BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Mutfağınız Covidsavar mı?

Pandemi; sağlığın değerini, sağlık da tabii, organik ve kaliteli beslenmenin önemini hatırlattı bize. Bağışıklık sistemimiz ne kadar güçlü olursa başta Covid-19 olmak üzere enfeksiyon hastalıklarıyla mücadelemiz de o kadar güçlü ve sağlam olur. Peki korona günlerinde vücut direncimizi artıran, antioksidan zengini gıdaları tanıyor muyuz?

George SAND “Bir memleket halkının sağlığı, hakikaten bir devletin dayandığı bütün mutluluk ve gücün temelidir” derken sanki bugünleri görmüş. İlk olarak Çin’in Vuhan şehrinde 2019 yılı Aralık ayının sonlarında ortaya çıkan, YENİ KORONAVİRÜS hastalığı hafif ve orta derecede şiddetli solunum yolu hastalıkların yanı sıra MERS (Orta Doğu Solunum Sendromu), SARS (Şiddetli Akut Solunum Sendromu) ve “COVID-19” (Yeni Koronavirüs) gibi şiddetli seyreden hastalıklardan da sorumlu. “COVID-19” yüksek ateş, öksürük ve nefes darlığı, baş ağrısı, boğaz ağrısı, burun akıntısı, kas ve eklem ağrıları, hâlsizlik, koku ve tat alma duyusu kaybı ve ishal gibi belirtiler gösteriyor. İlginç bilgi ise bazı hastalarda hiç semptom görülmemesi. Bu hastalıktan en etkin korunma; ENFEKTE olan (Hasta Olan) ile ENFEKTE olmayan (Hasta Olmayan) kişiler arasındaki temas ihtimalini azaltmak. KISACA FİZİKİ MESAFEYE DİKKAT EDİLMESİ ve MASKE.
Elbette günlük hayatta vücudumuz bu ve benzeri hastalıklar, virüsler, bakteriler gibi birçok zararlı etkenle karşı karşıya kalabiliyor. Hastalanmamak için bu maddelerle vücudun savaşması gerekiyor. İşte BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ bu noktada devreye giriyor. Bağışıklık sisteminiz ne kadar güçlü olursa enfeksiyon hastalıkları ile daha güçlü mücadele edebiliyorsunuz. Ancak bağışıklık sisteminin güçlü olup olmadığını ölçümlemek çok mümkün değil.
Konusunda uzman doktorlar çok yorulma, stres altında kalma ya da yetersiz beslenme ya da sağlıklı beslenememenin bağışıklık sistemini zayıflattığını belirtiyor. Özellikle içinde bulunduğumuz PANDEMİ ya da salgın dönemlerinde bağışıklığı zayıf kişilerde etkiler daha yoğun görülüyor. Malum yaşlanmayla birlikte, bağışıklık sistemi de normal olarak yaşlanıyor. Bilhassa bu dönemde hijyen kurallarına sıkı sıkıya uymak çok önemli. Önemli bir ayrıntı ise sigara ve aşırı alkol tüketimi, bağışıklığı çok zayıflatıyor. Olması gerektiği gibi, proteinden zengin, yağ, karbonhidrat oranı dengeli, sebze, meyve, kuru baklagillerin yer aldığı dengeli bir beslenme düzeninin özellikle şu dönemde faydası çok. Bu arada bağışıklık sistemini güçlendirmek adına gereğinden fazla takviye ürünlere yönelmek yarardan çok zarar getirebiliyor. Haftada en az üç gün balık, kuru baklagiller, mevsim sebzeleri ve meyveleri, et, süt ayran ve yoğurt gibi hayvansal gıdaları tüketmek, bağışıklık sistemini güçlendirmede çok ama çok önemlidir. Ama en önemlisi bütün bu tüketim malzemesinin TABİİ olması.

ANTİOKSİDAN ZENGİNLERİ
Güçlü bir bağışıklık sistemi için antioksidan kapasitesi yüksek gıdalardan örnekler semizotu, turunçgiller, ceviz, ıspanak, badem, nar, brokoli, havuç, kivi, balık, kuru baklagiller, kuşburnu, zeytin, zeytinyağı, yoğurt gibi besinler ve özellikle yeşil yapraklı sebzeler (ıspanak, semizotu, pazı, dereotu, nane, marul) içerdikleri A, C ve E vitaminleri, FOLİK ASİT ve OMEGA 3 sayesinde kuvvetli antioksidan özellik gösterirler. Mümkün mertebe keten tohumu ve güçlü bir OMEGA 3 kaynağı olan ceviz tüketmek de vücuda antioksidan açısından destek.  Unutmadan bağışıklık sistemini güçlü tutan etmenlerin başında kaliteli ve yeterli uyku geliyor. Uyurken salgılanan serotonin hormonu enfeksiyonlara karşı direnç artırıyor. Ve hayatımızın kaynağı su, günde en az 2 litre kaliteli su. Evlerimizi bolca havalandırmayı unutmayalım.
“HASTALIĞA TUTULMAMAK, HASTA OLUP DA İYİLEŞMEKTEN DAHA İYİDİR.” – ERASMUS.
Sağlık Bakanlığı başta Sayın FAHRETTİN KOCA olmak üzere her kademede çalışanları ile imkânlar dâhilinde elinden geleni yaptıklarından şüphe yok, onlara hakikaten minnetimiz sonsuz. Ancak en önemli aktör bizleriz.
“KİMSE BİZİ BİZDEN DAHA İYİ KORUYAMAZ.”

 

AKILLI OL CİĞERİMİ YE!
Son yüzyıl içinde kültürel miras dokusunda önemli tahribat olsa bile ŞANLIURFA, Güneydoğu Anadolu’nun özel, heyecan verici, kestirilemezlikler şehri. Misafir ağırlamak Urfalı için bir zevktir, şereftir, Hazreti İbrahim’in sünnetidir. Şanlıurfa’nın vazgeçilmez lezzetleri arasında olan ciğer kebabı ise kahvaltının yanı sıra öğle, akşam ve sahur yemeklerinde sofralardan eksik olmaz. Özellikle ramazanda çok tüketilir. Ustalık ve Şanlıurfa biberinin kullanılması, lezzetinin en önemli unsurları. “Urfa’da ciğer kebabı yememiş olanlar, ciğer yememiştir” derler. Yani bu şehirde ciğer kebabının tadı bir başka, yemeden dönmek olmazdı tabii ki. Ciğerden yapılan bu muhteşem lezzeti, Şanlıurfa ziyaretimde hakikaten çok özel bir mekânda, Sembol Ocakbaşı’nda deneyimliyoruz.

 

Mekân sahibi Ali Güçtekin kardeşim olağanüstü titiz ve meraklı. 1989’dan bu yana belirledikleri hedeflere başarı ile ulaşmak için azimle çalışan bir aile var markanın ardında. Sarayönü şubesiyle başlayan restoran serüveni, Sembol Ocakbaşı İpekyol ve Sembol Ocakbaşı Karaköprü şubesiyle sürmüş. Zamanla il dışından misafirlerin artan talebini karşılamak, Urfa lezzetlerini sunabilmek amacı ile İstanbul Sembol Ocakbaşı Ataşehir ve şu an kurulum aşamasındaki Sembol Ocakbaşı Florya şubeleriyle misafirlerine hizmet vermenin gururunu yaşıyorlar. Burada bölgenin günlük taze kuzu ciğerleri, fındık büyüklüğünde küçük doğranıp kuyruk yağı ile birlikte şişe saplanıyor. Odun kömüründe pişirilen kebaba, Şanlıurfa biberi ve tuz karışımı ekleniyor. Şimdilerde Covid-19 tedbirleri çerçevesinde paket servis ve gel-al hizmeti veriyorlar; ama ocakbaşında, mangalda, ateşin olgunlaştırdığı ciğer kebabını taze taze tüketmekse ayrı bir keyif. Güzel ve sağlıklı günlerde Şanlıurfa’ya mutlaka gidilmeli, bir gün kesinlikle yetmez, bu da bilinmeli.

 

 

 

 

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
616419 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/adnan-sahin/616419.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT