BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Devletimizin ve milletimizin birliğine düşman olanlar bedelini ödeyecek

Cem Küçük
Facebook
Sevgili okurlarım, biliyorsunuz millî birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz günlerdeyiz. Kahraman Mehmetçiklerimiz Afrin’de vatan savunması yapıyorlar. Milyonlarca gencimiz de Afrin’de PKK teröristleriyle savaşmak için askerlik şubelerine akın ediyorlar. Şehadet şerbetini içmek için bu kadar gönüllü bir millet daha yeryüzünde bulamazsınız.
İşte bu göğsü iman dolu Müslüman Türk milletidir. O sebeple bu millet büyük millettir. Mehmetçiklerimizle, polisimizle, MİT’imizle, savcılarımızla ve hâkimlerimizle Türk devleti ve milleti şu an bir bütündür. İslam ve Türkiye düşmanı hainlerin bu millet ve DEVLET, anasından emdiği sütü burnundan getiriyor ve daha da getirecektir.
Bizler Afrin harekâtımıza giderken ayrılık gayrılık olmasın diye tüm medyayı bir tuttuk. Son derece iyi niyetli davrandık. Hakkında FETÖ’nün gizli yayın organı olduğu konusunda dava süren ve sahibi yurt dışında kaçak olan Sözcü’ye, hatta Odatv’ye bile eşit davrandık. Ama şimdi bu güzel birlik ortamını bizzat bozan, millî bütünlüğümüzü ifsat etmeye çalışan yine bu yayın organları oldu. Çünkü huylu huyundan vazgeçmiyor. Bu yayın organları ordumuzun başkomutanı olan Cumhurbaşkanımızın yeminli düşmanlarıdır. Tıpkı FETÖ gibi Erdoğan devrilmeden bunların rahat etmeyeceğini ve bu tiplerin Fetullahçı çetecilerden hiçbir farkları olmadığı tespitini yapan da mevcut soruşturmaları derinleştiren kahraman savcılarımızdır.
Bir önceki yazımı yeniden okuyun. İşte dün Sözcü’nün başyazarı Rahmi Turan yalan olduğu belgelendiği hâlde Man Adası alçaklığını diline doluyor. Afrin gibi bir vatan savunması sürerken Başkomutanmız ve ailesine iftiralar atıyor. Elbette bu millî birliğe ihanetlerin hukuki bedeli olacak. 17-25 Aralık darbe teşebbüsünü Sözcü’nün tam desteklediği ve FETÖ’nün gizli yayın organı gibi çalıştığı savcılarımızca tespit edilmiştir. 17-25 Aralık darbe teşebbüsünü destekleyip Cumhurbaşkanımızın devrilmesi amacıyla FETÖ’ye yardım ve yataklık ettiği tespit edilen dönemin Sözcü yazarları Emin Çölaşan, Uğur Dündar, Soner Yalçın, Necati Doğru, Oray Eğin, Saygı Öztürk hakkında soruşturma ilerliyor. Rahmi Turan ve diğer Sözcü yazarlarının da asla bir dokunulmazlığı yok. Burak Akbay’ın yurt dışında kaçak olması, mevcut şüpheli isimlerin de kaçma ihtimalini kuvvetlendirmektedir savcılarımıza göre.
Zaten Sözcü yazarları gerçekten milliyetçi ve Atatürkçüyse patronları Burak Akbay’ın niye yurt dışına kaçıp emperyalistlere sığındığını izah etmek mecburiyetindeler. Yılmaz Özdil bu konuyu yazmak zorundadır. Gerçek Atatürkçü, emperyalist ülkelere sığınamaz. Ancak Fetullahçılar ve işbirlikçileri bunu yapar. Ben Gökmen Ulu ve Mediha Olgun’a haksızlık edildiğini düşündüğüm için tavır koymuştum, yoksa Sözcü’nün FETÖ bağlantıları konusunda savcılarımızın ve hâkimlerimizin tüm yerli-millî medya olarak yanındayız. Nasıl ki şu an haklı olarak tutuklu olan FETÖ liberalleri 17-25 Aralık’ta Erdoğan’ın yıkılacağını hesap ederek FETÖ’ye yardım ettilerse, Sözcü-Odatv-Cumhuriyet gibi yayın organları ve yazarları da aynısını yapmıştır. Kanıtlar açıktır. 17-25 kumpasında uydurulan FETÖ tezlerini onaylamış ve desteklemiş herkes hukuken suçludur.
Soner Yalçın ve baştetikçisi Oray Eğin, FETÖ liberallerini yargımız tutuklarken şahsi hesaplarıyla sevindiler ama kendilerinin de 17-25 Aralık darbesinde onlardan farkı olmadığı geçen yazımda ifade ettiğim gibi savcılığımızın ortaya koyduğu suç kanıtlarıyla nettir. FETÖ ulusalcıları ve FETÖ liberalleri arasında hukuki fark olmadığını yerli ve millî savcılarımız ortaya koymuştur. 17-25 Aralık’ta Cumhurbaşkanımız aleyhinde FETÖ tezlerini savunan herkes sırayla bedelini ödeyecektir. Hukuk bunu gerektiriyor.
Öte yandan FETÖ liberallerinin düşmanı olan Yalçın-Eğin ikilisi nedense bir başka FETÖ liberali olan Osman Kavala tutuklanınca panik oldular ve bu suçluyu savunmaya geçtiler. Vatana ihanetten tutuklu Osman Kavala ile irtibat ve iltisakı DEVLET tarafından tespit edildiği hâlde inkâr etmek bu ikiliyi kurtaramayacaktır. Ne kadar çırpınırsanız çırpının istihbarat ve güvenlik güçlerimizin elindeki somut kanıtlar (HTS, SMS, WhatsApp, FaceTime) değişmeyecektir. Bu kanıtlar savcılığımızın elindedir. Zaten bana Yalçın’ın Osman Kavala ile irtibat ve iltisakını aktaran da kıymetli güvenlik bürokratlarımızdır. Hem FETÖ hem PKK’yı bitiren kahraman DEVLET adamlarımızdır bunlar.
Yoksa benim tutuklu Kavala ile bu çetenin suç ortaklığı hakkında hiçbir düşüncem ve bilgim yoktu. Bunlar zıt gözüken adamlar çünkü. Ama bu bilgiye şaşırmadım. Çünkü hem Yalçın hem Kavala oportünist adamlardır. Amaca ulaşmak uğrunda hiçbir ilkeleri yoktur. Yalçın'ın, dönemin Hürriyet’inin liberal genel yayın müdürüne, “Benim sitem emrinizde efendim. Ne isterseniz yazarız” dediği herkesçe bilinen bir sözde ulusalcıdır. Biri liberal öbürü ulusalcı maskesi takar, birbirine zıt gözükür ama Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a ve dolayısıyla Türk devletine düşmanlık ortak menfaat noktalarıdır. Milli İstihbarat Teşkilatımız bu ülkede akan kan ebediyen dursun diye binbir fedakârlıkla çözüm sürecini yürütürken Öcalan’a sürekli haber göndermeye çalışıp, “Aman devletin verdiğiyle yetinmeyin Başkan. Daha fazlasını isteyin. Hemen barışı kabullenmeyin. Daha çok taviz koparın” diyerek oluk oluk kan akmasını provoke eden Osman Kavala idi. “Seni Başkan yaptırmayacağız” sloganını üreten Osman Kavala idi. İşte şimdi bu millete yaptığı ihanetin bedelini ödüyor ve ödeyecek.
Kavala’nın ortağı Soner Yalçın ise Sayın Hakan Fidan, değerli teşkilatımızın başına geldiğinden beri Sayın Müsteşarımız hakkında İsrail’in emriyle onlarca iftira haber yaptığı malum biridir. Tüm bu yaptıklarınız yanınıza kâr mı kalacak sanıyordunuz? Soner Yalçın, Osman Kavala tutuklandığı an tabanları yağlayıp korkuyla ülkeyi terk ettiğini de bu DEVLET iyi biliyor. Hatta o panikle o dönem köşeni de bıraktın ama bir yandan da emrindeki Oray Eğin’e tutuklu Osman Kavala’nın serbest bırakılmasını isteyen 2 Kasım 2017 tarihli tamamen suç içeren Habertürk yazısını yazdırttın. Sonra bu suçu Eğin ikinci kez tekrarladı. Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Kavala için 24 Ekim 2017’de aynen şunları söyledi: “Yine bir başka isim, sivil toplumun yüzü diyorlar. Türkiye'nin Soros'unun havası çıktı ortaya. Bağlantıları çıktı ortaya. Ya siz kime neyi yutturuyorsunuz. Taksim olaylarının arkasında bakıyorsunuz aynı kişi. Bakıyorsunuz belli yerlere ciddi manada kaynak aktarımının arkasında bunları görüyorsunuz. Bu milleti içeriden vurmaya çalışanlara karşı dik duracağız. Hesabını da soracağız."
Kavala ile aynı ideolojide olan Ahmet Altan gibi hainler tutuklanırken çok mutlu olan ve bu tarz FETÖ liberali tutuklamalarını tam destekleyen Soner Yalçın ve Oray Eğin, Kavala tutuklanınca “nedense” acil bir panikatak geçirip serbest kalması için kampanya başlattılar. Elbette bu numaraları kahraman savcılarımız yemiyor. Bu şekilde bir suç ortaklığı örtülmek isteniyor. Benim “2018 çok güzel bir yıl olacak” başlıklı bu sütunda çıkan yazımı herkes yeniden okusun. Benim söylediklerim ve yazdıklarım hep çıkmıştır. Benim düşmanlarım bile yazdıklarımın hep hayata geçtiğini teslim etmek zorunda kalmışlardır. Güneş balçıkla sıvanmaz.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
600698 http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/cem-kucuk/600698.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Reklamı Geç
KAPAT