BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Eli kalem tutan GURME

Kendine bir gazetede köşe kapan, sosyal medyada hesap açan, önüne bir de "GURME YAZAR" ya da "Fenomen"i ekleyen, PR ve lobiyle tabakta "bilgisizlik" sunuyor. Nerede kaldı o eli hem kalem tutup hem de malzemesinin kökenine inecek derinlikteki hakiki yemek üstatları.

Ülkemizde 1980‘li yıllarda başlayan ve gastronomi özelinde gazetelerin giderek artan popülaritesi ile birlikte ne yazık ki kulağı ile yemek yiyen, gastronomi birikiminden yoksun ve derinlikten uzak insanlarımızın körü körüne gazetelere ve yazarlarına inandıklarına şahit olduk. 1990’lara gelindiğinde bu durum artan bir ivme ile devam etti. Son birkaç yıldır gazetelerin popülerliği sosyal medya fenomenleri tarafından paylaşılıyor.
PEKİ NE OLUYOR?  Bu yazanlar ya da fenomenler kim? Sebep oldukları sonuçlar ne? Ne yazık ki bilgi ve birikime ihtiyaç duyulmayan bütün bu olumsuzluklar, mutfakların yemek pişirilen yerlerden ziyade görsel açıdan etkili, derinlikten uzak, prezantasyon ve gerçek dışı hikâyelere dayandırılan yerlere dönüşmesine sebep oluyor. Kalite öncelikli klasik restoranlar ve yemek odaklı mutfak şefleri artık nerede ise yok denecek kadar az. PR ve LOBİ, gerçek yemeklerin ve mutfak şeflerinin yerini alıyor. Evet AŞÇI kelimesi ve mesleğine ilgi artıyor ama emek ile demlenerek oluşan aşçılık mesleği anlamsızlaşıyor. Bu sözlerim benim de çok inandığım EĞİTİM, ESTETİK ve GERÇEK HİKÂYELER ile ilgili değil elbette. Aslında bütün bunların altında yatan gazete, televizyon ya da sosyal medyanın ortaya çıkardığı sahtelik. Yemek yeme: “Karın doyurma eylemi; yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam; ağızda çiğneyerek yutmak, günün belli saatlerinde yenilen besin” gibi daha birçok farklı şekilde tanımlayacağımız anlamları ifade ediyor. 

YEMEK YAZARLIĞI NE DEMEK?
Peki yemek yazarlığı ne demek? O da doğal olarak yukarıda tarif edilen eylemleri bütün aşamaları ile yorumlayabilme, ürünlerin ilk hâlinden (tarla, mera, yayla, bahçe), en tabii hâlinden sofraya sunulana kadarki aşamaların tümü ya da büyük bir kısmı hakkında fikir sahibi olma ve bu bilgileri kamuoyu ile paylaşma.
Bir et yemeğini ele alalım,
1.İlk adım yemeğin hangi kültüre, hangi coğrafyaya ait olduğu,
2.Kullanılan eti veren hayvanın cinsi (KIVIRCIK, KARAYAKA)
3. Seçilen etin kendi içindeki sınıfı (GERDAN, BUT, KOL vb.),
4. Pişirme yöntemleri (KIZARTMA, HAŞLAMA, IZGARA vb, gibi),
5. Lezzetlendiriciler (BAHARATLAR VARSA SEBZE YA DA MEYVELER) ve
6. Tabaklama.
Yemek yazarı yazdığı konu her ne ise bu detayların büyük çoğunluğu hakkında bilgiye sahip olmalı ve kendi düşünceleri ile bu bilgileri harmanlayarak yazmalı.

ŞİMDİ SORU ŞU?
Tüm bu evrelerde fikir sahibi olmayan insanlar yemek yazarı olabilir mi? Ülkemizde, aslında dünyanın birçok yerinde bu sorunun cevabı EVET. Ben Güney Afrika’da yapılan bir yemek hakkında düşüncemi elbette paylaşabilirim, kaldı ki bunu herkes yapabilir ama GURME sıfatı ile yorum yapabilmem için o bölge, bölgenin ürünleri, kültürü, coğrafyası ve yemekleri hakkında bilgi ve tecrübe gerekiyor. Yok illaki yazacaksam bu ancak bir seyahat yazısı olabilir.
Şimdi gelelim ülkemize, hani meşhur bir laf var: “AĞZI OLAN KONUŞUYOR”. Ülkemizde yemek yazarlığı da öyle bir şey olmuş; hatta yazarların büyük çoğunluğu GURME sıfatlarını da kendilerine pekâlâ yakıştırabiliyorlar. Hasbelkader eli de kalem tutan bir de gazete köşesi kapmışsa, bir internet sitesi veya bir INSTAGRAM sayfası ayarlamışsa başlıyor yazıp paylaşmaya, hemen de bir unvan alıyor üstelik, “GURME YAZAR” ya da “FENOMEN”. Gördünüz mü ne kadar kolay yiyecek ve içecek konusunda uzman, fenomen ya da gurme yazar olmak.

%90’I DERİNLİKTEN UZAK
Hâlbuki böyle unvanlar için fikre, bilgiye, tecrübeye ihtiyacınız var ama bizim ülkemizde gerek yok. Bizde “İLİŞKİLERE” ihtiyacınız var. Şüphesiz ki, bu konuda kayda değer yetişmiş kaliteli insanlar da var onları tenzih ediyorum. Ama bugün internet sitelerinde yemek yazanlar, gazete köşelerinde televizyon ekranlarında boy gösterenler ve sözüm ona sosyal medya fenomenlerinin emin olun %90’ı hiçbir fikri olmadan yazıyor, çiziyor, ulemalık yapıyor. İnanın yazdıkları şeyler hakkında bir bilgi ve birikime sahip değiller. Tabii ki herkesin yazma, fikrini ifade etme hakkı var. Burada asıl belirleyici olan OKUYANLAR, SEYREDENLER ya da TAKİP EDENLER. Okuduğunuz, seyrettiğiniz, takip ettiğiniz itibar ettiğiniz insanların sadece yazılarına söylediklerine ya da süslü-abartılı paylaşımlarına bakmayın lütfen. Araştırın, bu insanların uzmanlık alanları, mutfakla ilişkileri ne?
Yazdıkları konu hakkında kaç yıllık deneyime sahipler?  
Böyle yapmazsanız birçok statü arayan, hatta bu yoldan para kazanan zavallıyı hak etmediği şekilde ödüllendirmiş olursunuz. Onlar da hakikaten kendilerinde bir şey var sanıyorlar.
Uzun sözün kısası rahmetli babam kandırıldığını düşündüğünde derdi ki: “KÜRT’Ü AHMAK ZANNETME, AYRANININ TADI YOK” sanırım anladınız.

RESMİN BÜYÜK HALİ İÇİN GÖRSELE TIKLAYIN

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
616311 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/adnan-sahin/616311.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT