BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Bütün ahali zor günler yaşıyordu

 
Bu uzun kış geceleri, sanki dünya durmuştu da onun haberi yoktu.
 
Ertesi gün eve dolan dostlar, akrabalarla her şey geçici olarak da olsa biraz azaldı. Yine de Leylâ gibiydi. Ne yaptığının, ne konuştuğunun farkında değildi. Kısacası o perişan bir hâldeyi.
"Ağırdır sevmelerim, her yürek taşıyamaz, büyüktür umutlarım, her omuz kaldıramaz” diyen beyine o da şöyle sesleniyordu: “Her şeyi unutur da şu deli, divane gönlüm, bir seni unutamaz. Keder yüklü olsam da sonsuza kadar seni bekleyeceğim  Mehmet Abdullah'ım” dedi, durdu…
Yavaş yavaş her şey oturmaya başlayacaktı ama o kadar sabrı olsaydı… Bütün Erzurum ahalisi zor günler yaşıyordu, kimsenin kimseden bir yardım istemeye dili varmıyordu. Herkes tedirgin, çaresizdi. İyi ki eş, dost, hısım akrabaları vardı da onların gelip gitmesi kalplerine su serpiyordu.
Nazım, sakin sayılırdı. Karnı tok, altı temiz olduktan sonra devamlı uyuyor, evdekiler onu sevmeye doyamıyordu. Bakıyorlardı ki uyanmıyor, alıyor kucaktan kucağa dolaştırıyorlardı…
Neyi nasıl yapacağını çok çabuk öğrendi Nene Gelin. Önce bebeğin temizliğini, altına höllük ısıtıp değiştirmesini… Zaten o kadar şahane bir bebekti ki… Sallamak yok, veriyorsun emiyor, gazını hemen çıkarıyor, huzurlu, güler yüzlü ve bir o kadar da sakindi. O günlerde onun karakteri ile alakalı sarf ettiği sıfatlar: Kuvvetli, inatçı, kararlı bir bebek... Hem hissi yapısı, hem görünüş olarak pek güçlü, kuvvetli ve babası gibi cesur biri olacağa benziyordu.
Uyurken kaç kez, uyanıp Cenâb-ı Allah’a hamd ve şükrediyordu Nene? Onlara öyle kıymetli bir hediye vermişti… Ne kadar ne yapsalardı da azdı. Defalarca; “üstü açık mı, ağzına bir şey kaçmış mı, nefes alıyor mu, uyanık mı, değil mi?” diye kontrol ediyordu.
Saatler geçip gitmiyordu; hele bu uzun kış geceleri, sanki dünya durmuştu da onun haberi yoktu. Sonra “ya o gelmeseydi, ya o olmasaydı” diye düşünüp hayıflandığı zamanlar. O bu şartların bebeği olmak için yaratılmış gibiydi.
Nene, kendi kendine; “iyi ki ana olmuşum" dedi, dolaştı evinin içinde. Bütün analar gibi yorgun da olsa, hasta da olsa, ona bakacak, karnını doyuracak, altını değiştirip ninni söyleyecek gücü, kuvveti bir şekilde kendinde bulabiliyordu.
Genç yaşta ana oldu hem de ne ana; kimi zaman sabır taşı gibi sakin, anlayışlı, kimi zaman sabrı taşan, üzülebilen bir ana… DEVAMI YARIN
 
 
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
617276 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ragip-karadayi/617276.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT