Osman Çobanoğlu ANKARA
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü ile 15 Temmuz gecesi yaşadıklarını, sonrasında ise FETÖ ile mücadeleyi ve ekonomik tabloyu konuştuk. Özlü o hain geceyi şöyle anlattı: “Bakanlıkta inovasyon ile ilgili bir zirve için konuşma hazırlıyorduk. Mesaj ve telefonlar gelmeye başladı. ‘Ankara’da savaş uçakları uçuyor bir şey mi var’ şeklinde. ‘Herhâlde aidiyeti belli olmayan bir cisim var. Bunu takip ediyor olabilirler’ dedim. Baktık İstanbul’da köprüler kapatılmış. Onu da ‘Herhâlde bomba yüklü bir araç var. Zarar verir diye köprüyü kapattılar’ diye düşündük. Ben hep terörist bir faaliyet olduğu kanaatindeydim” dedi. Özlü, sözlerine şöyle devam etti:

BAŞBAKANLIĞA ÇAĞIRILDIM
Daha önce Savunma Sanayi Müsteşarlığında görev yaptığım için komutanların çoğunu tanıyordum. Bilgi almak için, ‘Ne oluyor?’ diye onları aradım. Hava Kuvvetleri Komutanı’na ve Kurmay Başkanı’na ulaşamadım. Başbakanlık’tan bir telefon geldi. Dediler ki; ‘Bakanlar Kurulu toplanıyor. Gelin.’ Bu telefon gerçekten Başbakanlık Özel Kalem Müdürü Abdülkerim Bey’in telefonu mu yoksa bizi Başbakanlığa toplayıp, topluca bir faaliyet içerisinde mi olacaklar diye endişelendik. Koruma Müdürüme, ‘Çankaya Köşkü’ne gidin, etrafında bir dolaşın bakalım durum nasıl’ dedim. O kontrol etti, problem olmadığını söyledi. Başbakanlığa gittik.

MECLİS AÇIK KALACAK
Çankaya Köşkü’nde bakanlarımız ve bazı milletvekillerimiz vardı. Durumu kavramaya, ‘Nerede, ne oluyor’ diye bilgi almaya çalışıyorlardı. Başbakanımıza ulaşamadık. Meclis Başkanımızı, Başbakanlığa davet ettik. Geldi, bir durum değerlendirmesi yaptık. Meclis’in açık tutulması gerektiği, İsmail Bey’in meclise gidip Meclisi açması konuşuldu. Sayın Kahraman “Meclis’e geçiyorum Meclis’i açacağız” dedi. Bu arada TRT’deki malum bildiri yayınlanmaya başladı. Bu bildirinin okunmasını kesmek maksadıyla ‘Ne yapalım’ diye konuşuldu. Aklıma Türksat Yönetim Kurulu Başkanı olan eski Millî Savunma Bakanımız Vecdi Gönül Bey’i aramak geldi. O gece aradığım ilk kişi Sayın Vecdi Gönül’dür. ‘İki helikopter Çankaya Köşkü’nün olduğu mekâna inmek üzere’ diye bir bilgi geldi. ‘Burada daha fazla kalmayalım Meclis’e gidelim’ denildi. Hep beraber Meclis’e gitmeye niyetlenirken ışıklar söndü. Darbeciler tarafından kesilmiş olabileceğini düşündüm. Meclis’e yönlendik fakat kapıları kapatılmıştı. Otobüsler vardı. 

TABLO ÇOK FARKLI OLURDU 
 15 Temmuz, bir koalisyon hükûmeti ya da zayıf bir iktidar döneminde olsaydı bambaşka bir tablo çıkardı. Tek başına bir iktidar partisi olması, Sayın Cumhurbaşkanımızın dirayetli çıkışı, Başbakanımızın ferasetli görüşü neticesinde en az kayıpla atlatıldı. Zayıf bir liderlik kadrosu olsaydı Türkiye’de çok daha büyük bir kaos olacağını ve çok daha fazla kan döküleceğini söyleyebilirim.

İLK, TGRT’YE BAĞLANDIM

O gece ilk bağlantım TGRT oldu. Orada mesaj vermeye çalıştım. Diğer kanallarla da gö-rüştüm. Türk medyası 15 Temmuz’da topluca baktığımızda iyi bir sınav verdi. TGRT’nin de yayın politikası, 15 Temmuz girişimi karşısındaki tutumu çok saygıdeğerdir, ferasetlidir. Son derece örnek bir tutumdur. 

ÇOK DİKKAT EDİYORUZ

15 Temmuz sonrası Bakanlığımızda çalışma yaptık, 563 kişiyi çıkardık. Adil olmaya, insanları mağdur etmemeye gayret sarf ettik. Mesela TÜBİTAK’ta 5 bine yakın kişi çalışıyor. Kesin tespit ettiklerimizi uzaklaştırdık. Bazı şüphelendiğimiz, adil olmak açısından takip ettiğimiz kişiler var.

ZARARI ÇOK BÜYÜK

Türkiye sadece darbe girişiminin olduğu çeyrekte küçüldü. Hedeflediğimiz büyüme 4,5’lardaydı. 3. çeyrek olmasa büyümeyi gerçekleştirecektik. Darbe girişiminin Türk ekonomisine verdiği zararın da toplu bir bilançosunu çıkartmamız gerekir. Çünkü büyük zararı oldu.