Başbakan Ahmet Davutoğlu, Rusya kriziyle ilgili, "Bu öyle bir psikolojik durum doğurdu ki her gün yeni açıklamalarla derinleşiyor. Önce psikolojik durumu kontrol etmek lazım" dedi.

Başbakan Davutoğlu, Azerbaycan ziyareti dönüşü uçakta gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Davutoğlu, Rusya ile yaşanan uçak krizine ilişkin "Bu tür krizlerin bir gerçek boyutu var, bir olgusal boyutu var, bir de psikolojik boyutu var tırmandıran. Bazen psikolojik boyutu olgusalın çapını açar, böyle bir durumla karşı karşıyayız. Bu psikolojik durdumdan çıkmak lazım. Suriye kriz bağlamında, Türkiye sınırını ihlal eden Rus uçağı uyarılara rağmen tutumunu değiştirmediği için, Rusya uçağı olduğu bilinmediği anda düşürüldü. Bu öyle bir psikolojik durum doğurdu ki her gün yeni açıklamalarla derinleşiyor. Önce psikolojik durumu kontrol etmek lazım. Farklı olguları paylaşmak lazım sonra olayı nasıl raya oturacağımızı konuşmak lazım. Ama öyle bir durum var ki görüşmek mümkün olmuyor" ifadelerini kullandı.
 
  Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un görüştüğünü belirten Davutoğlu, "Bizim için şimdi önemli olan Rusya ile ilişkilerde iletişim kanallarını açık tutmak, samimi duygularla krizi aşmak. Her gün yeni krizlerle karşılaşabilecek durumlar söz konusu. Çok ülke operasyon yapıyor, Suriye meselesinin bir an önce çözülmeli. Türkiye-Rusya ilişkileri, ikili ilişkiler ama Kafkasya başta tüm ülkeleri etkileyecek boyutta. Bu nedenle Rus yetkililere çağrıda bulundum. Masada oturup bu soruları konuşmalıyız, karşılıklı siyasi iradeleri devreye sokmalıyız" dedi.
 
 "ETNİK SURİYE'NİN KANTONLAŞMASINA OLUMLU BAKMAYIZ"
 
 "Suriye'deki Rojava'da kantonlar var. Türkmenler bombalanıyor. Türkmenler kanton oluşturursa ne olur?" sorusuna Davutoğlu, "Biz tabii Suriye'nin kantonlaşmasına prensip olarak olumlu bakmayız. Etnik temelli kantonlaşmalar etnik grupları uzaklaştırır. Aksine bunlar birbirine yakınlaşmalı. Ortadoğu'da sınırları sarsmak isteyenler kantonlaşmaya sıcak bakıyor. Tekrar etnik ve mezhebi her parçalanma, kardeşi kardeşten ayırır. Tüm halkların haklarını gözeten, şehirleri koparmayan yeni siyasal anlayışa ihtiyaç var. Türkiye olarak Suriye'yi parçalamaya yönelik çabalara uyanık olmak lazım. Bir grup 'kanton kuracağım' derse karşı tarafta kendin de bu hakkı görür" yanıtını verdi.
 
 ÇAVUŞOĞLU-LAVROV GÖRÜŞMESİ
 
  Lavrov-Çavuşoğlu görüşmesine ilişkin değerlendirme yapan Davutoğlu, "Bakanla görüştüm. Aradı, bilgi verdi. Nazik medeni, karşılıklı görüş paylaşılan bir toplantı olmuş, ama bunun devam ederek bir iletişim kanalı açık tutulmalı. Bir görüşmede çözülmesi zor. Psikolojik boyuttan çıkmak ve olduğu kontenkste değerlendirmek lazım" dedi.
 
 "98 KİLOMETRELİK ALANIN MUHALİFLERCE KONTROLÜ TERCİHİMİZ"

"Türkiye-Rusya krizi nedeniyle 98 kilometre hatla müttefiklerle sağlanan proje durdu mu?" sorusuna ise Davutoğlu, "Türkiye'nin sınırlarının terör unsurlarından arınması hedefimiz. 98 kilometrelik alanın ılımlı muhaliflerce kontrolü tercihimiz ama aksaklık, IŞİD'e operasyon yapan ülke ve ülke gruplarının birbirinden kopuk hareketler yapması, bu ülkede Azez gibi IŞİD'e direnen şehrin Rus uçaklarınca bombalanması olmaz. Azez'in bombalanmasının ne gerekçesi olabilir" karşılığını verdi.
 
  "ABD'nin operasyon takvimi belli mi?" sorusu üzerine Davutoğlu, "Takvimi vereyim tedbir alsınlar. DEAŞ'a dönük operasyonlarda bu operasyonları yapan koalisyon unsurlarına her eylem DEAŞ'a hizmet anlamına gelir" dedi.
 
  "ALMANYA'NDAN DA UÇAK TAKVİYESİ GELİYOR"
 
  İncirlik Üssü'nün kullanımına ilişkin konuşan Davutoğlu, "İngilizlerin kararı var, gerekirse İngiltere de kullanabilir. İngiliz parlamentosunun aldığı karar doğru bir karar. Almanya'dan da uçak takviyesi geliyor. Merkel ile telefon görüşmesinde konuları ele aldık. İncirlik, Türkiye-NATO sınırı, güvenlik sınırı haline dönüştü. NATO ve dayanışması bölgede provokatif eylemlere karşı olacaktır" ifadelerini kullandı.
 
  "SONA YAKLAŞILDI' DEMEK DOĞRU OLMAZ"
 
  Başbakan Davutoğlu, "Suriye'de sona yaklaşıldı mı?" sorusuna, "Sona yaklaştı' demek kolay değil. Uluslararası toplumun parçalandığı ortamda, kontrol dışı durumun çıktığı ortamda çözümün kısa sürede geleceğini düşünmek doğru olmaz. Eskiden Suriye bu kadar parçalanmamışken, Türkiye, Rusya, Amerika, İran... mesafe alınabilirdi. 1 Ocak'taki müzakerelerde diplomaside hareketlilik olacak. Son gelişen olaylar, Suriye krizi bir iç kriz değil, uluslararası, ya hep beraber çözeceğiz ya da he beraber olumsuz sonuçlarına katlanacağız" yanıtını verdi.
 
  "TÜRKİYE'YE DÖNÜK TEHDİT OLUNCA TEDBİR ALIRIZ"
 
  "Belli şartlar olursa Türkiye tek başına girer mi?" sorusu üzerine ise Davutoğlu, şunları söyledi:
  "Biz mümkün olduğu kadar, birçok yabancı unsur Suriye'de. '10'u aşkın İranlı general öldürüldü' diye haber vardı. İran, Suriye'de, Rusya Suriye'de, 'yabancı savaşçı istemiyoruz' diyen ülkeler orada mevcutlar. 'Kimse müdahale etmesin' diyenler müdahale ediyorlar. Biz Suriye'ye müdahale etmemeye özen gösteriyoruz ama Türkiye'ye dönük tehdit olunca tedbir alırız. Türkiye, kendi güvenliğini ilgilendiren durum olunca tereddüt etmez gerekli adımı atar, tek başına yapmamız gereken olay olursa tereddüt etmez. Türkiye'nin ulusal güvenliğini ilgilendiren konumlarda gerekli adımlar atılır. Rusya, düşünün bizi eleştiriyor ya, burası Türkiye-Rusya sınırı değil, burası Suriye-Türkiye sınırı. Türk uçakları Ukrayna devletlerinin davetlisi olarak operasyon yapsaydı, bu anlayışı Rusya veya bir başka ülke gösterir miydi? Herkes empati yapmalı. Kıyas böyle yapılır."
 
  "AMBARGO DÖNER AMBARGO YAPANA DA ZARAR VERİR"
 
  Rusya'nın 1 Ocak'tan itibaren yürürlüğe girecek olan yaptırımlarını değerlendiren Davutoğlu, "Türkiye-Rusya ilişkileri bağımlılık ilişkileridir. Ticaret tamamlayıcı mahiyette, yaş sebze konusunda ciddi sıkıntı yaşanmadı. Son Bakanlar Kurulu'nda enerji, ticaret... Açısından olabilecek durumları değerlendirdik, tedbirleri ele aldık. Üç kategoride hazırladık. Telafi edici tedbirleri değerlendirdik. O kesimleri nasıl destekleriz, örnek turizmcileri nasıl destekleyeceğiz. Gerekirse açıklayacağız. Caydırıcı tedbir, eğer karşılıklı sürerse tedbirimiz ne olur, bağımlılığı azaltacak zaman alacak tedbirler. TANAP Projesi'ni en erkene çekmek, enerji bağlamı var, uluslararası hukuk boyutu var. Türkiye her türlü olumsuz etkiye hazır olmak için çalışıyor. Ambargolar döner, ambargo yapana da zarar verir, Türkiye, Ukrayna konusunda Rusya'ya ambargolara katılmadı" dedi.
 
  BAŞKANLIK SİSTEMİ VE PARTİLİ CUMHURBAŞKANLIĞI TARTIŞMALARI
 
  Başbakan Davutoğlu, "başkanlık sistemi" ve "partili cumhurbaşkanlığı" tartışmaları konusunda şunları söyledi:  "Şu anki sistem 12 Eylül'de çıkan sistem. Büyük bir yetki ve sorumluluk karmaşası doğuruyor. Anayasa reformuna ihtiyaç var. Yetki kimdeyse sorumluluk onda olmalı veya tam tersi. Biz suhuletle hep beraber konuşulması ve Türkiye'de tekrar tekrar değişmeyecek net sistemin, 'başkanlık' diyoruz. Başkanlıksa net bir sistemin, parlamenter ise net olmalı. Türkiye karma sistem kaldırmıyor. Bunu konuşurken kaçınılması gereken tutum ne? Bir kere Türkiye'nin birinci gündem maddesi bu değil. Bunu tartışabilmek için AK Parti'nin Meclis'te bir matematiği yok. Türkiye-Suriye ile uğraşıyor, gerilim var. Vaatler, reformlar var. Bu konularda süratle adım atmalıyız ve meseleler şahsileşmeden sistemi doğru konuşarak çözmeliyiz."
  "Hangi sistem Türkiye'yi ileriye taşırsa onu hep beraber oturup çözelim" diyen Davutoğlu, "Şimdi yapmamız gereken önümüzdeki dosyalar sonra bir çözüme ulaşacak adım atmak. Yetki ve sorumluluk ilişkisi doğru tanımlanmalı. Türkiye'nin anayasasının yapısı bozuk. Bütünüyle yeniden yazımına ihtiyaç olan bir tablo. Tansiyonu düşürelim, elimizdeki problemlerle hakkıyla mücadele edelim. Muhalefetle oturup Türkiye için ne iyi onu konuşalım, bunu muhalefetle konuşarak yapmak lazım. Partili cumhurbaşkanlığı için de anayasanın değişmesi lazım. Onu da muhalefetle konuşmak lazım" ifadelerini kullandı.
 
  BAŞBAKAN DAVUTOĞLU'NDAN KILIÇDAROĞLU'NA "ARKADAŞ" TEPKİSİ
 
  2 polisin şehit edildiği, Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi'nin ise öldürüldüğü saldırıya ilişkin açıklama yapan Davutoğlu, "Savcılık araştırmaya devam ediyor. Olayın hemen sonunda oraya soruşturmaya giden başsavcı ve etibi roket saldırısına uğradı. Sorumluları unutup tedbir alanları suçlamak yanlış" dedi.
  CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun hendek kazan teröristleri "arkadaş" olarak nitelendirmesine tepki gösteren Davutoğlu, "Kimse kamu düzenini bozan günlük hayatı bozan, barikat yapan, hendek kazanlar için 'arkadaş' ifadesi kullanmaz. Bunların masum iş yapmış gibi ricacı olunması, muhalefet partisi liderinin kullanmaması gereken bir dil olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı.