Rize'de Atatürk büstünün bulunduğu yere çay bardağı heykeli konulmasıyla ilgili tartışmaları ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) seçim beyannamesinde milli devlet ibaresinin olmamasını değerlendiren Vural, “AK Parti ve CHP'nin seçim beyannamelerinde Türk milleti isminin, üniter yapının, milli devletin geçmemesini eleştirmiştim. Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin temellerinin göz ardı edildiğini ifade etmek suretiyle Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Türkiye'nin bir Kürdistan meselesi vardır' dayatması karşısında kendisinin 'böyle bir şey yoktur' demesi ve Doğu ve Güneydoğu'dan insanların 'Kürdistan meselesi yoktur' demesinden sonra onun kurucusu olduğu parti Cumhuriyet Halk Partisi'nin Kürt sorunu ibaresini seçim beyannamesine koyarak bu eksende bir çözüm bulma gayretlerini eleştirmiştim. Bu eleştirimden rahatsız olanlar var. Milli devlet, üniter devlet, hepimizin vazgeçilmez değerleridir. Anadolumuzun bu vatan köşelerinde özerlikler ilan ediliyor. Aziz vatandaşlarımız kimlikler ekseninde ayrıştırılıyor. Bir taraftan Rize'de meydanda Atatürk büstünün olduğu yere büst mü koyalım, bardak mı koyalım diye referanduma sunuluyor. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü bir çay bardağı ile mukayese edecek bir tercih ortaya koyarken, Cumhuriyet Halk Partisi 'milli devlet niye yok, üniter devlet niye yok' sorusu karşısında milli devleti sakıza benzetiyor. Milli devlet ağızda çiğnenip atılan bir sakız değildir. Bir zihniyetin Atatürk'ü bir çay bardağı ile mukayese ederken bir diğeri de Atatürk'ün kurduğu milli devleti sakıza benzetmiş olması, Milliyetçi Hareket Partisi'nin tutumunun ne kadar haklı olduğunu ortaya koyuyor” diye konuştu.
FEZLEKE HAZIRLAYAN SAVCIYA SESLENDİ
Vural, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Cizre İlçe Seçim Kurulu Başkanı Hakim Eray Temizkan hakkında kullandığı “ne idüğü belirsiz hakim” ifadesi nedeniyle dokunulmazlığın kaldırılması için hazırlanan fezleke hakkında da değerlendirmede bulundu. Vural, “Sayın Genel Başkanımıza sandıkların bir araya getirilmesiyle ilgili kullandığı ifade nedeniyle cumhuriyet savcılığı hemen fezleke hazırlamış. Ey cumhuriyet savcıları, eski Başbakan'ın konuşma metinlerini yazan birisi, bir hakimin verdiği tahliye kararı üzerine 'İstanbul'da bir haşhaşi hakim' dediği zaman neden acaba fezleke hazırlamadın? Yalçın Akdoğan bazı kişileri serbest bırakan hakimler karşısında 'kertenkelenin kuyruğunu kesmek yetmiyor, yılanın başını kopartmak gerek' diyerek hukukçuyu bir intihar eylemcisi haline dönüştürmek suretiyle ey cumhuriyet savıcısı nerede senin fezleken?” ifadelerini kullandı.
“BU COĞRAFYAYI VATAN YAPANLARIN HER FERDİ AZİZ SANCAR KADAR TÜRK”
Bilim alanında Nobel ödülü alan ilk Türk olan Aziz Sancar'ın başarısı ile gurur duyduğunu belirten Vural, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Aziz Sancar'ın konumu, günümüzün olayları karşısında çok ibret verici bir süreçtir. Mardin Savurlu ve kendisi Türk milletine mensup olmaktan gurur duyan, göğsünde Türk bayrağı taşımaktan onur duyan biri. Kendisine etnik kökeni ile ilgili bir soru sorulduğunda verdiği cevap çok önemli. 'Ben Mardin'de de doğsam Tük'üm, Savur'da da doğsam Türk'üm, Kars'ta da doğsam Türk'üm.' İşte Tük milleti budur. İşte Türk milletini etnik kökenlere ayırmak isteyenlerin tuzağını bozan sevgili Aziz Sancar'ın bu başarı öyküsünde bir millete mensup olmanın gururu ve duygusudur. Kim nerede doğmuşsa doğsun, ne konuşursa konuşsun biliniz ki; bu coğrafyayı vatan yapanların her ferdi Aziz Sancar kadar Türk'tür, ve bu milletin adı Türk milletidir. Seçim beyannamelerinde çözüm adı altında Türk milletine referans vermeyen partilere ders olsun. Kürt sorunu adı altında 'bu milletin adını Anayasadan çıkartacağım' diyenlere ders olsun. Aslında Aziz Sancar ve onun ortaya koyduğu bu irade bu milletin ne kadar güçlü şekilde milletin değerlerine bağlı olduğunu göstermektedir.”
“DIGITURK VE TIVIBU'YU UYARIYORUM”
Vural, Digiturk'ün, yedi TV kanalını Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının isteği ile yayın ağından kaldırdığını açıklaması hakkında da değerlendirmede bulundu. Vural, şöyle konuştu:
“Bu, doğrudan doğruya bir demokrasi darbesidir. Hangi kritere dayalı olarak çıkartıyorsunuz? Bu toplumu, sindirme, korkutma, körleştirme, sağırlaştırma operasyonlarından biridir. Medyayı hazmedemiyorlar. Digitürk'ü de Tivibu'yu da uyarıyorum; bu platformlar içerisinde yer almak isteyenler, sizinle ticari mükellefiyetlerini yerine getirdiği müddetçe bunları engellemeniz doğrudan doğruya basını sansürlemektir, bu demokrasi suçudur. İvedilikle bu kararlardan vazgeçmeye davet ediyorum.”