BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Mesut Özil geliyor; mesuduz, ama…

Uluç Market
Öcal Uluç
Facebook

Mesut Özil'in Fenerbahçe'ye "sponsorlar desteği" ile transfer edilmesi haberlerinden, sadece Fenerbahçe camiası değil, ülkede "futbolla, spora ilgili" herkes memnun…
Nasıl olmasın ki; Schalke 04'ün U19 Takımı’nda "ismini duyuran" sonra A Takımı’nda 39 maç oynayıp Werder Bremen'e geçen 108 maçlık mükemmel bir performanstan sonra Real Madrid'e transfer edilen ve 159 maç oynadıktan sonra, Arsenal forması giymeye başlayan, dahası bu süreçte Alman U19 - U21 ve A Millî Takımlarının formasını giyen "Türk Asıllı" Alman oyuncu geliyor, "ana vatanına!.."
Dile kolay Arsenal'de 254 maçta oynayan, Alman Millî Takımı'nın 92 maçında 23 gol atıp 40 asiste imza atmış bir 10 numara!... Bundesliga'nın, La Liga'nın Premier Lig'in "en gözde" oyun kurucularından biri ve daha 32 yaşında!..
Kariyerinden birkaç not: 2010 FIFA Dünya Kupası'nda "en değerli oyuncusu ödülüne adaylık. / Avrupa 21 Yaş Altı Futbol Şampiyonası finalinde İngiltere'ye karşı oynanan final maçını 4-0 kazanarak şampiyon olan Alman Millî Takımı'nda bir gol atıp iki de asist yaparak "maçın adamı" seçilmek. / Almanya ile kazanılan Dünya Kupası sonrasında verilen şampiyonluk primini Brezilyalı 23 hasta çocuğun ameliyat masraflarının karşılanması için bağışlamak ve Laureus Medya Onur Ödülü'ne layık görülmek.
"Böyle bir kariyere sahip" Mesut Özil, Arsenal'deki son sezonlarında "forma giyememeye" başladı. Sonra "forma giymeme" dönemi" geldi.
"Acaba" ile başlayan soru şu; Arsenal "çok büyük paralar ödeyerek" transfer ettiği ve haftalık olarak 350 bin sterlin ödediği bu futbolcuyu neden oynatmıyor?
Bakınız sevgili okurlarım, dün Türkiye'nin spor sayfasında "Hiç idman kaçırmamış" başlıklı bir haber vardı. O haberde Arsenal'in hocası Mikel Arteta ne diyordu; "Artık her iki tarafın da geleceğe bakması gerekiyor. Eğer görüşmelerden sonuç çıkmazsa altı ay daha burada kalacak. Şu var ki, Özil daima bizimle antrenmana çıktı. Özel bir durumu için birkaç gün müsaade verdik lakin oynamadığı bütün süre boyunca bizimle birlikte antrenman yapıyordu."
"Hiç idman kaçırmamış" ama "hiç oynamamış" neden?.. Başkan Ali Koç "Bizim için tatlı bir rüya" diyor, çok da haklı. İnşallah "rüya gerçek olur"; buraya kadar her şey güzel, ama… İşte o "ama" yok mu, o "neden" sorusu yok mu; bunların cevabı "İngiliz gazetelerinde, Alman gazetelerinde" elbette vardır ama "bizde" yok; neden?..

Sergen Hoca!..  
Kutlarım Hoca’m, çok iyi bir takım yaptın, mevsim başında "eksik gördüğün yerlere bir iki de takviye yaparsan, "bu futbolla" açık ara şampiyonluk adayı olman son maça kalmadan "hedefe ulaşman" mümkün görünüyor; hakkındır, takımının da!..
Ne var ki, "neydi o mevsim başında 3-5 maçtan sonra" takımın için, oyuncuların için, hatta "istediğin transferleri yapamadıkları için" yönetimine karşı "imalı açıklamaların" afra ve tafraların!..
Dua et ki, "sabırlı, olgun ve tecrübeli" bir Başkan'ın var; yoksa beş maç sonunda "takımın başından gidebilirdin!.." Seni göndermemekle, seni savunmakla "bugünkü başarının asıl 'gizli' mimarıdır", Ahmet Nur Çebi Başkan!..
Bunu unutma!..

Büyüklerin hâl-i pürmelali!..
Büyük kulüplerimizden biri için, geçen yılın son haftalarından birinde "çok satan" bir gazetemizin spor sayfasında bir haber çıktı.
Bugüne kadar "tekzip edilmeyen" ve de başlığı "Kulübün tek çıkış kapısı Bankalar Konsorsiyumu" olan haberde deniyordu ki:
"Kulüp, bir yandan sportif başarı için uğraşırken diğer taraftan ekonomik darboğazdan çıkmak için büyük bir çaba harcamaya devam ediyor.
Henüz Bankalar Konsorsiyumu anlaşmasını yapmayan ve borçlarını yapılandıramayan kulüp için artık, Başkanın kişisel katkısı ile ….. …..'in transferinden kazanılan para da yeterli olmuyor.
Sıcak para girişinin neredeyse hiç olmadığı kulüpte, Bankalar Konsorsiyumu anlaşmasının imzalanması durumunda başta tribün ve yayıncı gelirleri olmak üzere bütün temditler kalkacak. Böylece kulübünü kasasına sıcak para girişi sağlanacak.
Düşünülen 7+2 anlaşmasının imzalanamaması ve devamlı faizlerin artması da gün geçtikçe tüm kulüplerin aleyhine oluyor. Faizlerin yüzde 12'den 20'lere kadar çıkması da henüz anlaşma yapmayan kulüplerin elini kolunu bağlamaya başladı.
İki büyük gelir kapısı … Bank'a gidiyor; bankadan çekilen 40 milyon avro karşılığında yayın ve tribün geliri temditli bulunuyor.
… Kulübün döviz borcunu TL'ye çevirmesiyle bu bankaya ödemeler için yayın ve tribün gelirleri teminat olarak gösterildi. Tribün geliri pandemi nedeniyle olmayan kulübün, yayıncı kuruluştan gelen tek sıcak parası da doğrudan …. Bank'a gidiyor. Böylece diğer borçların ödenmesinde de sıkıntı yaşanıyor.
… Bankasına döviz borcu da devam ediyor. Kulübün, bu bankadan aldığı 55 milyon dolar kredi TL'ye çevrilmedi. Diğer dört bankadan aldığı borçları TL'ye çevirebilen yönetim, Bankalar Konsorsiyumu anlaşması yapmadan … Bankasından aldığı krediyi de yapılandıramıyor."
Bu haber, "sadece" bir büyük kulübü değil, "büyük kulüplerimizin" tamamında yaşanan "acı" süreci anlatan bir haber…
Ama bakıyorsunuz, "milyon avrolar saçılarak" yeni transferin yapıldığı / yapılacağı haberleri de gazete manşetlerinde, TV ekranlarında!..
Ne yapıyor Futbol Federasyonu; "kimsenin takmadığı, takılmadığı" sözüm ona "Harcama limitlerini" ilan etmekten başka?..

Ne oldu, bu çocuklara?..
Galatasaraylılar "şaşkın" ve birbirlerine dert yanıyorlar; "Ne oldu bu Emre Akbaba'ya, Ömer Bayram'a? Futbolu unutmuşlar adeta, Fatih Hoca neden çare bulamıyor?.."
Bu sözleri duydukça acı acı gülümsüyorum, bana da soruyorlar, cevabım açık; "Fatih Hoca artık çare değil, sebep!.."
"Vurdumduymaz, paragöz, şımarık ve de top kaptırma, hatalı pas verme rekortmeni, üstelik  kaptırdığı topların ardından koşup defansa yardım etmeyi zül sayan" bu oyuncu, 'kendilerine tercih edilirken', ona şans üstüne şans verilirken, kendilerinin 'beşer, onar, en fazla bir devrelik rotasyon oyuncusu yapılmasını aylardır yaşayan' bu oyuncuların psikolojik çöküntü içine düşmelerinden ve de performanslarını da düşürmelerinden" daha normal ne olabilir?..
Belhanda "kaptan" yapılırken, onların elinden "Ben atacağım" diye topları alırken, yeşil ışık yanmasa, bu çocuklar bu hâle düşer miydi?..
Hâlâ anlayamadı Fatih Hoca, "bir" evet "sadece" bir Belhanda'nın "Galatasaray Futbol Takımı oyuncularını ne hâle getirdiğini…"
Kasımpaşa'da "gol kralı olan" Diagne'ye, "boş kale önünde beklerken bile pas vermeyerek gol atmayı unutturanlar" Belhanda - Feghouli ikilisi değil miydi?..
Sevili Hoca'mız, ona "Artık benim takımımda yoksun, git kendine takım bul, bulamıyorsan, bundan sonra U19 Takımı’yla idmana çıkacaksın ve tribünde oturacaksın" diyememenin, kendisini de ne hâle düşürdüğünün bile farkında olamadı; çok yazık!..

Şaka!..
Fenerbahçe 19 yeni transferiyle resmî sezona girerken "Fenerbahçe medyasının anlı ve şanlı yorumcuları" mutluluk içinde "Sarı lacivertli takımı, şampiyon ilan edecek" yorumlar yapıyorlardı!..
Bugün, takımları Beşiktaş'ın ardından ikinci durumda ve art arda "önemli maçlar" kazanıyor; yüzlerde tebessüm yok, dillerde "acabalar" eksilmiyor!.. İnsanın soracağı geliyor; "Dün için; bu ne lahana turşusu, bugün için; bu ne perhiz?.."

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
617055 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ocal-uluc/617055.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT