BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

“Pehlivan Hasan’ın bacısı tabii ki öyle yiğit olacak!..”

Nene’nin üstü başı çamur içindeydi. Titrememek için kendini zor tutuyordu. 
 
Komşu kızının Nene Gelin tarafından kıskıvrak tutulduğunu görenler, önce bir mana verememiş, sonra da:
“Aman Allah!”
“Koynumuzda yılan beslemişiz!”
“Hınzırın uşağı!”
“Vay vay vaay!”
“Nasıl da saklanmışlar!”
“Kız hele, toprak başıma, daha neler göreceğiz!”
Herkes bir şey söylüyor, karşılaştıkları birçok hadiseyle de bağ kuruyorlardı. Kimsenin şek ve şüphesi kalmamıştı.
“Dönmeler!”
“En sonunda haçı boynundan çıktı!”
“Kız anası da öyleydi! Bir ramazanda ekmek yerken görmüştüm. Herhâlde ay hâli sanmıştım, kız!”
“Yusuf dadaşım da babasını Ramazan-ı şerifte gözeden su içerken görmüştü. Gelip söylediğinde kimse inanmamıştı!”
“Tevekkeli değil!”
“Helâl olsun Nene’ye!
“O olmasaydı hakikat anlaşılamayacaktı!
“Cesur kız vesselâm!”
“Pehlivan Hasan’ın bacısı, tabii ki öyle yiğit olacak!”
“Hay maşallah Nene Gelin’e!”
Kimsenin, başka bir şey demeye dili varmıyordu. Sadece Nene’nin dudaklarından belli belirsiz; “Mazisine, geçmişine hor bakan ve ters davrananların, istikbâllerinden, geleceklerinden huzur ve saadet beklemeye hakları olamaz" kelimeleri dökülüverdi!
Ve bir de: “Ahmak, ata binince bey oldum sanır, şalgam, aşa girince yağ oldum sanır!..”
Arabadan yaptıkları konak yerine geldiğinde Nene’nin çorabı çarığının içinde vıcık vıcık olmuştu. Üstü başı da çamur karışımı su. Titrememek için kendini zor tutuyordu. Tam örtüyü kaldıracaktı ki, açan anacığı oldu. Nene’yi omzundan tutup aceleyle içeri çekti. Islak ihramını sırtından indirdi. Çarıklarını çözdü, çıkardı, kuruması için, yakın bir kayanın üzerine koydu. Sonra bütün iç çamaşırlarını değiştirdi. Gece bu ayazda, hele bir de rüzgârda ıslak kalmak olacak şey değildi. 
Nene, anacığının, kayınvalidesinin, Seyyide Hoca Hanımefendinin şefkatli kollarında, temiz, kuru elbiseler giydirilerek muhafaza altına alındı.
- Kızım, erin var! Niçin böyle yaparsın? Çocuğunu, Nazım’ı düşün! Ya sana bir şey olsaydı ben ne yapardım, o yavrucak ne olacaktı?
- Oğlun boş durmuyor ki ana! Onlar da çetenin peşindeler! Güzel anam; zaten olan olmuş! Hani sık sık derdin ya; “ölmüş merkep kurttan korkmaz” diye… Bizim daha neyimiz kalmış? Her türlü hakarete uğramış, yerimizden yurdumuzdan edilmişiz, bir de arkadan vurulmaya…
- Tamam, haklısın da delikanlılar ne güne duruyor? Ne bileyim o işler erkek işi kızım!
- İlk ben gördüm ana! Onlara haber verene kadar iş işten çoktan geçerdi!
Ağzı duâlı Seyyide Hoca Hanım, söze karışma ihtiyacı duydu:
- Zeliha Eze, haklısın da böyle kritik zamanlarda ufak bir hareket, büyük zaferler kazandırır. Eğer Nene kızımızın bu müdahalesi olmasaydı, o silah patlamayacaktı, eşkıyanın baskın yaptığı anlaşılmayacaktı, delikanlılar toplanıp onları yakalamayacaktı. Bak hem mal, davarımız, hem de canlarımız selâmette. 
DEVAMI YARIN
 
 
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
617051 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ragip-karadayi/617051.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT