Ziyneti Kocabıyık

Alman fizikçi Prof. Dr. Wilhelm Conrad Röntgen’in X ışınlarını keşfederek insanlığın hizmetine sunduğu 8 Kasım, bütün dünyada Radyoloji Günü olarak kutlanıyor. Roentgen, X ışınlarını keşfettiği’nde  hastalıkların teşhis ve tedavisinde vazgeçilmez yöntemlerden olan görüntülemeyi en çok Türklerin kullanacağını hiç düşünmemişti herhalde. Aradan geçen 122 yılın sonunda Türk insanı MR, röntgen ve Tomografi çektirmede Dünya şampiyonluğunu dünya ile açık ara göğüsledi. Peki bu kadar çok MR, röntgen, Tomografi çektiriyor olmamız daha iyi bir tedavi planına ulaştığımızı gösteriyor mu?  İddia edildiği gibi dünyanın en çok sayıdaki MR cihazı Türkiye’de mi? Bunları kullanacak radyolog sayısı yeterli mi? Neden bu kadar çok görüntüleme yaptırıyoruz? Hastaların talepleri bu konuda etkili mi? Bu soruların cevaplarını 38. Ulusal Radyoloji Kongresi’nde gö-rüştüğümüz  Radyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Tamer Kaya verdi. 

MR SUSTURUCU
Sürekli çalışan cihazların doğru çekim yapma ve rapor yazmak için batıda 10 dakika olan MR sonucunu okuma zamanının 2 dakikaya kadar düşmesinin hata payını artırdığına dikkat çeken Prof. Dr. Kaya, görüntülemede dünya birincisi olmamızın sebebinin hastanın talebi ve hekimin kendini garanti altına almak istemesi olduğunu söyledi. MR’ın adeta susturucu olduğunu ifade eden WProf. Dr. Kaya “Hastalar genellikle şikâyetlerinin dinlenerek ya da elle muayene sonunda teşhis konulmasından çok da tatmin olmuyorlar. Zaten artık steteskop takarak gezen hekim de kalmadı pek. Hastalar muayeneye tetkik yaptırmak üzere geliyor. İstedikleri tetkiklerin yapılmaması hasta memnuniyetini azaltıyor. Aslında hekim yapmak istemiyor ama MR yazdığınız zaman hastayı susturuyorsunuz” dedi. Hekimlerin kısa muayene süreleri içinde yanlış teşhis koymamak için kendilerini görüntüleme ve diğer tetkiklerle güvence altına aldıklarını da ifade eden Prof. Dr. Kaya “Hekime şiddet ülkemizde had safhada. İstekleri karşılanmayan ya da herhangi bir sebeple hastası zarar gören hasta yakını hekime saldırıyor. Hekimler biraz da bunu yaşamamak için görüntüleme talebi yazıyorlar” dedi. 

CİHAZ SAYISI ÇOK DEĞİL
Türkiye’nin görüntüleme rakamlarında dünyada birinci sırada yer aldığını söyleyen Prof. Dr. Kaya, buna karşılık görüntüleme cihazı ve radyolog sayımızın az olduğunu belirterek “Öncelikle ülkemizde MR aygıtı sayısı eskiden çok kereler dikkat çekildiği gibi fazla değil. Nüfus başına düşen MR aygıtı sayısı OECD ülkeleri ortalamalarının altında. Bunun yanı sıra nüfusa oranla radyolog sayımız da oldukça az. 4 bin radyoloğumuz var. Avrupa’da 100 bin kişiye 15 radyolog düşerken bizde bu rakam 5-6. Yani 3 kat daha düşük.  Bütün bunlara rağmen yapılan MR tetkiki sayısında dünya birincisiyiz. Tetkik talebi o kadar yüksek ki, bir cihaz günde 150 çekim yapıyor; radyologlar 2 dakikada 1 tetkik okumak zorunda kalıyor” dedi.

GEREKSİZ TOMOGRAFİDE KANSER RİSKİ  OLABİLİR
Çok görüntülemenin iyi teşhis koymanın garantisi olmadığına da dikkat çeken Prof. Dr. Kaya “Şu anda MR’ın bir zararı yok ancak gelecek dönemde nelerin çıkacağını bilmiyoruz. Öte yandan kanser riskini daha çok tomografik tetkikler artırabiliyor. Onlara da zaten gerçekten çok mecbur olduğumuzda başvuruyoruz. Görüntüleme tetkikleri mümkün olduğunca azaltılmalıdır. Özellikle tomografi risk faktörleri yoksa tarama amaçlı kullanılmamalıdır. Hastanın da hekimi tomografi için zorlamaması gerekir” diye konuştu. 

Hamilelikte tomografi serbest mi?
Ülkemizde rekor sayıya ulaşan görüntüleme oranlarını düşürmek için toplumun bu konuda bilinçlendirilmesi gerektiğini söyleyen Ankara Üniversitesi Radyoloji ABD Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Yiğit, doktor yazmadıkça MR ve tomografi için israr edilmemesi gerektiğini söyledi.  Türk Radyoloji Derneğinin bu konuda toplumu bilinçlendirmek amacıyla bir web sitesi hazırladığını belirterek “Bu sitede işlemlerin faydaları, riskleri, hangi sıklıkla tekrarlanabileceği, kimlerin uygun hasta olduğu gibi konulara yer vereceğiz” dedi. Görüntüleme işlemleri konusunda merak edilen sorulara cevap verdi:

ÇOCUKLARI RADYASYONDAN KORUYUN
Gebelikte MR:  Gebelerde tomografi yerine MR’ı tercih ediyoruz. Net bilgi olmamakla birlikte gebelerde bebek gelişiminin olduğu ilk 3 ay içerisinde çok zorunlu değilse MR yapmıyoruz. Eğer mutlaka çektirmek gerekiyorsa ilaçsız MR tercih ediyoruz. Çünkü kontrast maddelerin gebelikte bebeğe zararları gösterilmiş. Sadece annenin hayati durumunu etkileyecek bir durum söz konusu olduğunda  kontrast madde kullanılabiliyor. 
Gebelikte Tomografi: Gebelikte tomografi tercih ettiğimiz bir görüntüleme yöntemi değil. Ultrasonografi ile teşhis koymaya çalışıyoruz. Mutlaka gerekiyorsa bebeği koruyarak çekiyoruz. Eskiden bilmeden tomografi ya da röntgen çektirildiğinde bebek alınırdı. Şu anda 1 tomografi çekildi diye bebeği almıyoruz. 
Emziren anneler: Eskiden 2 gün boyunca emzirme yasaklanırdı. Şimdi MR ilaçları kategorilere ayrıldı. Bazılarını hiç kullanmıyoruz, bazılarında ise emzirmeye izin veriliyor.
Böbrek Hastaları: İlaçsız MR’ı tercih ediliyor. İlaç gerekiyorsa, en az zararlı olanını veriyoruz.
Çocuklarda MR: Çocuklar radyasyona karşı hassastır ve mutlaka korunması gerekir. Eskiden tomografi zararlı olduğu için daha çok MR tercih edilirdi ve MR ilaçları güvenli kabul edildiği için daha iyi görüntü almak amacıyla 2-3 doz verilirdi. Sonradan bu ilaçların vücudun çeşitli yerlerinde biriktiği ve böbrek hasarına sebep olduğu ortaya çıktı. Bazı ilaç türlerinin önümüzdeki yıllarda ruhsatının askıya alınması bile gündeme gelebilir. Mümkünse ilaçsız MR tercih ediyoruz.