BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Artık söz gastronomi alanında uzmanların

Gastronomi alanında kendilerini bu ülkenin karar vericileri sanan ve bu ülkenin gerçek bilenlerini yok saymaya çalışanlara artık “Oyun bitti” denmeli. Ülkemizde yeterince at koşturdular fakat artık bilgi yoksunu kopyalara ihtiyaç yok, çünkü gerçeklerin zamanı... 

0. yüzyılda dünyada, yiyecek ve içecek zemininde, Türkiye coğrafyası ile boy ölçüşebilecek zenginlikte bir ülke bence yok, çünkü olmamalı. Elbette bu iddiamın çok net gerekçeleri var. 11. yüzyıldan bu yana nerelerden nerelere geldiğimizi kısa bir araştırmayla anlamak mümkün. Elbette geçmişin görkemi ve güzellikleriyle övünmek ya da avunmak çabasında değilim. Bugün olduğumuz ve iç açıcı olmayan yerin çok net farkındayım. Türkiye yaşadığı ekonomik, toplumsal ve siyasi gelişmelerin oluşturduğu problemler yumağında son yüz yıl içinde dünyanın diğer bazı ülkelerinden yönelen tehditlere maruz kaldı ve korkarım gastronomi konusu da bu olumsuzluklardan nasibini fazlasıyla aldı. Tabii ki bütün faturayı bizim dışımızda aramak doğru değil, kendi yaptıklarımızı da görmeliyiz; bilgiden uzaklaşma, popüler kültürün yoğunlaşması, plansız sanayileşme, kontrolsüz göçler, nüfus hareketleri, kirlenen deniz, yok olan ormanlarımız ve planlı olarak yok edilen ve en önemlisi giderek kaybolan KÜLTÜR ZEMİNİMİZ. 


Anadolu’nun bu kadim coğrafyasını yaklaşık bin yıllık sahibi olarak kimi zaman doğru kimi zamanlarda maalesef yanlış ya da eksik biçimlendirdik. Ancak Anadolu, efsanevi Anka bütün bu olumsuzluklara rağmen zamanın yıkımına karşı koyarak her defasında yeni bir yüz, yeni bir heyecanla kendi küllerinden tekrar var olmayı başarabildi. İnanıyorum ki, 2023 hedeflerine inanan Türkiye, yüzlerce yılın olumsuzluklarını aşarak bilgi ve birikimden yoksun, kendince bu ülke insanlarına akıl verenlerin pespaye ve sığ düşüncelerini ortadan kaldıracak, ayar vermeye çalışanları kendi gerçekleri ve doğrularında boğacaktır. Kendilerini gastronomi alanında bu ülkenin sözüm ona bilenleri, karar vericileri sanan ve bu ülkenin gerçek bilenlerini ve anlayanlarını yok saymaya çalışanlara da gastronomi anlamında artık oyun bitti denmeli. Bu ülkede yeterince at koşturdular fakat artık bilgi yoksunu kopyalara ihtiyaç yok, çünkü gerçeklerin zamanı. TÜRKİYE GAZETESİ Türkiye’de en fazla baskı yapan bir iki gazeteden biri ve Kültür ve Turizm Bakanlığının ‘2020 Gastronomi Yılı’ ilanı çerçevesinde artık ayda bir çıkaracağı GASTRONOMİ eki ile en doğru ağızlardan söylenmeyenleri söyleyecek, sorulmayanları soracak. Demem o ki Anadolu deyimi ile “KÖPEKSİZ KÖYDE DEĞNEKSİZ DOLAŞMA” devri bitti. Artık herkes her şeyi bilecek. 
Popüler kültürün baskısı ile ortaya çıkarılan imitasyon imajlar, gastronomi uzmanları, aşçılık adına sınırlı bilgi ve birikimleri ile ülkenin gastronomi gündeminde yer bulmaya çalışanlar, hikmetleri kendinden menkul sözüm ona gurmeler, kendi kendini gastronomi yazarı ilan eden gündem belirlemeye çalışan bilgi yoksunu yazan çizenler deşifre edilecek. Anadolu’nun doğru dünü ile gerçek bugününü buluşturmak, geçmişin değerlerini ve güzelliklerini geleceğe taşımak adına Türkiye’nin en çok bilenleri yazacak. 
Et dediğinizde aklınıza ilk gelen isim Cüneyt ASAN ile Anadolu’da etin bölgesel dağılımını, et hakkında doğru bilinen yanlışları ve et yemeklerine her yönüyle yolculuk yapacaksınız. Anadolu peynirleri konusunda dünyanın kabul ettiği isim İLHAN KOÇULU’nun kaleminden Anadolu peynir haritasını ve peynirin gerçeklerini öğreneceksiniz. Sağlıklı beslenmenin duayen ismi TAYLAN KÜMELİ ile sağlıklı beslenme ve bölge bölge Anadolu’daki beslenme alışkanlıklarını okuyacaksınız. Gerçekten bilen, yemek ile pişmiş, çocukluktan, anadan, atadan aşçılar ve beş yıldızlı otel şefleri EYÜP KEMAL SEVİNÇ ve AYDIN DEMİR ile Türk mutfağı, Osmanlı mutfağının görkemini anlayacak ve hayranlık duyacaksınız; Anadolu Mutfakları konusunda uzman şef DENİZ ŞAHİN’den Anadolu mutfaklarının sır lezzetlerini; Anadolu’yu karış karış gezen GÖKÇE DEMİR’den Anadolu’nun lezzet hikâyelerini; gastronomi eğitiminin dünyadaki en doğru adresi Le Cordon Bleu Türkiye Direktörü DEFNE ERTAN TÜYSÜZOĞLU kaleminden eğitimin inceliklerini okuyacaksınız. Elbette sadece bu kadar değil, ÖZLEM ÖZGEN ile önemli mutfak isimleriyle röportajları keyifle okuyacaksınız. Ayrıca bölge ve şehirlerin geleneksel mutfaklarına, doğru alışveriş noktalarına yolculuk TÜRKİYE GAZETESİ ile başlıyor.

 

Tokat Şehir Müzesi ve Hasan Erdem

Hiç şüphesiz Tokat, Anadolu’nun en özgün ve lezzetli mutfaklarından biri. Tokat, tarihsel geçmişiyle birlikte oldukça zengin bir mutfak ve beslenme kültürüne sahip bir şehir. Bunu da Yeşilırmak ile Kelkit havzalarının bereketli toprakları üzerinde kurulmuş olmasına ve altı bin yıllık tarihi boyunca hem ticaret hem kültür merkezi olmasına borçlu. Korkarım ki yöneticiler yavaş yavaş yok olan bu gastronomi zenginliğinin hâlâ farkında değiller.
Tokat mutfak kültürü deyince şüphesiz akla Osmanlı münevveri bir dedenin varlığı ve onun etrafında şekillenen bir dünya algısıyla nitelikli objeler ve eşyalar biriktirerek bu değerleri belgelemeyi südüren Hasan Erdem gelir. Hasan Bey biriktirdiği kendine ait objeleri şehir müzesine vakfederek oluşturduğu koleksiyonla Tokat’ta ülke çapında dikkatleri çekecek kalıcı bir armağan oluşturmuş. En çok da bugün sadece karın doyurmak adına yemek yiyenlere, mutfak kültürünü dar kalıplar içinde düşünenlere bir başka açıdan seslenmek, şehrin tarihî ve kültürel değerlerini korumak, kollamak, anlatmak için... Sergi salonu ve kitaplık da bulunan şehir müzesi misafilerini giriş katında 19. yüzyılın ortalarında Tokat’ta bulunmuş seyyah ve misyoner H. j. van Lennep’in o dönemde şehirde yaptığı resimlerin üç boyutlu canlandırmalarıyla karşılıyor. Alt kat Tokat’a has bir sanat olan el baskısı yazmacılık başta olmak üzere demircilik, dabaklık, yemenicilik, urgancılık gibi geleneksel zanaatların icra edildiği bir çarşı olarak düzenlenmiş. Tokat yemek kültüründe öncelikle ifade edilmesi gereken noktalardan birisi, geleneksel evlerin en büyük özelliğinin büyük odalardan birisinin mutfak olmasıdır. Bütünüyle hazırlanışından pişirilmesine ve yenilmesine kadar Tokat’ın olmazsa olmazı Tokat kebabı ise muhteşem bir zenginlik. Müzede bir bağ evinden alınan orijinal ölçülerle birebir inşa edilmiş Tokat kebabının pişirildiği özel kebap fırını, ekmek fırını ve ocağı da dahil olmak üzere, kullanılan mutfak aletlerinden ve geleneksel ölçü tartı aletlerine kadar oluşturulan koleksiyonlar Tokat yerleşik mutfağının zenginliğinin göstergeleridir. Müzenin üst katında ise şehir kültürüne ait etnografik objeler sergileniyor. Ayrıca Tokatlı bazı önemli şahsiyetlerin balmumu heykelleri ve şehrin tarihî yapılarının maketleri de yer alıyor. Benim için en güzel sürpriz ise binanın arka tarafında oluşturulan bahçede ise şehirde yetişen özel tür meyve ağaçlarının bulunuyor olması. Birkaç kurum ve kişisel çabalar Tokat mutfak zenginliğin tanıtılmasında yeterli olmasa da Hasan kardeşimin büyük katkısıyla oluşan bu müzenin kıymetini bilmek gerek, darısı bütün şehirlerin başına...

 

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
612128 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/adnan-sahin/612128.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT