BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

KANADA VE AVUSTRALYA’NIN İSTİKLÂLİ ÇANAKKALE’DEN GEÇER

Dünden Bugüne
Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci
Facebook
Yunan mağlubiyetinin ardından doğan Çanakkale Krizi, sadece Anadolu’ya sulhü getirmekle kalmadı; Kanada, Avustralya gibi İngiliz dominyonlarının da istiklaline yol açtı...
 
İzmir’in 9 Eylül 1922’de düşüşü üzerine, Ankara birliklerinin Boğazlara ve Trakya’ya yürüme ihtimali, Lloyd George’u endişelendirmiş; İngiliz ve Ankara birliklerinin Çanakkale’de burun buruna gelmesiyle bir kriz doğmuştu. İngiliz birlikleri, Eylül 1922’de Boğazlar’ın Anadolu yakasından çekilmiş; Ankara birliklerinin Avrupa yakasına geçişine ise izin vermemişti.
 
İntiharın başlangıcı
 
Öteden beri Ankara hareketine gayriresmî olarak destek veren dışişleri ve harb dairesine rağmen, Lloyd George sonuna kadar diretiyordu. İnatçı Galli başbakanın âdeta intihar edercesine hazırladığı ve çekilmezlerse, harbin başlayacağını bildiren bir nota Harington vasıtasıyla Ankara'ya gönderildi. 
İngiliz kabinesinde Churchill’in hazırladığı bu notaya karşı olanlar vardı. Kendisine danışılmadığını düşünen dışişleri bakanı Lord Curzon, hadisenin büyütüldüğü kanaatindeydi. Notayı 24 saat geciktirerek, Ankara'yla irtibata girişti.
Londra Konferansı’na delege olarak gelmiş bulunan Fethi Bey’in Paris’ten ayrıldığını öğrenince; yardımcısı Dr. Nihat Reşat Belger’i buldurup; kendisine vaziyetin hassasiyetini Ankara'ya anlatmasını; ateş emri verilmedikçe, ateş açılmayacağını söyledi. Nihat Reşat, aslında sulh taraftarı olan Ankara'ya, mutedil bir mümessil gönderilmesini tavsiye etti.
 
İngiltere’yi kim idare eder?
 
Müttefikler, Türk dostu diye bilinen Fransız delege Franklin-Bouillon’u İzmir’e gönderdi; 28 Eylül’de görüştüğü Ankara'yı; 1921’de müttefiklerin Türk ve Yunanların çatışmasına kapattığı bitaraf mıntıkaya yürümemesi; sulh antlaşmasında Doğu Trakya’nın Türklere verileceği hususunda ikna etti.
Azimli bir asker ve usta bir politikacı olan Harington, notayı saklamış; vermemişti. Bu da, İngiliz politikasını hükûmetten ziyade Harb Dairesi (War Office) ve Dışişleri’nin (Foreign Office) yönlendirdiği fikrinin bir başka delilidir.
 
Makedonya’ya kadar…
 
Mecliste Makedonya’ya kadar ilerlemeyi teklif edenlere “Böyle şey olmaz. O zaman yine her yandan ‘Türkler Geliyor’ bağrışmaları yükselecek ve bütün Balkan memleketleri bize karşı yardım istemek için büyük devletlere başvuracaklardır. Lloyd George’un iktidarda kalmasını mı istiyorsunuz?” cevabı verildi.
Doğu Trakya’nın alınması garanti idi. Harington’un Türk dostu ve sulh taraftarı olduğu anlaşılmıştı. Ankara’nın politikası, son ana kadar Çanakkale üzerinde baskı yapıp; İstanbul çevresindeki kuvvetlerini arttırarak sulh antlaşmasında avantaj elde etmekti.
 
Lloyd George düşüyor
 
Mütareke kabul edildi (Nutuk, II/679). 3 Ekim’de taraflar Mudanya’da Rus konsolosluğu binasında toplandı. İsmet Paşa, mütarekenin bîtaraf mıntıkaya girilmemesine dair olanı da dâhil, bütün hükümlerini kabul etti. Harington, memnundu. Sonradan “Ömrümde bu kadar şaşırdığımı hatırlamıyorum” diyecektir.
Türk birlikleri, Doğu Trakya’ya yürüdü. Mıntıkanın başlarına geleceklerden endişeli Rum halkı da gazeteci Ward Price’in tabiriyle Otuz Yıl Harbleri’ni hatırlatan bir sefalet içinde batıya kaçmaya başladı. Churchill’in de içlerinde bulunduğu Muhafazakârların beklediği fırsat önüne gelmişti. Bonar Law’u lider seçtiler ve 12 Ekim 1922’de Carlton House Deklarasyonu ile Lloyd George’u düşürdüler.
 
Ah Sforza
 
Çanakkale Buhranı, Orta Doğu’da yeni düzeni kurarken İngiltere’nin yaptığı son hamledir. Herkes mütalaalarını Lloyd George üzerinden yapar. Hâlbuki Fransa, İtalya, Rusya ve ABD yanında, İngiltere Harp Dairesi ve Dışişleri, o zaman Ankara’nın yanında idi. Sadece Lloyd George ayrı bir dünyadaydı.
Yakup Kadri’nin "Politikada 45 Yıl" kitabında anlattığı gibi, yıllar sonra kendisine İngiltere’nin Dizbağı Nişanı vermesi konuşulduğunda, Gazi’nin, “İngilizler beni sever. Bunu Lloyd George’u düşürmek suretiyle gösterdiler” demesi, bu hakikatin ifadesidir.
Başından beri Ankara hareketine destek olmuş İtalyan yüksek komiseri, sonra İtalya hariciye nazırı Kont Sforza, kendine mahsus mizah üslubuyla der ki: “İngiltere’nin harb sonrası politikaları yardımcı olmasaydı, ne kadar enerjik ve ileri görüşlü olursa olsun, Ankara hareketi, tek başına muvaffak olamazdı. Ankara, Downing Sokağı 10 numaraya (İngiliz başbakanlığına) secde etse yeridir” diyor.
 
İngiliz oyunu
 
İngiltere bu kriz sayesinde, sulh antlaşması imzalanana kadar Boğazlar’dan çıkmadı. Kriz, 23 Eylül 1922’de yaşandı; ama İngilizler İstanbul’u 9 Ekim 1923’e kadar bir seneden fazla elinde tuttu. Elbette İngilizlerin buralardan vazgeçmeyeceği biliniyordu.
Lozan’da siyasi harita olarak verilmiş olsa bile, Boğazlar, Türkiye’nin elinde değildir. Milletlerarası bir komisyon tarafından idare edilecektir. İstanbul’un başşehir olmaktan çıkarılması ve Gazi’nin 1928’e kadar İstanbul’a gitmekten çekinmesi biraz da bu sebeptendir. (1936’da Montrö Mukavelesi ile bu statü biraz hafifletilmiştir.)
Hadiseler bu şekilde seyretmeseydi, İtalya, Fransa ve Rusya’nın açıktan, İngiliz Harp Dairesi’nin de el altından verdiği silahlar bile koskoca Büyük Britanya İmparatorluğu karşısında işi kurtaramazdı. Ne kadar büyük bir yavaştan yorgun çıkmış olsa bile, hayati menfaati çerçevesinde gördüğü Boğazlar için her şeyi yapabilirdi. Kriz, müzakerelere yol açtı ki, esas maksat zaten harb değil, masaya oturmaktı.
 
Üst akıl
 
Çanakkale Krizi, muhaliflerin eline koz verdi. Bundan sonra İngiltere’de Liberal Parti bir daha iktidara hiç gelemedi. Bunda da en büyük rolü Churchill oynamıştır. Liberallerin yerine İşçi Partisi’nin yükselişi başladı ki, bütün bunların bir üst aklın/global güçlerin kararı olduğuna şüphe yoktur.
Çanakkale Krizi’nin başka bir mühim neticesi, Lloyd George’a karşı çıkan İngiliz dominyonlarının istiklaline yol açmasıdır. 1931’de Westminster Statüsü ile Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda ve Güney Afrika, iç ve dış işlerinde müstakil, sadece sembolik olarak Kral’ı devlet reisi olarak tanıyan müstakil birer devlet hâline geldi.
Böylece kriz, kimine göre, İngiliz İmparatorluğu’nun çözülmesine, kimine göre ise kabuk değiştirmesine sebep oldu.
Mehazlar: Nutuk, II/677-678; A.L.Macfie, The Chanak Affair: (September - October 1922); David Walder, The Chanak Affair; Bilal Şimşir, Sakarya’dan İzmir’e, 497 vd; Count Sforza, Contemporary Italy, 235; Doğan Avcıoğlu, Millî Kurtuluş Tarihi, II/861-862; Gotthard Jaeschke, Türk Kurtuluş Savaşı Kronolojisi, I/194 vd; Lord Kinross, Bir Milletin Doğuşu Atatürk, II/505 vd; Ömer Kürkçüoğlu, Türk-İngiliz İlişkileri, 239 vd; Sabahattin Selek, Anadolu İhtilali, 694-695; Mustafa Çulfalı, Çanakkale Krizi ve Lloyd George'un İktidardan Düşmesi, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi XV/Kasım 1999/45.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
614704 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/prof-dr-ekrem-bugra-ekinci/614704.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT