BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

ORASI ÇANAKKALE

Asılsız haberler çıkartıp bununla yönlendirmeler yapmak psikolojik savaşın bir parçasıdır. Türkmendağı'yla alâkalı propagandaya dayanan haberlerin gündemimize girmesi fevkalade düşündürücüdür. "Türkmendağı düştü, Türkmenler hududumuza dayandı!" haberinin yalan olduğunu Türkmen yiğitlerin ağzından duyarak ferahladık.

Bayır-Bucak, hudutlarımızın biraz ötesi. Türkiye Türkçesi konuşmaktalar. Bu insanların bizimle, dinleri, dilleri soyları, kültürleri birken bu denli hata nasıl işlenir? Asılsız haber, resmî makamlar tarafından neden ânında yalanlanmadı? Türk haber ajansları orada muhabir bulundurmuyor mu? Eğer Bayır-Bucak'ta bizden muhabirler yoksa bu bir ayıp, var olup da doğru haber alamıyorsak bu daha büyük ayıptır.

Türkiye ve İslâm âlemi bir asırdır dünyayı ve birbirini batılı haber ajanslarının verdiği haberlerle okumakta. Emperyalizm tek yönlü çalışmıyor.

Neyseki Türkmen yiğitleri, gerçeği haber verdiler.

Türkmen tümen komutan yardımcısı  Alparslan Çelik'in şu yiğit haykırışına bakınız:

-Türkmendağı düşmedi, düşmeyecek de! Herkes haddini bilsin! Biz, Sultan Alparslan'ın Anadolu topraklarına girdiği tarihten beri buradayız. Son nefesimize kadar vatanımız için mücadele vereceğiz. Burası ikinci Çanakkale’dir. Kanımız aksa da zafer İslâm'ın! Allah var, keder yok!

Diğer Türkmen kumandanlar da aynı cümlelerle konuştular. Bunlar alnı öpülesi bahadırlardır. Sanki kahraman ecdat, cennet mekânlarından doğrulmuş, beyanat vermekteler. "Urus" "Acem", Nusayri ve taşeron Hizbullah, onlara havadan ve karadan ateş yağdırırken Türkmen bahadırlar, böylesine bir cesaretle konuşabilmekteler.

Şuna dikkat etmeli ki bu mücadelenin aslını, esasını "burası ikinci Çanakkale’dir!" sözü kadar hiç bir söz özetleyemez.

Emperyalist devletler, menfaat paylaşma noktasında anlaşmış görünüyorlar. Kürt kantonları birleştirilmek ve Türkmen vatanıyla irtibatımızı koparmak suretiyle Orta Doğu ile kara yolumuz kapatılmak istenmekte.

Yeni Hükümetin bir numaralı gündem maddesi Türkmen vatanı, Türkmendağı, Türkmenler ve Türkiye'nin buradaki millî emniyetidir.

Suriye'nin 95 sene evvel "Şam Vilâyeti"miz olduğunu dünyaya hatırlatma vaktidir. Her karış toprağı öncelikle bizi alakadar eder.

Türkmenlere askerî yardım, insan yardımı ve para yardımı yapmalıyız. Onlar uçaksavarları, tanksavarları vs satın alacak yerleri bulurlar.

"En iyi müdafaa taarruzdur!" deyimi bir hakîkattir.

Ankara sömürgeci başkentlere diplomatik taarruza geçmenin yanısıra iktisadî, ticarî, siyasî bütün kollardan baskı yapmalıdır. Buna rağmen netice alınamazsa Türkiye, Türkmenlere kendi vatanlarında "KSTC/ Kuzey Suriye Türkmen Cumhuriyeti"ni ilân ettirerek derhal bu devleti tanımalıdır.

Türkmendağı, Bayır-Bucak, ikinci Çanakkale...

Çanakkale kaybedilirse vaziyet vahim olur.

Asla akıldan çıkmamalı ki bu bir parti değil, devlet mes'elesidir. Türkiye böyle bir mes'elede iktidarı ve muhalefetiyle kenetlenmeli, tek yürek ve tek bilek olmalı!

Biz, Çanakkale'de 253 bin şehit verdik.

53 bin şehit de İkinci Çanakkale'de vermeyelim.

Düşman, Türkiye'ye duyduğu kin ve düşmanlıkla Türkmenlerine saldırmakta. Türkmenler, İkinci Çanakkale'de Türkiye'yi müdafaa etmekte, Türkiye için ölmekteler.

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
588955 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/588955.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT