Nuri ELİBOL

Suudi Arabistan temaslarının ardından yurda dönen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, uçakta beraberindeki gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevapladı. 
 Yeni Anayasa konusunda Başbakan Davutoğlu’nun Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşme ve bu çerçevede başkanlık sistemi konusundaki yaklaşımlar hakkında ne diyorsunuz?
Yeni anayasanın toplumsal bir mutabakata dayalı olması, bu işin en önemli başlığıdır. Başkanlık sisteminde denetim mekanizmalarının olmadığı ya da çalışmayacağı yönündeki iddiaların hepsi yalan. Tam aksine denetim mekanizması çok daha güçlüdür. Bu, halktan kaçırılacak bir adım da değildir. Halkın tam içinde olacağı bir adımdır.
MECLİS İÇ TÜZÜĞÜ DEĞİŞMELİ
 Diğer bir konuya gelince, ki bu çok çok önemli. Benim başbakanlık dönemim de dahil maalesef TBMM’de iç tüzüğü değiştiremedik. Bu iç tüzük olayı, parlamento çalışmalarını kilitleyen bir sistemdir. Bir başkanvekili oturum yönetiyor. Oradan birisi kalkıp Cizre’deki sokağa çıkma yasağını soruyor; sayın Başbakan’dan cevap beklediğini söylüyor. Meclis Başkanvekili, oturumu kapatıp Başbakanla irtibat kurup bilgi alıyor, sonra Meclis’e cevap veriyor. Böyle bir Meclis çalışması olmaz. 
YPG’nin Fırat’ın batısına geçtiği yönünde iddialar var. Nasıl değerlendiriyorsunuz?
İlgili arkadaşlarımdan böyle bir durum olduğuna dair bilgi almış değilim. “Böyle bir şey varsa da gereği yapılır” diye aramızda konuştuk. Alzas olayı bizim için risktir. Oraya YPG’nin gelmesini izlemek kabul edilir bir şey değildir. O zaman tamamiyle güneyimizde Suriye’nin kuzeyinde bir Kürt bantı oluşur ki, buna “evet” demek mümkün değildir. Bir de orada Teşrin Barajı var. ABD, orayı DAEŞ’ten korumak için bir adım attığını söyledi. Yani, YPG’yi orada kara gücü olarak kullandığını mı anlatmak istiyor, onu bilemiyorum. 
 Gülen’in ABD’den Türkiye’ye iadesi konusunda herhangi bir gelişme söz konusu mu?
 Dosyalar art arda açılıyor. Pensilvanya’da bu işin başında olan zattan ibaret değil hadise. Neredeyse 100’ü aştı kaçanlar. 
 HDP eş başkanlarının anayasal suç niteliğinde açıklamaları var. Parti kapatmalar eskide kaldı ama yenilir yutulur olmayan beyanlar için değerlendirmeniz nedir?
İki eş başkanın yaptığı açıklamalar kesinlikle anayasa suçudur. Haklarında cumhuriyet başsavcılıklarının başlattıkları süreçler var. Bu konuların takip edilmesinin gereğine inanıyorum. Parti kapatma olayı düşünülmemeli, gündeme dahi gelmemeli. Ama suçu irtikap eden milletvekili, belediye başkanı veya başkaları olabilir. Bunlar bedelini ödemek durumunda. Dokunulmazlıklarının kaldırılması suretiyle başlayacak süreç,terörle mücadele açısından ülkemizdeki havayı da olumlu yönde etkileyecektir. Ülkeyi parçalayıp bölmeye yönelik mesajları kabul etmemiz mümkün değil. Şu anda Meclis’te 160’ı aşkın dosyaları var bunların. 

İslam İttifakı sağlıklı neticeler doğuracak

Suudi Arabistan öncülüğündeki İslam İttifakı ile amaçlanan tam olarak nedir? 
İslam dünyasındaki ülkelerin bu iş birliği içerisinde yer alması büyük önem arz ediyor. Böyle bir ittifakın oluşması, inanıyorum ki geleceğe yönelik kararları almada çok daha sağlıklı neticeler doğuracaktır. İttifakın isabetli kararlar alacağı düşüncesindeyim. Yeter ki, çalışmalar karşılıklı güven esasına dayalı olarak yürütülsün. Şu an 37 ülkeyi kapsıyor. Bu sayı daha da artacaktır. 
 Irak, Suriye gibi ülkeler de ittifakta yer alacak mı? 
İttifak, esasen terörle müdadeleyi hedefliyor. Dolayısıyla ittifakın mezhebi bir yanı söz konusu değil. İslam İşbirliği Teşkilatı içerisinde Sünni de var, Şii de... Teşkilat kurulduğu zaman böyle bir sıkıntı söz konusu değildi. Bazı ülkelerdeki mezhepçi yaklaşımlar, daha sonra ortaya çıktı. Bu tür yaklaşımların ne tür sıkıntılara yol açtığı, halihazırda Irak’ta, Suriye’de, İran’da görülebiliyor. 

İSRAİL’E EN NET MESAJ : Yazılı metin istedim görmeden olmaz

İsrail’le ilişkilerin normalleşmesi için 3 şart var. Gazze ile ilgili adım atılmadan anlaşma mümkün mü?
İsrail’le normalleşme sürecine bizim nasıl baktığımız, bu konudaki şartlarımız bellidir; özür, tazminat ve ambargonun kaldırılması. Mesela şu anda Gazze’de enerji sıkıntısı var. Buraya enerji takviyesi verecek bir gemiyi limana yanaştırmamız lazım. Bir diğer konu, su sıkıntısı. Bunun da giderilmesi gerek. Ambargo noktasında, “Biz, Türkiye üzerinden kaldırırız. Türkiye üzerinden mallar, inşaat malzemeleri girebilir” dediler. Arkadaşlarımıza şunu söyledim; “Yazılı metni görmeden bir şey söylemem mümkün değil. Yazılı metni göreceğiz ki bu iş sağa sola sapmasın.” Bu hususta önem verdiğimiz bir başka husus da Mescid-i Aksa’ya yönelik ihlallerin son bulmasıdır.
 Anlaşmanın her iki ülkenin de yararına olacağı yönünde değerlendirmelere ne diyorsunuz? 
 Bütün mesele olaya adil yaklaşım sergilenmesi. Adil yaklaşım nedir? Bahsettiğimiz şartların yerine getirilmesidir. İsrail, bölgede Türkiye gibi bir ülkeye muhtaçtır. Bizim de İsrail’e ihtiyacımızın olduğunu kabul etmemiz lazım. Bu, bölgenin bir gerçeğidir. Bunları görmemiz lazım. Biz karşılıklı samimiyet çerçevesinde bu adımları atmayı başarabilirsek normalleşme beraberinde gelir. Filistin’deki kardeşlerimizi gözetmek durumundayız. Oradaki okullar, hastaneler... Elektrik yok, su yok. Bu sorunlar bağırıp çağırmakla çözülmüyor. O nedenledir ki  “Görüşmelerimizi sürdürelim” diyoruz. 
İsrail, Türk mallarına ambargo uygulamayacaksa, elektrik için bir geminin gitmesi söz konusu olur mu?
 Arkadaşların verdiği sinyalde, belki de en kolayı o. Oraya yanaşacak gemi, merkezi sisteme elektrik verecek. Onların şu anda merkezi sistemi de felç. Onu da süratle yenileyeceğiz.

Obama arar, ben de onu ararım

Türkiye-ABD ilişkilerinde bölgesel bazda bazı görüş ayrılıkları mevcut. Bunların giderilmesi veya azaltılması noktasında bir durum var mı? 
  ABD ile zaman zaman olaylara bakışta farklılıklarımız olmuştur. Ama hiçbir zaman dış politikada birbirimize zıt bir kopuş yaşamadık. Şu anda da aynı şekilde. Sayın Obama beni arar, ben kendisini ararım. 24 saat geçmeden birbirimize ulaşırız. Aramızda güvenli hattımız var. 31 Mart gibi Nükleer Güvenlik Zirvesi için ABD’ye gideceğim. Obama müsait olursa o vesileyle Maryland’deki külliyemizi de beraber açabiliriz. Kendisine daha önce teklifimizi yaptım. Gelebilirse beraber açarız. 
 Trump kendi partisindeki yarışta öne geçti. Ne diyorsunuz?
 Onun kendi partisi içinde öne geçmesi, kazanacağı anlamına gelmez. Şu anda önemli olan Demokratların halk nezdindeki durumudur. Ama benim bayan Cilonton ya da Donald Trump’la ilgili bir şey söylemem doğru olmaz. Biz şuna inanırız. ABD’de ister Demokrat ister Cumhuriyetçi, kim iktidar olursa olsun biz onların hepsi ile bugüne kadar uyum içinde olduk. ABD ile daha ileri aşamalara birlikte gidebilmeliyiz.

Bir kapı kapanır başka kapı açılır

 Türkiye’ye yönelik yaptırımlar sonrasında Rusya’da bir domates 6 liraya fırlamış durumda. Yaptırımlar onları mı köşeye sıkıştıracak?
 Büyüklerimizin güzel bir sözü var; niyet hayır, akıbet hayır. Bizim niyetimiz hayır. Kimseye zulmetmedik. Bizim kaybettiğimize inanmıyorum. Bir yerden kapı kapanır, bir başka yerden açılır. Biz bunları 12-13 yıllık süreçte çok yaşadık. Bizim girişimcilerimiz çok farklı insanlar. Dünyanın farklı yerlerine dalar, oradan bir çok işler çıkarır, önümüz açılır. Ekonomi Bakanımız Mustafa Elitaş, iş adamlarımızla dünyayı fellik fellik dolaşacak. İnşallah farklı yerlerde kapılar açılacaktır. Ancak iki ülke arasındaki güzel ilişkileri bozacak adımlar atılmasının, Rusya için bir diplomatik hata olduğunu düşünüyoruz.

Ne Şii ne Sünni İslam’ı

13 yıllık Başbakanlığınız döneminde, müttefiklerinizle karşı karşıya gelme pahasına İran’a sahip çıktınız. Bugün gelinen noktada İran’ın Türkiye’ye karşı tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Hayal kırıklığı yaşıyor musunuz?
İran, nükleer enerjisi meselesinde dünyada yalnız kaldığı zaman biz âdeta onların yalnızlığını ortadan kaldırdık. Ama daha sonra ne oldu? Şu anda Batı ile masaya oturdular, belli bir noktaya geldiler. Bu gerçekleşecek mi, gerçekleşmeyecek mi ayrı bir konu. Ancak İran’ın Irak’taki, Suriye’deki, Yemen’deki mezhepçi yaklaşımlarını doğru bulmuyoruz. Ben İranlılara hep şunu söylemişimdir; “Ne Sünni ne de Şii. İslami, İslami.” Olaya böyle bakmak lazım. Biz, hiçbir zaman mezhepçi bir yaklaşım içinde olmadık. 

‘Hitler Almanyası’ benzetmesi çarpıtıldı

Cumhurbaşkanlığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan ziyareti dönüşünde ifade ettiği “Hitler Almanyası” benzetmesinin bazı haber kaynakları tarafından açıkça çarpıtılarak ve tam tersi bir mana verilerek kullanıldığını bildirdi. Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamada, bazı basın kuruluşlarının “Erdoğan, etkili başkanlık sistemine örnek olarak Hitler Almanyasını gösterdi” şeklinde haber yapmasının tarafsız ve dürüst habercilik ilkeleriyle asla bağdaşmadığı vurgulandı. Açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Böyle bir benzetme söz konusu değildir. Holokostu ve antisemitizmi, İslamofibiyle beraber bir insanlık suçu olarak ilan eden Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadelerinin Hitler Almanyasına olumlu bir gönderme gibi yansıtılmaya çalışılması kabul edilemez.”