkı sunucu bir muhalefet noktasında tutum alacağımızı belirttik" dedi. 
Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun koalisyon görüşmeleri çerçevesinde HDP'ye yaptığı ziyaret sonrası AK Parti koalisyon heyetini karşılayan HDP Grup Başkanvekilleri İdris Baluken ve Pervin Buldan ile Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder bir basın toplantısı düzenledi. HDP Genel Merkezi'nde gerçekleşen toplantıda Önder, "Eş Başkanlarımızın başkanlığında oluşturduğumuz heyetle gelinen son durumu değerlendirdik. Bizim açımızdan son derece açık şeffaf ve faydalı bir görüşme olduğunu düşünüyoruz. Bu itibarla Sayın Başbakana ve çalışma arkadaşlarına teşekkür ediyoruz. Gerek bölgesel gerek iç meselelerimizin ayrıntılı olarak bütün başlıklarıyla karşılıklı tartışılma ve görüş alışverişinde bulunma imkanımız oldu. Bu konuda partimizin düşüncelerini, kaygılarını yaklaşım ve önerilerini paylaştık gelen Sayın heyetle. Sayın Başbakan'da kendi düşüncelerini, başta 7 Haziran seçim sonuçlarının değerlendirmesi olmak üzere ondan sonra çıkardıkları sonuçları izlemeyi düşündükleri yol ve yöntemleri bizimle paylaştılar" diye konuştu. 

"AKP-CHP KOALİSYONUNA YAPICI BİR MUHALEFET, KATKI SUNUCU BİR MUHALEFET NOKTASINDA TUTUM ALACAĞIMIZI BELİRTTİK" 
"Koalisyon meselesi ayrı başlık olarak ele alındı" ifadesini kullanan Önder, şunları kaydetti: 
"Bunda da partimizin adalet, barış ve demokrasi başlığı altındaki üç temel ilkesel yaklaşımımızı aktarma imkanı bulduk. Bu üç ilkesel başlığımızın alt başlıklarının neye tekabül ettiğini konuştuk. Bunlar ayrıntılı olarak bütün medyaya şuanda bu program gönderilmiş durumda. Bir AKP-CHP koalisyonunun bu üç başlığı içererek, bu üç başlığı ilkesel bir yaklaşım konseptiyle ele alarak gerçekleşmesi doğrultusunda oluşacak bu formüle yapıcı bir muhalefet, katkı sunucu bir muhalefet noktasında tutum alacağımızı belirttik. Sayın Başbakan gerek koalisyon, gerek andığımız temel meseleler hakkındaki fikirlerini paylaştı. İlkesel olarak temaslarımızın gerektikçe sürmesi ya da kesintiye uğramaması konusunda bir temel mutabakatla uğurladık." 


"YENİ KURULACAK OLAN DEĞİŞİK HÜKÜMET ALTERNATİFLERİNİN HEPSİNİN TEMEL MESELESİ ÇÖZÜM SÜRECİ OLMAK DURUMUNDA" 
Gazetecilerin sorularını da cevaplayan Önder, görüşmenin çözüm süreci açısından bir fayda getirip getirmediği sorusuna, "Bu ülkedeki mevcut hükümetin oy kaybı tek başına yeniden iktidarı elde edememesi ve yeni kurulacak olan değişik hükümet alternatiflerini hepsinin temel meselesi çözüm süreci olmak durumunda. Çünkü ülkemizdeki bozucu alanların istihdam tutun, çevre meselelerine, geleceksizleştirilmiş gençliğe varana değin ekonomik bunalmışlığımızdan tutun, yaşadığımız bölgesel sıkışmaya varana değin, tümü barış süreci konusunda alacağımız tutumla birebir ilgilidir. Barış meselesi, demokratik çözüm meselesi bu ülkenin bir alt başlığı değil, bütün meselelerin yaslandığı temel bir meselemizdir. Dolayısıyla yürütülecek hiçbir hükümet görüşmesi çözüm sürecinden ayrı ele alınamaz. Çözüm süreci de hükümet meselelerinden ayrı ele alınamaz. O anlamda gerek bizler gerek diğer partilerle yapılacak bütün görüşmelerin temel gündemidir bu. İkisini birlikte ele aldık" cevabını verdi. 
"İMRALI TALEBİMİZ, SÜREKLİ MASADA DURAN BİR TALEBİMİZDİR" 
"İmralı talebiniz gündeme geldi mi" sorusuna Önder, "İmralı talebimiz, sürekli masada duran bir talebimizdir. Fakat bu talebimiz şöyle bir talep değildir, biz ne pahasına olursa olsun İmralı'ya gitmek gibi bir çerçeveyle bu talebi yapmıyoruz. Birincisi oradaki tecrit kabul edilemez. O tecridin sürdürülmesi sizin demokratik kavrayışınızın ve gelecekte vaat edeceğiniz demokrasiye dönük pratiklerin en önemli göstergesi konumuna gelmiştir. Orada her anlamda yürütülecek her anlamda tecridin hukuksuz olduğu orta yerde durmaktadır. Öcalan bu ülkede barış ve demokratik hamlelerin temel geliştiricisi ve teminatı durumuna gelmiştir. Bütün bunlar bir arada ele alındığında bizim ona sıradan bir ziyaret yapma talebimiz yoktur. Devlette devamlılık esastır diye sürekli söylenir ya, biz devlette son durakta bir izleme heyetinin adaya gitmesi, Mecliste komisyonlar oluşturulması başta adalet ve haklar komisyonu olmak üzere bu izleme komisyonunun bundan sonraki süreci kayda geçirip, bütün ülkeyle ve dünyayla paylaşması yani ciddi ve sistemli bir aşamaya geçmesiydi. Barış süreci bıraktığımız yerden devam etmemeli. Öcalan ile görüşme talebimizde böyle bir talep değil. Süreci o kırılmasına sebep olan itibarsızlaştıran yok sayılan doğru bulunmayan o Dolmabahçe deklarasyonu şartlarına geri dönerek daha ileri bir noktadan ele alınmak zorunda. Bizim talebimiz sıradan bir gidelim, görüşelim gelelimle sınırlı bir talep değildir. Süreç bağlantılıdır. Süreçte hükümetin vaat ettiği, kamuoyuna duyurduğu noktanın gereken ciddiyetle ele alınarak daha ileri bir noktadan başlatılması gerçeğidir" ifadelerini kullandı.