Ahmet Münir Eren DENİZLİ
Çocukluğunda bir terzinin yanında çırak olarak başlayan Mehmet Urlu, Türkiye’nin bütün yörelerine ait mahalli kostümleri dikiyor. Sadece halk oyunları ekipleri değil, efe seven insanlar da kendilerine kıyafet diktiriyor. Son yıllarda sünnet çocukları ve damatlar da efe kıyafeti giymeye başlayınca işler hayli artmış. Siparişlere zor yetişiyor. 
Bilindiği üzere efe elbisesi dikmek kolay değil, binlerce motifin kola, yene, sırta işlenmesi gerekiyor ve her biri ayrı manalar taşıyor. Bir kıyafeti iki kişi iki günde bitirebiliyor. Camilerden, şadırvanlardan, mezar taşlarından desen örnekleri toplayan Mehmet Urlu, bir Osmanlı aşığı. Ecdat çizgilerinin yayılmasından büyük keyif alıyor. Zaman zaman taklit edilse de gülüp geçiyor... Davayı, tazminatı aklından bile geçirmiyor. “Belki şaşacaksınız ama” diyor ve ekliyor: “en fazla sipariş yurt dışındaki gurbetçilerimizden geliyor!” 
Sayısız efe menkıbesi bilen Mehmet Urlu amcamız, son kalan efelerle tanışma şerefine nail olmuş. Onları anlatırken gözleri doluyor: “Efe, namusa, mala kastetmez. Ah almaz can yakmaz. Bundan dolayı milletimiz efelere maniler yakmış...”