BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Alaska'nın kanlı hikayesi: Bedava mı sandın para verip aldım

İrfan Özfatura
Facebook

ABD, 1.518.800 km²lik Alaska’yı Ruslardan 7.2 milyon dolara alır. Kilometrekaresi 4,7 dolara gelir ki sudan ucuzadır. Av hayvanları azalmıştır ama ormanlar durmaktadır. ABD petrol ihtiyacının önemli bir kısmını Alaska’dan çıkarır.

Alaska, Amerika’nın en kuzey ve en batısındadır. Hatta o kadar batısındadır ki, Asya’nın doğusuna dokunur âdeta. 
Arada bir boğaz vardır, o kadar. Ki, o da okyanusa nispetle sığdır. Evvel zamanlarda buzla kaplıdır ihtimal.
Rivayete göre Türkler de bu yolu kullanır, Amerika’ya akarlar. Kızılderililerin bize benzeyen simaları, çadır kurmaları, davul çalmaları, çevreye saygıları, kilim desenleri, at ve kurt merakları kuvvet kazandırır iddiaya... 
Biliyorsunuz Kristof Kolomb, koca koca kalyonlarla yola çıkar, okyanusla savaşarak varır Amerika’ya. Hâlbuki Ruslar daha makul teknelerle ve daha kısa zamanda ulaşırlar.   
Efendim İspanyollar, Portekizliler sömürgeci. İngiliz, Fransız ona keza? 
Peki ya Ruslar?
Onlar da aynı tüfeğin demirinden, maksatları yardım değil yağma. Önce Sibirya’ya çöker, yerlileri (Promışlennikler) köleleştirir, avlakları kuruturlar. Sonra gözlerini dikerler daha uzaklara. 

Nitekim Semyon Dejniev komutasındaki dört gemilik bir filo ile Kolima Nehri ağzından demir alırlar (1648), Arktik Okyanusunda bazı gemiler rotadan kopar ve Alaska’ya ulaşırlar. Vardıkları yerin Amerika olduğundan bihaberdirler, merkeze bildirme lütfunda da bulunmazlar. 
Bunların işi gücü kürkçülüktür, çılgınlar gibi hayvan vururlar, yavruluymuş hamileymiş kimin umurunda?   
İndikleri bölgede aylarca kalırlar. Avcı barınakları yapar, odun ve gıda bırakırlar kenara. Gel zaman git zaman havaliyi sahiplenir, bayraklarını asarlar.
Temmuz 1741... Kaptan Vitus Bering riyasetindeki Rus ekibi bölgeyi inceler, haritalarını yapar. Ancak bu çalışma başlarını ağrıtır, av kokusu alan İngilizler de üşüşür pastaya.  
Kürk, para eden bir metadır, kolay taşınır, masrafı yok denecek kadar azdır, hele maceradan hoşlanıyorsan ne istersin daha.

YERİNDEN YURDUNDAN...
Peki ya yerliler? 
Vardır elbet, olmaz mı? 
Biz Eskimo deyip geçiyoruz da bunlar da dörde ayrılır kendi aralarında. Aleutlar, Supikler, Yupikler ve İnyupikler. 
Kızılderililer ise beş kabiledir: Atabaşklar, Eyaklar, Tlingitler, Çimşiyan ve Hayda...  Umumiyetle iç Alaska’da nehir kenarlarında (Yukon, Kuskokwim, Copper, Susitna, Tanana) yaşar, ihtiyacı kadar avlanır, balıkçılık yaparlar. 
Atletik insanlardır, ayı ile başedebilirler icabında. Derilerden sanatlı çizmeler, çadırlar, beşikler, kanolar yapar, panayırlar kurarlar. 
Lisanları Atabaşkça, Yenisey dilleriyle akrabadır ama pek bileni kalmaz. Holikaçukça konuşan tek yaşlı 2012’de ölür, o defter de kapanır, kaldırılır rafa.
Alaska ladin, söğüt ve huş ağaçlarından yana zengindir. Kışın dondurucu soğuklarla uğraşırlar, yazın sinek bulutlarıyla...
Evler ahşap ve alçaktır, ağaç kabuklarıyla kaplar, yosun kesekleriyle saklarlar. Karın yüksek olduğu günlerde ortalıkta bir baca görünür anca. 
Yazın kadınları ve çocukları da alır, çadırlarını tobagan denilen köpekli kızaklara sararlar. Nerede akşam orada sabah, koşup dururlar av ardında.
Yaban koyunu, dağ keçisi, bozayı, bozkurt, tilki, vaşak, sansar, porsuk, gelincik, vizon, samur, kunduz ve oklu kirpi, artık ne çıkarsa bahtına. 
Geyikleri sürer tahta perdeler arasına sıkıştırırlar. Etini yer, derisini giyer, sinirlerini dikiş ipliği olarak kullanırlar. 

AÇTIRMA KUTUYU
Alaska’nın yerlileri, deniz samuru gibi kürkü değerli hayvanları avlamakta ustadırlar. Ruslar bunları köleleştirir ve ava yollar. 
Nasıl yani?
Zavallıların karısını ve çocuklarını rehin tutarlar, hele bi’ çalışma! 
Her türlü zulmü yapar, ceza almazlar, çünkü Çar’ın otoritesi Alaska’ya ulaşmaz. Zaten burada herkes Çar’dır. Elinde samur kürkün olsun, krallığını ilan edebilirsin açıkça.
Zamanla av azalır, patronlar mazeret istemez, gariplere kota koyar, baskıyı artırırlar. Bilhassa Şelikov-Golikov şirketi tehdide başlar.
Nereye isyan ediyorsun? Ellerinde gürleyen sopalar var. Adamı ibretiâlem için buzda ayazda bırakırlar.  
Aleut halkı, iki nesil içinde (1741-99) nüfuslarının % 80’ini kaybeder, Ruslar ise semirir para demezler paraya.
1800’lerde Avrupa’dan buharlı gemiler gelir gider, yeni yeni insanlarla karşılaşırlar. 
Rus Ortodokslar Değinaklar tarafını, Katolik misyonerler Yukon Nehri civarını, Anglikan Kilisesi ise Tanana Nehri havzasını mekân tutar. 
1830’lu yıllarda pazarda İngilizler (Hudson’s Bay Company) güç kazanır. Ruslar silinir, üstelik Amerikan kargo gemilerine muhtaç kalırlar. 
Kumpanyada çalışan Ruslar genelde subaydır, ticaretten anlamazlar. İskoç’la, Fransız’la rekabet edebilmeleri için çok ekmek yemeleri lazımdır daha. 
Avlanmakla hayvan biter mi demeyin, biter. Ortalıkta bizon kalmaz. 
Beyaz adam zararlı, taşıdığı virüsler daha zararlıdır. Alaska yerlileri sâri hastalıklara yakalanır, kırılırlar. 
Sağ kalanlar da insanlıktan çıkar, alkolizmin perçesinde kıvranırlar. 

SAT KURTUL
Ruslar artık asayişi sağlayamaz, sınırları koruyamaz olmuştur, kâr da azalmıştır, nerede o eski paralar? 
Alaska’dan kurtulmanın yollarını arar,1867 parasıyla 7,2 milyon dolara ABD’ye satarlar. 
Aşağı yukarı Türkiye’nin iki misli filandır. Kilometre karesi 4,7 dolara gelir ki, sudan ucuza. 
Ruslar beleş almış, ucuza vermişlerdir. Evet av hayvanları azalmıştır ama o uçsuz bucaksız ormanlar sudaki balıklar da servettir ayrıca. 
Yeraltı kaynakları  zengindir. ABD, petrol ihtiyacının önemli bir bölümünü Alaska’dan karşılar mesela.

AWA’UQ KATLİAMI 
Arsenti Aminak anlatır: “9-10 yaşında bir çocuktum, o gün bir Rus gemisi görmüş, balina sanmıştık. Arkadaşımla bidarkamıza (kayığımıza) binip küreklere asıldık. Yaklaştıkça, heyecanlandık. Gemi çok kötü kokuyordu (sanırım katran), çıkmadık. Tayfaların metal düğmeleri vardı, mürekkep balığını andırıyorlardı. Ağızlarında ateş tutuyor, duman üfürüyorlardı. Bize anlatan şeytan hikâyelerine uyuyorlardı ilk bakışta. Kabilemizin cesur savaşçısı Ishinik, gemiye çıktı ve kırmızı bir gömlek ve birkaç cam boncukla geri geldi. Korkacak bir şey olmadığını söyledi, ‘Sadece samur kürk satın almak istiyorlar.’ Yaşlılar ihtiyatlıydı, ‘Ya’ diyorlardı, ‘tanımadığımız hastalıkları bulaştırırlarsa?’”
Ruslar dostça karşılanır, lakin halka kötü davranırlar, zamanla gerilim artar. 
Bir seferinde kürk tüccarı Grigoriy Şelihov, 130 Rus ve Sibirya yerlisi ile halkı tedibe kalkar. Qawalangin kabilesinden bir kaç Aleut’u tercüman almıştır yanına. İçlerinden biri de Kashpak’tır. O gün ortalıkta kimseyi bulamazlar. Kashpak, halkın Kodiak adalarında saklandığını öğrenir, hakikaten 4 bin Supik Awa’uq adlı yüksekçe bir kayalığa sığınmışlardır. 

ORANTISIZ GÜÇ
Rus gemilerinde arkebuz ve toplar vardır, misket atarlar atarlar. Savunmasız halkı ateş altına alır, 3 bin insanı kırarlar. Kadınlar ele geçmemek için kendilerini yarlardan bırakırlar. 
Rus tarafında tek bir kayıp bile yoktur, güle eğlene adam vururlar. 
Şelihov, sağ kurtulan 1.000 yerliyi zapt edebilmek için 400 rehine alır. Esirler karakola getirilir ve erkeklerin çoğu kurşuna dizilir.  Rus tacirlere yerli şeflerin çocukları verilir, bir nevi sigorta. 
OLMAZ Kİ AMA...
Gemi hekimi Miron Britiukov hadiseyi hazmedemez. Dönünce  Çar’a çıkar,  yapılan mezalimi bir bir anlatır. Ancak Kremlin’in eli Alaska’ya uzanamaz. 
Beyhude çaba.
Katliamdan 67 yıl sonra Holmberg adlı Finli araştırmacı cesetleri bulur, çoğunun kafatasları küt uçlu bir tokmakla ezilmiştir. Hadisenin tek şahidi Arsenti Aminak’ı bulur, konuşturur, geçer kayda.
Sadece birkaç kişi Angyahtalek’e kaçabilmiştir. Halk, bir sonraki yıl Awa’uq’a gelir merakla. 
Ortalıkta cesetler vardır ve felaket kokmaktadırlar. O günden beri de ıssızdır, kimseler oturmaz.  

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
618007 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/irfan-ozfatura/618007.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT