BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

“O kadın bir daha bu eve gelmeyecek!..”

Anlat Derdini Feridun Ağabeye
Anlat Derdini Feridun Ağabey'e
Facebook
"Feridun Ağabey, eşimle evlendiğimizden beri bu sıkıntıya sabrediyorum. Kaynanam ilk günden beri bizi bize bırakmıyor! Benim evim dışarıdan yönetiliyor. Ben de en sonunda dayanamadım kestirip attım:
'O kadın bir daha bu eve gelmeyecek!..'
Ben böyle söyleyince bu defa da hanımla aram açıldı. 'Anneme bu evi yasaklayamazsın!' dedi. Şimdi bir haftadan beri küsüz. Yarın bir gün evliliğimize zarar geleceğinden korkmaya başladım. Ne yapmalıyım Abi?” diyen İstanbul’dan Rumuz: “Bunaldım” adlı okuyucumuza:
Evlendiğinden beri yanlış evlilik yaptığını düşünen kimsenin önce bu düşüncesini test etmesi gerekir. Ancak kendini bu konuda yetersiz görüyorsa profesyonel bir uzmandan veya yakın bildiği tecrübeli aile büyüklerinden yardım almaya çalışmanız daha akıllıca bir hareket olacaktır. Hele bir de bu evlilikte çocuk varsa bu kararı tek başına vermek büyük hatalara ve pişmanlıklara sebep olabilir. Yaşanan faciaların hemen hemen hepsinde bu tür yanlışlıklar yatmaktadır.
Bakın şu kadarını söyleyeyim. Öyle ki sizin için imkânsız zannedilen bir problemin çözümü, esasında çok sıradan olabilmektedir. Veya sizi öfkeden çıldırtacak bir tutum ve davranış normal bir konuşmayla karşı tarafın vazgeçmesiyle ortadan kalkabilecektir.
Sizden örnek vermek gerekirse… Evliliğinize sık karışan kaynananız için “Bir daha o kadın bu eve gelmeyecek!” dayatması elbette eşinizin de kalbini kıracaktır. Onun yerine “annenin evliliğimize karışmasına izin vermeni istemiyorum” deseydiniz o zaman durum çok değişecekti. Nasıl? Birincisi eşinin kalbini kırmayacaksın. Çünkü onu dışlamıyorsun. İkincisi onun annesini istenmez ilan etmiyorsun. Kişiye değil soruna odaklı bir tepki göstermiş oluyorsun. Bu sorunu çözmede eşinden yardım isteyerek eşini kendinle bir tutuyorsun. Biraz sabırla birçok sorunu çözebileceksiniz. Çocuğunuzun anneye babaya olan ihtiyacını sakın unutmayın…
 
 
Bu konulara akıl erdiremiyorum(!)
 
Trafik ile ilgili devletimizin aldığı tedbirler fena değil. Her geçen gün kurallar hakkında ağır yaptırımlar geliyor. Özel arabada şoförün emniyet kemeri takması zorunluydu. Yanındakinin de kemer takması istendi. Derken arka koltuktakilerin de emniyet kemeri takması zorunlu hâle getirildi. Hatta geçen gün bir taksiye bindim. Taksi şoförleri de artık emniyet kemeri takmak zorundaymış. Hepsi iyi güzel de Feridun Ağabey, biz toplu taşıma araçlarındaki yolcuların emniyet kemeri takmayı bırakın oturacak koltukları bile yok. Ayakta kendimize yer bulursak kendimizi şanslı sayıyoruz. Peki bizim emniyet kemersiz hâlimiz ne olacak? Güleyim mi ağlayayım mı bilmiyorum. Ayakta giden yolcunun emniyet kemeri takması mümkün mü o da ayrı bir soru? Onlara kaza geliyorum demiyor mu, bu da ayrı bir bilmece? Kafama takılan deli bir soru da şu: Hani alışveriş merkezlerine güvenlikler konuluyor. İyi de oluyor. İçeriye girerken çantanız valiziniz ne varsa ciddi ciddi incelenerek geçiyorsunuz. Yanınızda kesici alet namında en ufak çakı bıçağı olsa bile izin verilmiyor. İyi yapılıyor da giriyorsunuz alışveriş merkezine orada satılmayan neredeyse bir kasatura eksik. Her türlü kesici alet edevat bıçak masat satılıyor. E o zaman kim kime nasıl güvence sağlıyor abi? Nasreddin Hoca’nın türbesi fıkra mı şimdi?
             Buğra Kartal-İstanbul
 
 
 
Bizi bilerek bilmeyerek zehirliyorlar mı?
 
Bir tanıdığımı ziyaret için toplu yemek üretilen bir iş yerine uğradım. Tesiste bir kenarda beklerken masanın üzerinde markası da bulunan bir plastik kova gördüm. Üzerinde tavuk/et suyu tozu yazıyordu. "Bu nedir?" dedim. Yemek yapan aşçılar cevap verdi: "Her türlü sulu yemeklere koyuyoruz. Yemeği çok leziz yapıyor." Tavuk suyu tozu (bulyon) olarak satılan 5 kg hacimli, tahmini fiyatı 140-150 TL olan endüstriyel ürünün etiketine baktım. Yaklaşık 10 çeşit kimyasal madde ismi vardı. Bu maddelerden birisi sağlığa onlarca zararı olduğu deneysel olarak kanıtlanmış MSG (monosodyum glutamat) idi. Toplu yemek yapılan iş yerinden her gün yaklaşık 3000 kişi yemek yiyor. Şimdi soruyorum yetkililer bu konuda acaba ne diyor? Bilerek bilmeyerek bizleri azar azar zehirliyorlar mı? Zehirleniyor muyuz?
           Bir öğretmen
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
610620 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/anlat-derdini-feridun-agabey-e/610620.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT