Ziyneti Kocabıyık

Bağırsakların ikinci beyin olarak tarif edilmesinden sonra bu organımızın genel sağlık sistemi üzerindeki etkileri daha fazla araştırılmaya başladı. Bu araştırmaların sonucunda da bağırsaklarımızda tabii olarak bulunan ve genel sağlığımızı etkilediği düşünülen bakteri, virüs ve mikropların olduğu keşfedildi. Öyle ki, 70 kiloluk bir insanın 1,5 kilosunun mikroplardan oluştuğu anlaşıldı. Daha sonra bilim adamları, bu mikropların ne işe yaradığını ve sağlığımız üzerinde ne kadar etkili olduğunu araştırmaya başladı. Gittikçe artan sayıda araştırma, sindirim sistemimizdeki bakterilerin dengesinin veya dengesizliğinin genel sağlığımızla ve hastalıklarla bağlantılı olduğunu gösterdi. Bağırsaklardaki iyi bakterilerin sayısını artırmak, bu faydalı bakterileri dengede tutabilmek için turşu, yoğurt gibi mayalanan bazı yiyecekleri tüketmek ya da ilaç formuna getirilmiş bazı ürünleri kullanmak gerektiği tavsiye edilmeye başladı. Buraya kadar her şey normal… Ancak bu konuda bizlerin kafası biraz karışık… Probiyotik ürünler gerçekten kanserden, ülserden, depresyondan, kalp krizinden, şişmanlıktan ve daha bir sürü hastalıktan korunma da ya da tedavide sözü edildiği kadar etkili mi? Sağlığını düşünen herkes kullanmalı mı? Rastgele kullanılabilir mi?
Bu soruları Antalya’da düzenlenen 34. Gastroenteroloji Haftası’nda Türk Gastroenteroloji Derneği Yönetim Kurulu Üyelerini sorduk…

PROF. DR. SERHAT BOR: Doktor  reçete etmeden kullanmayın

Prof. Dr. Serhat Bor (Türk Gastroenteroloji Derneği Başkanı): Probiyotiklerin işe yaradığının en kesin olduğu alan antibiyotiğe bağlı ishallerdir. Bunu kimse tartışmıyor. İrritabl Bağırsak Sendromu denilen İBS’de faydası çok sınırlı olarak gösterilmiş. Ayrıca inflamatuvar bağırsak hastalıkları ve fonksiyonel bağırsak hastalıklarında da kısıtlı kullanımları mevcuttur. Çok sayıda probiyotik ürün var. Etkinliğinin ortaya çıkarılması için her bir probiyotik için ayrı çalışma yapılması gerekli. Henüz böyle bir çalışma yok. Türkiye’de reçetelenmediği ve Tarım Bakanlığı ruhsatı ile satıldığı için Sağlık Bakanlığı’nın klasik sert filtrelerinden geçmiyor. Hâl böyle olunca da nakit satılan bu ilaçlarla ortada çok ciddi bir pazar oluşuyor. Bu da da bu tür ürünlerin başka kaynak ve kişiler tarafından önerilmesine sebep oluyor. Probiyotikleri kullanılmanın  herhangi bilinen bir yan etkisi yok. Ancak buna rağmen, mutlaka konunun uzmanı bir doktor tarafından reçete edilmelidir. 

PROF. DR. MURAT TÖRÜNER: Antibiyotiğe bağlı ishalde işe yarıyor

Prof. Dr. Murat Törüner (Türk Gastroenteroloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi- Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi): Günümüzde yapılan çalışmada bağırsaktaki dengenin bozulmasının pek çok hastalıkta rol oynadığını ortaya çıkıyor. Bu hastalıkları sayacak olursak antibiyotik kullanımına bağlı ishaller, bakteriyel bağırsak enfeksiyonları, fonksiyonel bağırsak hastalıkları (irritabl bağırsak sendromu, spastik kolon), inflamatuvar bağırsak hastalıkları ve bazı kanserlerdir. Ancak Probiyotiklerin kullanımının kesin olarak işe yaradığının gösterildiği hastalıklar, antibiyotik kullanımı sonrası gelişen ishaller, gıda zehirlenmeleri ve bakteriyel/viral gastroenteritlerdir. Bunların dışındaki kullanımları ile ilgili çok net kanıtlar mevcut değil. Ayrıca bir probiyotiğin etkisi kişiden kişiye değişiyor.  Kimisinde gazını indiriyor, kimisinde şişkinlik yapıyor. O yüzden bence tedbirli kullanılmasıve gidip bakkaldan, manavdan meyve alır gibi alınmaması gerekiyor.

 

PROF. DR.ORHAN SEZGİN: Kanserle ilgili bilimsel ispat yok

Prof. Dr. Orhan Sezgin (Türk Gastroenteroloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi): Ülkemizde birçok alan gibi probiyotikler de suistimale açık bir konu. Bu ürünlerin etkili olduğu iddia edilen her konuda bilimsel kanıt yok. Mesela kanserler üzerindeki etkisinden söz ediliyor. Oysa, kanser gelişimini önleme ve ya tedavi etme anlamında probiyotiklerin etkili olduğunu, temel ilaç olduğunu gösteren hiçbir bilimsel kanıt yok. Bunlar belki destek ajanları ve yardımcı ajanlar olarak gerektiğinde kullanılabilir ama koruyor ya da tedavi ediyor diye bir şey söylemek mümkün değil. Mide bağırsak hastalıklarındaki etkinliğinin bir kısmı da plasebo etkisi olabilir. Çünkü bu hastalık grubu psikolojik durumun çok etkili olduğu hastalıklar. Bazı hastalara ilaç yerine plasebo denilen, şeker de verseniz etki eder. Plasebo etkisi probiyotik dediğimiz ürünlerde de olabilir. Tekrar vurgulamak lazım bunları temel tedavi edici ajan olarak gösterilen hiçbir bilimsel kanıtı yoktur. Tam tersi bunlar bu tedavide iyidir demek de bilimsellik değildir

 

Doğal kaynaklar

Ezcane raflarında ilaç olarak satılan çeşitli formlardaki ürünlerin yanında, probiyotikler bazı besinlerin yapısında da doğal olarak bulunur. Genellikle de, süt ürünlerinde bulunan probiyotikler, diğer bazı besinlerin de yapısında vardır. İşte probiyotik içeren besinlerden bazıları:
Ev yoğurdu, ayran
Peynir
Turşu
Keçi sütü
Bazı yosun türleri
Nar ekşisi,
Sirke, şalgam,
Boza