BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.

Mesele yalnızca Afrin değil ki!..

Noktalar
İsmail Kapan
Facebook
Günler ve haftalardır Afrin haberleriyle yatıp kalkıyoruz… Harekât başladı, başlayacak diye. Oysa Afrin devede kulak mesabesinde. Çok daha derin ve önemli meseleler var. Yani Afrin teferruat!
 
 
“Uzman” olarak takdim edilen bazı emekli asker ve siviller, günlerdir hatta haftalardır Hatay ilimizin Hassa, Kırıkhan ve Reyhanlı ilçelerinin karşı tarafına denk düşen Afrin şehri ve köylerinin haritası önünde âdeta kesintisiz yorum ve analiz yapıyorlar… Hani "ağaca kilitlenip ormanı gözden kaçırmak" diye bir tabir vardır. Afrin konusu da tam olarak böyle bir şey. Evet, bugün için odak noktası Afrin. Ama mesele yalnızca Afrin değil ki!.. Mesele sadece Türkiye’nin Suriye ile olan 911 km’lik sınırının tamamı da değil. Bütün bölgeyi ilgilendiren çok daha geniş ve derin meseleler var. Konuyu ele alırken, bütün bunların çok iyi farkında olmak durumundayız. Aslına bakarsanız, Amerika güya DEAŞ’la mücadele için partner olarak, terör örgütü PYD/YPG’yi seçtiği gün baltayı taşa vurmuştu. Ama şüphesiz bu bilinçli, planlı-programlı bir tercihti. Nitekim Türkiye’nin bütün itirazlarına rağmen, şu ana kadar ABD cenahından gelen hamleler hep bu istikamette bir ısrarın göstergesi oldu. Biz ne söylersek söyleyelim, ABD bildiğini okudu, daha doğrusu ileriye dönük hesapları için A, B ve C planlarını kısmen uygulamaya koydu. Suriye’nin bütününde yaşanan keşmekeş ve hâkimiyet boşluğu, bu ülke toprakları üzerinde kirli hesap yapan bölgesel ve küresel güçlerin işlerini kolaylaştırdı. Burada en büyük etkenlerden biri de, şüphesiz terör ve terör örgütlerinin bu devletler tarafından bir dış politika aracı olarak kullanılmasıdır.
Dünyanın gözü önünde bu ahlaksızlığı yapan devletler, bir de pişkince, Türkiye’yi teröre destek veren ülke olarak göstermeye yeltendiler… Buna karşılık Türkiye, sahada en etkili şekilde terör örgütlerinin tepesine binerek hem kendi ulusal güvenliğine yönelen yakın tehlike ve tehditleri bertaraf etti; hem de kendisini terör destekçisi gibi göstermek isteyen devletlerin kirli propagandalarına karşı, fiilî durumla kalın bir set çekmeyi başardı. Suriye’de, yüzünde savaş suçlusu yaftası taşıyan katil rejim ile İran’ın ve Rusya’nın karşılıklı olarak girdiği iş birliği ve netameli pazarlıklar, genelde her seferinde yeni insanlık dramlarıyla sonuçlanıyor. Çünkü bunların hepsinin kendine göre yaptığı hesaplar, kesin biçimde Suriye halkının kanı ve canı pahasına yürütülebilecek şeyler!.. Yani Suriye halkı ölmüş, kalmış bunların hiçbirinin umurunda değil. Aynı şey Amerika ve İsrail için de geçerli. Amerika başından beri doğru dürüst tavır koyamadığı Suriye meselesinde, inisiyatifi çoktan Rusya’ya kaptırdığı gibi, bundan sonrası için de aklı başında bir politika tespitinde bocalayıp duruyor. Bu bocalama en son ABD’yi terör örgütleriyle resmen ve fiilen ortaklık yapma derekesine düşürdü. Üstelik müttefikleriyle ilişkilerini fena hâlde bozma pahasına!.. Bunun ABD’ye maliyetinin ne olduğunu zaman gösterecek. “Arap Baharı” diye lanse edilen felaketler zincirinin uç verdiği ilk günden beri Suriye’ye bütün gücüyle giren İran, kendisini siyasi ve ekonomik ve toplumsal açıdan büyük zora sokacak kayıplar yaşadı. Fakat ne kazanacağı veya daha neler kaybedeceği henüz belli değil. Rusya şimdilik kazançlı ülke durumunda görünüyor. Ancak bundan sonrasının kendisi için neler getireceği de meçhul… ABD’nin şimdiye kadar kaybettiklerini telafi etmesi imkânsız gibi! Lakin ABD’nin tavrına bakılırsa, bundan sonra da zarara kâr demeye devam edecek gibi. İsrail’e gelince, yetmiş yıllık tarihinde hiç böyle konfor yaşamamıştı!.. O yüzden de, bu tablonun en az bir yetmiş yıl daha devam etmesini ister. İşin püf noktası da burası!
Suriye coğrafyasındaki petrol ve su kaynaklarının ve verimli arazilerin, kaşla göz arasında PYD/YPG gibi terör örgütlerinin veya onların ortağı durumundaki küresel güçlerin kontrolüne girmesinin orta ve uzun vadede hangi hesaplara matuf olduğuna dikkat isterim. İşte bunun için diyoruz ki, mesele yalnızca Afrin değil. Ağaca kilitlenip ormanı gözden kaçırmayalım. Suriye ile ilgili yerel ve bölgesel problemler, görünenlerden çok daha fazla. Ve maalesef bunların tamamı Türkiye’yi çok yakından alakadar ediyor. Vaktiyle devlet ricalimiz; “SURİYE BİZİM İÇ MESELEMİZDİR…” derken, herhâlde bu hususu anlatmaya çalışıyorlardı değil mi? Evet, altını çizelim mesele kesinlikle tek başına Afrin değil. Ama bugün için çıbanın başı gibi… Türkiye’nin bekası için bugün tehdit ve tehlike teşkil eden ve yarınlarda edecek olan, her ne olursa olsun; her neresi olursa olsun, millî güç ve ona göre izlenecek politikalarla halledilmek durumundadır. Tıpkı Fırat Kalkanı harekâtında olduğu gibi, Afrin; Menbiç ve bölgedeki diğer yerleşim yerlerinin güvenli hâle getirilmesi, Suriye vatandaşlarının hayatını idame ettirebilecekleri ortamın sağlanmasından başka alternatif yoktur. Şüphesiz bu kolay bir şey değildir. Fakat zor işleri başarmak da köklü devletlerin özelliğidir…
Amerika veya başka güçler, mutlaka Türkiye’yi engellemek, bunu başaramazlarsa zora sokmak için her yolu deneyecektir. Ancak tekrar belirtelim ki, ülkemiz kendi istikbaline ve istiklaline yönelen tehditleri bertaraf etme konusunda asla tereddüt göstermeyecektir. Nokta!
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
600268 http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ismail-kapan/600268.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Reklamı Geç
KAPAT