BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Biden’ın siyasetine kısa bir bakış

Diplomatik Muhakeme
Prof. Dr. Çağrı Erhan
Facebook
 
20 Ocak’ta yemin ederek göreve başlayan ABD’nin yeni başkanı Joe Biden’ın önünde aşması gereken üç büyük problem var. Birincisi salgın krizi. ABD’de COVID-19’dan ölenlerin sayısı 420 bini geçti. Yeni başkanın imzaladığı ilk kararnameler arasında kamu binalarına maskesiz girilmesini yasaklayan bir düzenleme de var. Fakat birçok eyalette salgının yayılması önlenemiyor. Sağlık sistemindeki yetersizlikler halktaki memnuniyetsizliği artırıyor. İkinci büyük problem, salgının tetiklediği ekonomik kriz. Geçen yıl ocak ayınca %3,5 olan işsizlik oranı, bugün %6,7. 2020 içinde %14’ün üzerine çıkarak tarihî seviyelere ulaşan bu rakamın süratle düşürülmesi ve ekonominin tekrar canlandırılması Biden hükûmetinin başlıca görevlerinden.
Joe Biden’ın üçüncü problemi ise ilk ikisinden daha zor çözülecek cinsten. Yılların birikimi olarak ortaya çıktığından, bu problemin Biden’ın atacağı adımlarla çözülmesi belki de imkânsız. Günümüzde ABD’de yaşanan toplumsal kutuplaşmanın ve bölünmenin Donald Trump’ın dört yıllık iktidarının bir ürünü olduğu söylenemez. Zafer sarhoşluğu içinde, bütün olumsuzlukların faturasını Trump’a kesmeye çalışan sol-liberal ABD medyası bile bunun farkında. Üstelik, Biden döneminde Trump taraftarlarının ve genel olarak Cumhuriyetçi Parti destekçilerinin şu veya bu şekilde rencide edileceği adımların atılması hâlinde mevcut toplumsal kırılmanın daha da belirginleşmesi söz konusu olabilir.
ABD sanki dört yıldır karanlık çağdaymış da, Demokrat Parti iktidarıyla tekrar herkesin “Amerikan değerlerini” kucakladığı mutlu bir döneme giriliyormuş intibaına kapılanların ne kadar büyük bir yanılgı içinde oldukları kısa süre içinde görülür.
Biden’ın başkanlık koltuğundaki ilk 100 gün içinde bu problemlerle ilgili yapacakları 2023 Kasım'ındaki ara seçimlerdeki performansı için de belirleyici olacak.
Devasa iç problemlerle uğraşırken, hâlâ küresel lider pozisyonundaki bir ülkenin başkanı olması hasebiyle, Biden elbette dış politikada da “yeni” bir şeyler yapacak.
İklim anlaşmasını imzalaması, Dünya Sağlık Örgütü’ne geri dönmesi, Trans-Atlantik bağları kuvvetlendireceğini ifade etmesi, dış politikada Trump döneminden net bir şekilde ayrılacağının işaretleri olarak yorumlanıyor.
Hâl böyle iken, altı temel konuda Biden’ın ne yapacağı hâlâ belli değil.
Birincisi, Çin ile ilişkileri rayına oturtmak için bir adım atacak mı? Yoğun insan hakları ihlalleri yapmakla itham ettiği Pekin ile müzakerelere başlayabilecek mi? Trump döneminde zirveye tırmanan “ticaret savaşlarına” son verebilecek mi? Bunu yaparsa, diğer yandan da ABD’deki işsizlik oranlarını nasıl düşürecek?
İkincisi, Rusya’nın düşman mı, dost mu olduğunu ne zaman ilan edecek? Şayet Rusya’yı “düşman” kategorisinde konumlandırırsa, bu ülkeyle yapılmış olan nükleer silahlarla ilgili anlaşmaları nasıl yenileyecek? ABD Kongresi Rusya’ya karşı kelimenin tam manasıyla “bilenmişken”, bu Putin’le diyaloğunu hangi parametreler üzerinden kuracak?
Üçüncüsü, İran’la nükleer antlaşmaya geri dönecek mi? Tahran-Washington hattında yeni bir temas kanalı açarsa, İsrail ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin tepkilerini nasıl dizginleyecek?
Dördüncüsü, Latin Amerika ülkeleriyle Trump döneminde, “göçmen politikası” sebebiyle gerilen ilişkileri nasıl tamir edecek? Meksika Duvarı’nın yapımı durdurduğu gibi, güneyden gelen Hispanik göçmenlere tamamen kucak mı açacak? ABD’deki kutuplaşmanın arkasında temel saiklerden olan bu konuda radikal adımlar atabilecek mi?
Beşincisi, Filistin meselesinde Trump’ın körü körüne İsrail yanlısı tutumunu devam ettirecek mi? Yoksa daha önce Obama döneminde gündeme gelen “iki devletli çözüm” formülüne mi dönmeye çalışacak? Bunu yaparsa, Kudüs’ün ve işgal altındaki toprakların İsrail tarafından ilhak edildiğini tanımaktan vazgeçecek mi?
Altıncısı, Türkiye ile ABD arasındaki ittifak ilişkisini tamir etmek için ne gibi adımlar atacak? ABD’nin, Suriye’nin kuzeyinde PKK’yı destekleyen, FETÖ’ye ev sahipliği yapan, Doğu Akdeniz’de Rum lobisine boyun eğmiş ve her fırsatta Türkiye’yi köşeye sıkıştırmaya çalışan “sözde müttefik” şeklindeki Türkiye’deki kamuoyu algısını değiştirmek için bir şeyler yapacak mı? Yoksa daha ilk günden Antony Blinken’ın yaptığı gibi, ilişkilerin bu hâle gelmesindeki tüm kabahati Türkiye’ye yükleyerek, eski tas, eski hamam devam mı edecek?
Şayet büyük çaplı iç problemlerden başını kaldırmaya imkânı olursa, Biden yönetimi bu saydığım önemli dış politika konularında da bir şeyler yapacaktır. Ama ne zaman ve ne yapacağı bugünden çok belirsiz.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
617271 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/prof-dr-cagri-erhan/617271.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT