BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

17/25 Aralık kahramanları!

Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil
Facebook
Bilindiği gibi hain FETÖ örgütünün Devletimize karşı planladığı ilk organize darbe girişimi 17/25 Aralık 2013 tarihlerinde cereyan etmişti. Hukuk ve yargı darbesi denilebilecek bu ilk darbe harekâtının nasıl cereyan ettiği ve nasıl önlendiği ise şu günlerde unutulmuş gibi.
Zira 17/25 Aralık 2013 darbe girişimini engelleyen kamu görevlileri kimlerdi belki kimse bilmez. Bundan önce o günlerde neler yaşandı kısaca değinmek istiyorum...
17 Aralık 2013’de FETÖ’nün Yargı ve Emniyet (hatta medya) ayağı kullanılarak FETÖ’cü savcılar Celal Kara ve Mehmet Yüzgeç tarafından Reza Zarrab ve bazı Bakanlarımızın yakınlarına yönelik ilk operasyon yapılmış, gözaltılar ve tutuklamalar olmuştu. 25 Aralık 2013 tarihinde ise bu girişimin ikinci ayağı FETÖ’cü savcı Muammer Akkaş tarafından yürütülmüş, ancak Emniyet görevlilerinin savcılık talimatlarının gereğini yapmaması nedeniyle akamete uğramıştı. Peki, sonrasında neler yaşandı?
Öncelikle Ocak 2014 adli yargı kararnamesi ile İstanbul Başsavcılığı’na Hadi Salihoğlu getirildi. Sayın Başsavcı ilk iş bu soruşturmalardan sorumlu birimlerin Başsavcı Vekillerini değiştirdi ve Terör Suçlarından Sorumlu Başsavcı Vekili, Oğuzhan Atamtürk, Organize Suçlardan Sorumlu Başsavcı Vekili ise Orhan Kapıcı oldu.
17 Aralık Soruşturması, Örgütlü Suçlardan Sorumlu Başsavcı Vekili Orhan Kapıcı’nın sorumluluğunda kaldı. Sayın Orhan Kapıcı ilk icraat olarak bu dosyayı savcısı FETÖ firarisi Celal Kara’dan aldı ve Savcı Ekrem Aydıner’e verdi. Ancak Celal Kara dosyayı fiilen teslim etmeye yanaşmadığı için, Orhan Kapıcı böylesine kritik bir dönemde tabiri caizse kellesini koltuğuna alıp, bir başsavcı  vekili ile Celal Kara’nın odasına gidip dosyayı bizzat aldı ve savcısı Ekrem Aydıner’e teslim etti. Sonrasında ise soruşturma kapsamında toplanan delillerin hukuka aykırı olması nedeniyle gecikmeksizin takipsizlik kararı verildi ve böylece devletimiz bu büyük darbe girişiminden kurtulmuş oldu…
25 Aralık Soruşturması ise Terörden Sorumlu Başsavcı Vekili Oğuzhan Atamtürk’ün uhdesine alınarak, FETÖ firarisi Muammer Akkaş’ın elinden alınıp, savcılar İrfan Fidan, Fuzuli Aydoğdu ve İsmail Uçar’a verildi. Bu dosyada da biraz gecikmeler yaşanmış olsa da takipsizlik ile sonuçlandı.

Sonra ne oldu?

Kimsenin anlam veremediği bir şekilde 17-25 Aralık kahramanları birileri tarafından tasfiye edilmeye başlandı.
17/25 Aralık operasyonlarını akamete uğratan ekibin başındaki dönemin İstanbul Başsavcısı Hadi Salihoğlu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri Başsavcılığı’na gönderilerek taltif görünümünde etkisizleştirildi. İstanbul Terör ve Organize Suçlar Başsavcı Vekili Orhan Kapıcı sudan sebeplerle, önce Büyükçekmece Başsavcılığı’na, sonra sahte bir ihbar mektubuyla başlatılan soruşturma ile Yargıtay’a düz savcı olarak atandı. İstanbul Başsavcı Vekili Oğuzhan Atamtürk önce Büyükçekmece Başsavcı Vekilliğine sonra İstanbul Anadolu Adliyesine düz savcı olarak atandı.
17 Aralık kumpas soruşturmasına takipsizlik kararı veren (ki bu kararı onayan Orhan Kapıcı’dır) Savcı Ekrem Aydıner Bey de devleti ve milleti kurtaran bu cesur kararına rağmen düz savcı olarak istihdam edilmektedir.
Yine 22 Temmuz karşı taarruz operasyonlarının bir savcısı da aynı şekilde etkisizleştirildi. Oysa 22 Temmuz operasyonu Sayın Cumhurbaşkanımızın “FETÖ’nün inlerine girdik dediği” çok önemli bir operasyondu.
Akla gelen ilk soru şu: Acaba bu itibarsızlaştırma hareketleri maksatlı mıdır? Menfaat odaklı mıdır? Yoksa bununla birilerine mesaj mı verilmektedir?
Anlamak mümkün değildir! Zira 17/25 Aralık’ta devletine sahip çıkıp takipsizlik kararı verenler hakkında menfaat temin ettikleri iddiası ile veya farklı iddialar ile sahte ihbar mektuplarıyla soruşturmalar yapılıyor. Görev yerleri değiştiriliyor.

Birlik, adaletle gelir!

Bugün, Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle milletimiz bir İstiklal Savaşı mücadelesi vermektedir. 15 Temmuz’da millet, lideri ile beraber ilk büyük işgal girişimini püskürtmüştür. Sonrasında ise içte ve dışta düşmanlar milletin gardının düşmesi ve kırılması için her taraftan saldırmaktadır. Nitekim ülkemizi mali, siyasi veya idari bakımdan dışarıdan abluka altına almak üzere her tür organizasyonlara girilmektedir.
Sayın Cumhurbaşkanımız bu girişimlere karşı gece gündüz demeden içeride ve dışarıda mücadelesini devam ettirmektedir. FETÖ’nün etkisini ve girişimlerini hem ülkemizde hem de dünyada yok edebilmek için ölümüne bir gayretle çalışmaktadır.
Hâl böyle iken geçen hafta “Adalet ağacın tepesinde” başlıklı yazımızla mağdurların gittikçe arttığını belirttik. O yazıyı yazdım. Yüz yerden “ah” sesleri işittim. Bunların mağdur olup olmadığını ben bilemem, araştıramam. Ancak adalet adamlarının uyku uyumaması gerektiğini iyi anlıyorum. Adalet sarsılırsa devlet ayakta kalamaz bunu iyi biliyorum. Hâl böyle iken Adalet kurumunun başındakilerin işin vahametini idrak etmek yerine, 17-25 Aralık kahramanları ile uğraşmaları garip değil midir! Bugün fedakârlığa ihtiyaç vardır. Cumhurbaşkanımız gibi gece gündüz çalışıp mağduriyetlerin giderilmesi ve millî birliğin sağlanması için gayret gösterilmelidir. Milletin birliği bozulmamalı, kahramanlar küstürülmemeli, adaletsizlikler ortadan kaldırılmalıdır. Vatan sıkıntıya düşerse neler olacağı iyi hesaplanmalıdır. Bugün paranın, mevkiin, makamın konuşulacağı zaman değildir.
Tutalım çarha erişmiş cahın
Yine edna kulusun Allah’ın

Makamın gökyüzüne ulaşsa da Allah’ın bir zavallı kulusun. Şu sözün idrakinde olan insan mevki, makam ve para hırsı uğruna ayak oyunlarına girer mi? 
Şimdi Osmanlının din ü devlet ve mülk ü millet deyince kardeşlerini ve gerekirse evlatlarını gözlerini kırpmadan feda etmeleri ve bu yüksek feragatleri daha iyi anlaşılmıyor mu?
Osmanlının son dönemlerinde mevki makam çatışmalarının ve rüşvetle iş görmelerin memleketi nerelere sürüklediğini iyi bilmek gerekmektedir. Tabii ki bunun için tarihini okuyacaksın. Mecelle okuyacaksın. Bilge Kağan’ın haykırışını duyacaksın! Okumazsak ve duymazsak Allah korusun geçmişteki felaketleri yine yaşarız. Agâh ve uyanık olmak, bir ve beraber bulunmak, gayret ve feragatle iş görmek durumundayız. 


 
TEFEKKÜR
 
Bağban etmeyicek çeşmini baz
Bağına herkes eder dest-dıraz
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
598959 http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/prof-dr-ahmet-simsirgil/598959.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
KAPAT