BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

18 MART ÇANAKKALE, 18 MART AFRİN, 18 MART MHP!

18 Mart 1915 Deniz Zaferimizin üzerinden 103 yıl geçti.
103 yıl geçti ama Çanakkale, dilimizden hiç düşmedi; muhabbeti kalbimizde her gün biraz daha büyüdü. Canlarını verip Çanakkale’yi vermeyen bütün şehitlerimizle, gazilerimize gani gani rahmetler diliyoruz. Kabirleri cennet, dereceleri yüksek olsun. Mevla’mız bizleri, onlara lâyık eylesin.
Tarihin hiçbir döneminde hiçbir savaşta bu denli yüksek sayıda kayıp vermedik. 3-4 ay evvel Sarıkamış’ta 22 Aralık 1914-15 Ocak 1915 günlerinde 90 bin şehid, 3-4 ay sonra Çanakkale’de 18 Mart 1915-9 Ocak 1916 günlerinde 253 bin şehid. Gaziler de bu sayıların en az yarısı kadardır. Sayılar tartışmalı olabilir. Kabul edelim ki yüzde 10-15 eksiktir. Böylesine büyük yekûnun içinde yüzde 10-15’in ne ağırlığı olabilir?
Tabiî bu kayıpların bir de Kanal Cephesi, Yemen Cephesi, Filistin Cephesi, Suriye Cephesi, Galiçya Cephesi ve topyekûn Harb-i Umumi, Büyük Harb denen ilk dünya harbi tarafı var. Kayıpların şehid ve gazilerle milyonu bulduğu muhakkak. Hepsi genç, hepsi fidan gibi civanlar. Harp türküleri onları anlatır. Ve galiba o kahramanlık ağıtları, Mehmetçiği ve devrin hailesini ve gailesini duygu sağanakları altında en iyi anlatandır. Hey on beşli on beşli, Yemen Türküsü, Yüzbaşılar Yüzbaşılar, Çanakkale İçinde Aynalı Çarşı ve diğerleri.
Çanakkale’de ölen her 10 askerimizden biri yedek subaydır. Galatasaray, İzmir, Konya Sultanileriyle Erzincan Askerî Mektebi ve Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne, o sene mezun veremezler. Talebe cepheye gitmiş ve dönememiştir. Bir başka ifadeyle 33 yılda binbir emekle yetiştirilen gençlik, harcanıp tükenmiştir. 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi akdedildiğinde ordunun terhis edilmesi kararı alınır. Acı, ağır ve hazin bir karar ama şu manzaraya bakıldığında insan, düşünmeden edemiyor “acaba terhis edilecek kaç asker kalmıştı?”
Tarih, yaşanmış vak’lara denir. Kızarak veya taraf tutarak tarih değiştirilemez. Ne ise odur. Ancak bu “ne ise odur” hükmüne varmak kolay olmuyor. Çanakkale’de çok şey gözlerden saklandı. Bugün daha yeni öğreniliyor ki Abdülhamid Han’ın büyük bir ileri görüşlülükle 1915’ten çok seneler evvel yaptırdığı Hamidiye Tabyaları, Çanakkale Boğazı’nın savunulmasında birinci derecede etkili olmuştur. Genelkurmay, Çanakkale’ye dair bazı fotoğrafları ilk defa bugünlerde paylaştı. Bütün Genelkurmay arşivlerinin araştırmacılara açılması lâzım. Çanakkale her gerçeğiyle öğrenilmeli. 57. Alay, niçin her ferdine kadar şehid olmuştur? Burada nasıl bir kusur var bilinmeli. Devrin Harbiye Nazırı ve Başkumandan Vekili Enver Paşa iken ve Çanakkale müdafaasının altında imzası varken, Cevad Çobanlı ve daha başka Türk Paşalar birinci dereceden sorumluyken bu harpte miralay/yarbay rütbesinde bulunan 57. Alay Kumandanı Mustafa Kemal, neden harbin muzaffer kumandanı olarak takdim edilmiş, Çanakkale bir kişiye mal edilmişti? Diğer taraftan bizim komuta cephemizde -maalesef- Otto Liman Von Sanders, Fritz Bronsart Von Scehellendof adında paşalar vardır. Bunlar kimdir?
Bir diğer soru:
Çanakkale, Payitaht için geçilmek isteniyordu. Aynı İngiliz, nasıl oldu da hiçbir engel yaşamadan 13 Kasım 1918’de çapulcularıyla birlikte İstanbul’u işgal etti ve hangi vaadleri alıp tek kurşun atmadan 6 Ekim 1923’te Payitahtı tahliye etti.
Tarafsız, ideolojisiz, vicdanlı ve kaleme alındıktan sonra ileride yazanı veya yazanın mirasçılarını mahcup etmeyecek eserlere ihtiyaç var.
Bir asır arkada kalmış olduğu hâlde gerçekler meçhul.
Böyle olsa bile sonuçta doğrular çıkıp geliyor.
….
18 Mart 2018 Sabahı Hür Suriye Ordusu ve elbette Mehmetçik önce cemaatle sabah namazını kıldılar. Nusret için Allahü teâlâya el açtılar. Sonra da 08.30’da Afrin’e girdiler. Bu zaferin kazanılması için devlet adamı, asker, akıl teri ve alın teri döken herkesi ve dua eden milletimizi ve ümmetimizi tebrik ediyoruz.
Mehmetçik, Fırat Kalkanı’ndan sonra 58 gün içinde de Afrin’de bir büyük destan yazdı. Bir yer daha işgalden kurtuldu. Aslında Afrin dediğimiz Çanakkale, Sarıkamış, Filistin, Suriye vs. muharebeleri cereyan ederken Adana, Artvin gibi aynı topraklarımızdı. Bahsettiğimiz cephelerde bu topraklardan da aziz şehid ve gazilerimiz, ya Allahuekber Dağlarında ya Çanakkale’de veya diğer cephelerdeki şehidliklerimizde yatmaktalar. O gün vatan 5 milyon km2 idi. Afrin Zaferimiz mübarek olsun; Rabbim, devamını nasib buyursun. Şehidlerimize rahmet, arkada kalanlara sabır, gazilerimize şifalar diliyoruz. Tek sivil ölmeden bu büyük zaferin kazanılması ayrıca iftihar vesilesidir. 100 sene önce olduğu gibi yine 7 düvele karşı mücadele verdik. Bu zaferler, o günkü kayıpların hesaplamasıdır. Bu defa doğrudan karşımıza çıkamayarak satın aldıkları örgütleri sahaya sürdüler, Mehmetçik ezip geçti. Afrin Zaferi’nin 18 Mart’a denk gelmesi ister iradi, isterse tevafuk olsun neticede kaderin tebessüm ettiren hoş bir yazısı oldu.
Şimdi sıra Menbiç’te
Sonra kuzeye doğru Kandil’e kadar yolumuz var…
Bu bir beka dâvâsı ve İstiklâl mücadelesidir.
Nasılsa 40 yıldan beri bu mücadele veriliyordu. Ancak; hain FETÖ örgütü siyasete, devlete, orduya, istihbarata sızıp yerleştiği için kalıcı muvaffakiyet elde edilemiyordu. Şüphesiz ki onlar, silah ve uyuşturucu kaçakçılığında da bölücü, örgütle ortak çalışıyorlardı.
Şimdi millî ittifak kurulmuşken hız kesmeden aynen devam şarttır.
18 Mart 2018’de bir zafer de MHP kazandı.
Daha doğrusu, Türk milleti, 18 Mart 2018’de Devlet Bahçeli eliyle bir zafere daha imza atmış oldu. Siyasi Cephe’deki bu zaferle 2023’ü inşa edecek olan Cumhur İttifakı, tam mânâsıyla kuvvetlenmiş oldu.
Sn. Devlet Bahçeli, devletin ihanete maruz kaldığı son senelerde akl-ı selim ve vatanseverlikten zerrece taviz vermeden bir taraftan tarihî büyük hizmetler yaparken, diğer taraftan da MHP’yi gasp ve talan teşebbüsünden kurtardı.
Hizmetlerini istikbal, altın madalyayla ödüllendirecektir.
Şüphesiz ki ebedî âlemde de mükâfaatını görecektir.
Karşımızda din, devlet, millet aşkıyla dolu şecaat sahibi bir insan görmekteyiz. Sn. Bahçeli’yi, sâdık dâvâ arkadaşlarını, MHP camiasını ve kalbi bu toprakların değerleri için atan şehidler torunu yiğit ülkücüleri cân-u gönülden tebrik ediyoruz. Muvaffakiyetiniz daim, yolunuz açık olsun.
Nihayetsiz şükürler olsun ki mübarek üç aylara girerken her cephede diriliş yaşamaktayız.
Bu bir tarih dönemecidir.
Bir ihsan-ı ilâhidir.
Aynı zamanda da imtihandır.
Bu sebeple bozuk din anlayışlarının rüzgârlarında kalarak mânevî tökezlenme tehlikesine çok dikkat etmeli. Her zaferin sahibi Allah’tır, her zaferin sebebi, Şanlı Peygamber aleyhisselamdır…
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
601276 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/601276.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT