BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Sofraların baş tacı olmaya aday GACER

Kayseri Develi’de pirinç ve bulgurun yerine kullanılan, hiçbir kimyasal kullanılmadan üretimi yapılan ‘Gacer’ buğdayından; pilav, çorba, horoz dolması, köfte; unundan ekmek ve kek; nişastasından ise helva, dolaz yapılıyor. Bu coğrafyanın kültür mirası atalık tohumlarımıza herkesin sahip çıkması gerek

Dünyada üretimi en fazla yapılan bitki buğday, bizim mutfağımızın da vazgeçilmez öğesi. Ekmeğimiz, bazlamamız, makarnamız, pilavımız, aşuremiz, keşkeğimiz ve daha nice yiyeceğimiz buğdayla tat buluyor.
Buğdayın kökü Anadolu ve buğday Bereketli Hilal’in insanlığa en büyük armağanı. Bu topraklarda yaşayanlar tabiatta hazır bulunan yabani buğdayı evcilleştirmeye başladı. Zamanla insanoğlunun hünerli ellerinde siyez ve gernik tarlaları doğan güne merhaba dedi. Fakat tabii insanla siyez-gernik arasındaki aşk uzun sürmedi. Tanesinin küçük olması ve üstelik bu küçük taneyi sıkıca saran kabuğun tarımı güçleştirmesi, hemen doğal seleksiyon mekanizmasını harekete geçirdi. Zamanla tarımda yetkinleşen insan emeği, taneleri daha büyük, taneyi saran kabuğu olmayan, işlemesi kolay, verimi daha yüksek buğday türlerini buldu.

TADINA DOYAMAZSINIZ
Son yıllarda ise değişen sağlık trendleri sayesinde bu durum yeniden değişmeye başladı. Bu sebeple, Gernik buğdaylar içerisinde yer alan Gacer buğdayı (T. dicoccum, 2n=28) ile tanıştırmak istiyorum sizi. Birçoğunuzun siyez, kavılca, kara kılçık tamam da GACER de nedir acaba dediğini duyar gibiyim. Kayseri’nin Develi ilçesinde yetiştiriliyor. Üzülmeyin, maalesef Kayserililer tarafından da çok bilinmiyor, üstelik üretimi de yaygın değil. Özellikle magnezyum açısından çok zengin. Çinko, demir, kalsiyum da mineral çeşitliliğine destek veriyor. Folik asit ağırlıklı olmak üzere B vitaminleri de yeterli miktarda bulunuyor. İçeriğindeki zengin lif yapısıyla gluten intoleransı olanlar için de yemeye uygun bir buğday. Develi’de pirinç ve bulgurun yerine kullanılan Gacer’den pilav, çorba, horoz dolması, köfte; unundan ekmek ve kek, nişastasından ise helva, dolaz yapılıyor. Ben kepekli olarak öğütülen Gacer bitkisinin unundan köy fırınında yapılan ekmeğinin tadına doyamadım.

13 KUŞAK AYNI ŞEVKLE
Develi’nin Epçe Köyü’nde yaşayan Doğan Özdemir, ömrünü bu tohumu yaşatmaya adamış. Zaten ilçede de Gacerci Baba olarak tanınıyor. Ocak ya da şubat aylarında ekim yapıyor, ağustos ortasında da hasadı gerçekleştiriyor. Hiçbir kimyasal ve gübre kullanmadan doğal olarak üretim yapıyor. Ben de hasat sonrası Gacerci Baba Doğan Özdemir’i ziyaret ettim. 13 yaşından itibaren dedesi ve babasıyla beraber Gacer ekmeye devam etmiş. Büyük dedesinin de aynı işi yaptığı düşünülürse onun bildiği 150 yıllık hikâye; ancak 13 kuşaktır bu tohumu ektiklerini anlatıyor. “Dedemin yedi çocuğu, 70 de torunu vardı. Her hasat sonrası 15 dönümlük tarladan çıkan Gacer buğdayını ve ununu yedi çocuğuna kış için paylaştırırdı” diye devam ediyor. Gacer üretimini bugün 350 dönüme kadar çıkarmış. En büyük destekçisi tabii ki oğlu ve eşi Hatice hanım. Dededen aldığı emaneti yaşatmaya çalışıyor. O da bu emaneti oğluna bırakacak. Özdemir ailesi, hasattan sonra kurumaya bırakılan Gacer’i, taş ve yabancı maddelerden arınması için Karapatostan daha sonra da kabuk ve saplarından ayrılması için çekme makinesinden geçiriyorlar. 1. sınıf  bulgura ulaşabilmek içinse dokuz ayrı elekten eleme işlemi gerçekleştiriyorlar. Gerçekten zahmetli bir iş. Gacer ununu öğütmek için ise taş değirmen kullanıyorlar. Üretme şartlarının zor olmasına rağmen Gacer’i unutturmasınlar, yaşatsınlar istiyor Doğan Özdemir.  Cumhurbaşkanlığımızın gen bankasında da yerini alan Gacer’i daha fazla tanıtmak ve daha fazla insana ulaştırabilmek maksadıyla, paketleme ve pazarlama için de destek verilmesini bekliyor. Yani sözün kısası Gacer’in sofraların baş tacı hâline geldiğini görmek istiyor.

GELİŞTİRİP PAZARLAYALIM
Yerel potansiyeli harekete geçirmemiz gerekiyor. DEVELİ’ye ait GACER’i korumak ve yaşatmak için yerel yöneticiler daha ne kadar bekleyecek. Atalık tohumlarımız bu coğrafyanın kültür mirasıdır. Anadolu’nun kadim mirasına sahip çıkmak gerek. Herkes coğrafi işaret alarak yerel ürünlerin tescil edilmesi derdinde ancak gelin görün ki bu ürünlerin üretimi, korunması, gelişmesi ve pazarlanmasındaki darboğazların aşılması konusunda cidddi bir vizyon problemi var.  Her şey, günü kurtarmak üzerine. Tabii ki burada yine Tarım ve Orman Bakanımız Sayın. Dr. Bekir Pakdemirli’ye sesleniyorum. Şehirlerin yerel yönetimleri değerlerinin farkında değil. Yamula patlıcanı, Cırgalan biberi, pastırma gibi  Gacer’in ve Gacerci Baba Doğan Özdemir’in hikâyesi de güzel başlayan fakat hüzünlü bitmeye aday “Türk filmi” kıvamında.

RESMİN BÜYÜK HALİ İÇİN GÖRSELE TIKLAYIN

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
615177 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/adnan-sahin/615177.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT