BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Sumudica muamması ve Başkan Büyükekşi’ye mesaj!..

Öcal Uluç
Facebook

Bak Sayın Başkan Mehmet Büyükekşi, “ana tarafımız Kilisli olduğundan” biraz da “Antepli” sayılırız, Gaziantep-Kilis arasında “tarihsel” rekabet olduğu hâlde…
Onun için taktım, bu “Marius Sumudica” konusuna; “sözleşmeye imza attığınız güne kadar” yazacağım!..
Hemen birkaç örnek vereyim; Göztepe’de Tamer Tuna, Akhisar’da Okan Buruk örnekleri, hem kulüpler, hem takımlar, hem de hocalar bakımında “acı tablolar” ortaya çıkardı.
“Eğer sözleşme yapılmazsa” şimdi de “Sumudica / Gaziantep FK” bu örneklere eklenecek…
Bir zamanlar “Türkiye Spor Yazarları Derneği” şube başkanlığı da yapan değerli meslektaşım Gazete 27’nin sahibi, sevgili kardeşim Ökkeş Özekşi, Sumudica için bakın neler yazıyor:
“…Marius Sumudica Gaziantep FK’ya gelmeden önce tam 15 kulüpte teknik direktörlük yapan bir isim. Her kulüpte farkını fark ettiren, sahada olduğu kadar saha dışında da gündem olabilen bir teknik adam.”
“…Farklı bir kişiliğe sahip. Onu anlayabilenler kolayca anlaşabilir, anlayamayanlar ise gerek teknik adamlığını, gerekse de şahsiyetini küçümser, tartışma konusu yapar.”
“… Aslında özellikle medyada bazı isimlerin biraz da kişiliğine yönelik eleştirilerine sessiz kalmadı, maç sonrası televizyonlarda açıkça isim vererek suçlama yoluna gitti, onları mahkemeye verdi. Zamanla takımda başarı gelince Sumudica için olumsuz düşünenlerin sayısı azalmaya başladı. ‘Gaziantep FK’yı küme düşürür’ diyen bazı spor yazarları sessizliğe büründü.”
“… Peki, neydi Sumudica’yı başarıya götüren unsurlar… İşte orası çok farklı. Bir kere futbolcusuyla inanılmaz iletişim içinde. Maddi manevi destekleyen bir teknik adam. Baba gibi azarlayan, hatta bunu videoya çektirip yayınlatan, ama yeri geldiğinde şefkat gösterecek kadar sevecen bir profil.”
“… Kulüpte Başkan’dan sonra tek adam diyebilirim. Bazı zamanlarda kimse olmadan takımı tek başına deplasmana götüren, yöneticilik yapan, her sorunu kendisi çözen bir teknik adam. Maçlarda yönetim dışında futbolculara prim veren bir hoca. Kulüpte malzemeciyle bile kalkıp oynayan eğlenen, maçtan sonra hiç ayıp olur demeden televizyonlar karşısında oynayan bir karakter.”
“… Çok iyi araştırmacı. Sistemine uygun futbolcu seçme konusunda çok titiz. Herkesin ilk zamanlarda dalga geçtiği oyun anlayışını şimdilerde Türkiye’ye kabul ettiren bir teknik direktör. Sistemine uyabilecek oyuncu dışında isterse dünya starı olsun transferine izin vermeyen, buna karşılık sistemine uyum sağlayacağına inandığı futbolcuları kulüplerinde forma giyemeseler dahi onları transfer ederek oynatan bir teknik direktör.”
“… En zorlandığı şey, kendisinin anlaşılmaması. “Beni böyle kabul edin, art niyet yok, ben kişiliğim gereği buyum, beni kendi hâlime bırakın başarıyı getireyim” diyen bir teknik direktör. Şu anda Gaziantep’te sporseverlerin yüzde 80’inin beğenip sevdiği, futbolcularının teknik adamlıktan çok baba, abi gibi baktığı bir insan Marius Sumudica.”
Bu mesaj Özekşi’den, Büyükekşi’yedir, ben aracıyım; ama biline ki, Sumudica’cıyım!..

Kenan Akın!..
Hey gidi, sevgili dostum, rahmetli Kemal Ilıcak’ın Tercüman’ında yıllarca beraber olduğum ve de “Lütfi Akdoğan Ağabey ile beraber” onlara “Orta Doğu’nun kara kutuları” dediğim değerli meslektaşım Kenan Akın hey!..
Seni de bizlerden aldı bu “Covid bilmem kaç” denilen illet virüs!..
Daha gençtin, birkaç ay önce “bir ev almak için buralara gelmiştiniz” ve güzel bir yaz gecesi, deniz kenarında mehtabı seyrederek ailecek saatler süren ne güzel bir sohbet yaşamıştık; eski günleri ana ana…
“Artık sık sık geleceğiz, ayrı kaldığımız günleri bol bol telafi ederiz” demiştin ve sözleşmiştik; “Gene buluşacağız!..”
Evet, bulaşacağız ama çok başka bir yerde… Nurlar içinde yat… Mekânın cennet olsun!..
Akın ailesine ve dostlarına, arkadaşlarına “büyük acılarını paylaşarak” sabır ve başsağlığı dilerim.

Ormanı görmüyor ve yazmıyoruz!..
Evet artık işin çığırından çıktığı, zıvanadan çıktığı bir kuyu başına geldik, hâlâ “ağaçlar ile uğraşıyor”; ormanı görmüyoruz!..
Yok şu hakem, yok bu hoca, yok falan başkan, yok filan kulüp; spor sayfalarında yaz da yaz, TV ekranlarında konuş babam konuş; ne değişiyor; hiç!..
Dahası, “her gün sporumuz, kulüplerimiz daha kötüye gidiyor” ve her gün “çok daha ağır sözler söylüyor, yazıyoruz”; boşuna…
Çünkü yazıklarımızın, konuştuklarımızın çoğuna, “kulüpçülük damgası” vuruluyor; aldıran olmuyor; tam bir “alışıklık” sendromu!..
“Ağaçlarla uğraştığımız” ve de her kafadan başka ses çıktığı için, olduğu budur, olacağı da budur!..
Aslında spor medyası, “reyting ve tiraj peşinde olmayan, kulüpçülüğü bir yana atabilen” spor yazarları ve spor şefleri ile “ağaçlar yazılıp, konuşulurken” asıl ve de “yoğun ‘orman’ kampanyası” açmalı ve sonuç alınana kadar devam etmelidir!..
Nedir bu kampanya; “Kulüpler Yasası!..”
Ormanı kurtaracak, “hasta ağaçları ayıklayacak” bu yasadır; bu yasa çıkmadan, bugünkü tabloyu kimse değiştiremez, değiştiremeyecektir.
Zira bugün sporu ve kulüpleri yönetenlerin “işine gelmez” bu yasa. Çok iyi biliyorlar ki; bu yasa çıkarıldıktan sonra, kendileri ile beraber “Benden sonra tufan” pervasızlığı da olmayacaktır!..

Şaka!..
Rıza Hoca’m, Sivaslısın…
Bir 8 Kasım’da oynanan 2-1 kaybettiğiniz Galatasaray maçından sonraki “hakemler için” konuşmana bak. Bir de 3-0 kaybettiğiniz Beşiktaş maçından sonraki “hakemler ile ilgili” konuşmana…
Âdeta
ve hâlâ Galatasaray-Beşiktaş maçında “siyah-beyazlı formayı giyer” gibisin!..
Yoksa “Sivaslı olduğunu”
unuttun mu?..

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
616947 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ocal-uluc/616947.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT