BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Bu toprakların bilgi ve bereketine inanmak

Arif Karaca ve kardeşleri, çocukları ile birlikte Türkiye’nin en değerli yerli süs bitkileri, tıbbi bitkiler, yerli meyve ve sebzeler üreten, yaşatan ve onları tüm süreçlerinde izleyebileceğiniz bir merkez yapmanın adımlarını attılar.

1989 UNESCO Geleneksel Kültür ve Folklorun Korunması Tavsiye Kararı ve 2001 UNESCO Kültürel Çeşitlilik Evrensel Bildirgesi; somut ve somut olmayan kültürel mirası, kültürel çeşitliliğin potası ve sürdürülebilir kalkınmanın güvencesi olarak görüyor. Bu çerçevede yerli toplulukların, grupların, kurumların ve bazı durumlarda bireylerin somut olmayan kültürel mirasın ÜRETİMİ, KORUNMASI, BAKIMI VE YENİDEN ORTAYA KONMASI konusunda önemli rol oynadıkları bilinen bir gerçek. Türkiye’nin önemli hayvan ve bitki çeşitliliği, özgün coğrafi yapısından kaynaklanıyor ve gelecekte de gıda güvenliğiyle ilgili problemler ele alınırken bu biyo-çeşitlilik şüphesiz önemli bir referans olacak. Farklı coğrafyalardan gelen birçok kültürün ve yaşamış çeşitli uygarlıkların ortak potada eridiği Türkiye, yiyecek üretim ve tüketim süreçlerine dair zengin bir kültürel mirasa sahiptir. Gıda tüketim alışkanlıkları ve mutfak kültürünün yanı sıra, üretim süreçlerinde de Türkiye’nin oldukça katmanlı ve zengin bir yapısı olduğu açık bir gerçektir. Yerel biyolojik çeşitliliğin önemi ve korunması konusunda, özellikle yeni kuşakların daha fazla bilinçlendirilmesi gerektiği ise tüm dünyanın kabul ettiği bir başka önemli tespit. Bu tür farkındalık çalışmalarının insanları birbirlerine yakınlaştırıcı ve onlar arasında değiş tokuşu ve anlayışı sağlayıcı, paha biçilmez rolü ise çok önemli başka bir etki. Bu yazı kendisi olabilme, köklerinden kopmama gibi erdemleri yaşatma çabası gösteren ülkemizin saygın bir şirketinin gerçekleştirdiği çok önemli bir proje ile ilgili. Dikkatinizi bilhassa çekmek isterim; bu projenin en önemli katkısı diğer faydaları yanında bilhassa mutfağımıza ve mutfak şeflerine olacak.  Ülkenin gastronomi geleceğine ilişkin konularda başarılı işler fazla gerçekleştiremiyoruz. Batı ya da Doğu hayranlığı arasında sadece kimlikli durabilsek, yani TÜRKİYE hayranı olabilsek inanın problem çözülür. Fikirler uygulanmazsa ölür, fikirlerin uygulanmaya ihtiyacı vardır ve gerçekleştirdiğiniz her fikir yeni bir başlangıçtır. İşte bu yazı bir fikir üretme, bir fikri ülke faydası adına gerçeğe dönüştürme hikayesi. Aslında başka bir deyiş ile bu toprağın bilgisine, birikimine, bereketine inanan insanların bu kadim kültürü yarınlara taşıma gayretine örnek bir öykü de denilebilir.  Anadolu’daki bitki türünün sayısı hemen hemen Avrupa kıtasındaki tür sayısına eşit. Dünyada ıslah edilmiş türlerin birçoğunun yabani şekli hâlâ Anadolu’da mevcut. Dünyadaki tarla bitkilerinin 1/3’ünün Anadolu kökenli olduğunu söylemek abartı olmaz. Günümüzde biyolojik çeşitliliği oluşturan bu canlı türleri hızla azalmakta. Uzmanlar ülkemiz coğrafyasında 800 cins altında 9.000 çeşit bitki türü olduğunu bildiriyorlar. En büyük tehdit hayat alanlarının daralmasıdır. Halk bu konularda bilinçlendirilmeli, olaylara karşı hassas hâle getirilmelidir. İşte ARİF KARACA ve kardeşleri, çocukları ile birlikte kısaca KARACA ailesi muhteşem bir iş yapıyorlar, gösterişten uzak ve sessiz sedasız. İnanıyorum ki bu çalışma İstanbul öncelikli ülkemizdeki ilköğretim, orta öğretim kurumları, ziraat fakülteleri, mutfak şeflerinin en gözde yeri olacak. Çünkü Türkiye’nin en değerli yerli süs bitkileri, tıbbi bitkiler, yerli meyve ve sebzeler üreten, yaşatan onları tüm süreçlerinde izleyebileceğiniz bir merkez yapmanın ilk adımlarını attılar. Üstelik derme çatma değil oldukça ilmî metotlar ile yapıyorlar. Merkez konularında oldukça iddialı iki akademisyen Ziraat Yüksek Mühendisi FURKAN TINMAZ,  Ziraat Yüksek Mühendisi MESUT YILMAZ ve Tıbbi Bitkiler Teknikeri EMRAH PARİM’den kurulu teknik ekibe emanet edilmiş. Ziraat Yüksek Mühendisi MERVE TINMAZ’dan danışmanlık alınıyor. Kısaca proje ehil ellerde. ARİF KARACA ve kardeşleri çok fazla göz önünde olmayı sevmeyen mütevazı kişilikler. Düşüncelerini her manada hayat tarzlarında görüyorsunuz. Kendilerini yenileyen, yenilikleri kabul eden, kişilikli duruşları ve inançlarından vaz geçmeyen tarzları ile yani tam olması gereken hâli ile Malatya’nın ülkemize hediyesi Anadolu insanları. Üstelik bu projeyi kendilerine ait imarlı çok değerli büyük bir toprak parçası üzerine, üstelik çok ciddi bir rant elde etmekten vazgeçerek gerçekleştiriyorlar. Her şeyi devletten bekleyen hatta devletten çalmak isteyen insanların, şirketlerin çoğaldığı günümüzde böyle bir hizmet kesinlikle alkışlanmalı. Elbette MARİFET İLTİFATA TABİDİR ve yüksek övgüyü sonuna kadar hak ediyorlar. Allah bu tür hizmetleri gönülden yapanların gönlüne göre versin.

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
608766 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/adnan-sahin/608766.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT