BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.

KUZEY SURİYE TÜRKMEN CUMHURİYETİ

Suriye Türklerine "Türkmen" denmektedir. Onlar da Azeri ve Türkiye Türkleri gibi Oğuz Boyu'ndandır. Suriye Türkmenleri, iç ve güney Anadolu Yörük ağzı ve Azerî lehçesiyle konuşmaktadırlar. Şam, Hama, Humus, Halep, Lazkiye ve Rakka gibi şehirlerde yaşamaktadırlar. Lazkiye'deki  Bayır-Bucak Türkmen nüfusunun mevcudu 100 bindi. Toplam nüfusun 4 milyon olduğunu Türkmenler bizzat bize ifade etmişlerdir. Suriye nüfusunun yüzde 15 kadarının Türkmen olduğu söylenebilir.  Şu yaşanan Suriye ihtilafına kadar Türk vatandaşları, Suriye'de Türklerin varlığını bilmiyorlardı. Onlar Türkiye, tarafından nisyana terk edilmiş, Baas rejimi de üzerlerinde ırk ve dil asimilasyonu uygulamıştı. Bu sebeple genç nüfus arasında Türkçe bilmeyenler görülmektedir. Irak Türkmenlerinde de Türkçe bilmeyenler mevcut. Bazı Irak Türkmenleri, Arapça ve Kürtçe bildikleri hâlde ana dillerini konuşamıyorlar.
Türkmenleri, bugün Suriye denen topraklarda hem Selçuklu devleti ve hem de Osmanlı devleti, hacıların yol emniyeti için Hac Yol Güzergâhı'na yerleştirmişlerdi. Suriye Türkmenlerinin iki ayrı bayrakları vardır. Bayraklardan biri KKTC bayrağına, diğeri de Şarkî Türkistan Uygur Bayrağı'na benzer. Suriye'den göçen Türkmenler, Anadolu'da Hatay-Gaziantep-Kilis-Adana-Kayseri hattında ağırlıklı olarak yerleşmişlerdir. Bu sebeple oradaki Türkmenlerin burada akrabaları mevcuttur. Suriye'den gelen 2.5 milyon mülteci yanlış bir algıyla tamamıyla Arap zannedilmektedir. Hâlbuki bu nüfus Arap, Türkmen ve Kürt olarak aşağı yukarı eşit şekildedir.
Bugün Suriye Kader Kavşağı'ndadır.
Baasçı Nusayriler ülkenin yüzde 14'üne hükmetmektedir. Suriye'nin Nusayriler, PYD ve DEAŞ arasında bölünmesi uzak ihtimal değildir. Ayrıca Rusya, Amerika ve İran nüfuz bölgelerinin meydana gelmesi mevzubahistir. "Stratejik ortak" gibi parlak etiketler altında uydu devletler beklenmelidir. Girebilirse Fransa da karaya ayak basmak istemekte.
Bütün bunlar yaşanırken Türkiye, hadiselerin arkasından gitmemeli. Ankara, değişik senaryolar yazarak oyun kurucu, ön alıcı ve hükmedici olabilmelidir. Altı ay evvel Medine dönüşü uçakta Cumhurbaşkanı Sn. Tayyip Erdoğan'a bu fikri açmış ve KSTC'ne hazır olmamız gerektiğini hatırlatmıştık. Daha sonra okumakta olduğunuz yazımızın başlığıyla da ilk makalemizi kaleme almıştık. Bugün aynı fikri bir kere daha işliyoruz.
Yıllarca "Irak'ın toprak bütünlüğüne saygılıyız" diye geldik. Sonunda Irak bizim dışımızda fiilen bölündü. Şia yayılmacılığı bütün bölgeyi sarmakta. Şimdi toprak diye de bütünlük diye de bir şey kalmamışken sakın ola ki Ankara'da kimse, "Suriye'nin toprak bütünlüğüne saygılıyız" diyerek "yurtta sulh cihanda sulh" felsefesine kapılmasın. O defter kapandı, şayet felsefe denebilirse o felsefe tükendi. Görünen köy kılavuz istemez. Türkiye'nin güneyinde artık bir "GB/Güvenli Bölge" kurulmayacaktır. Washington, bu mevzuda Ankara'yı üstelik de birkaç kere yarı yolda bırakmıştır. Fakat de facto/emrivaki tarzda Suriye'nin kuzeyine bir devlet kurularak Türkiye ile Orta Doğu arasında bir Berlin duvarı tesis edilebilir. Bölgede haritalar değişiyor. I. Dünya Harbi'nin İngiliz-Fransız haritaları yerine  Amerika-Rusya haritaları hayata geçiyor. Başbakan Sn. Ahmet Davutoğlu'nun sözünü ettiği "sınırda her biri 100 binlik üç büyük şehir" kurma teklifinin de devamı gelmedi. O hâlde  mevcut mecburi şartlar, hudut yakınlığı, nüfus yapısı, coğrafi vaziyet, tarihî ve kültürel etkilerden dolayı ve şartlar elverirse Süleyman Şah Türbesi'ni de içine alacak şekilde bir KSTC/Kuzey Suriye Türkmen Cumhuriyeti Devleti kurmalıyız. STC/Suriye Türkmen Cumhuriyeti de denebilir. Türkmen nüfus buraya toplanacağı gibi, mülteciler de sevk edilebilir. Nasıl olsa 2.5 milyon nüfusa biz devlet vazifesi yapmaktayız. Mülteci nüfus ve Türkmen nüfusla birlikte en kötü ihtimalle 4 milyonluk bir devlet inşa edilmiş olur.
              ***
Bu makalemizi 23 Ekim 2015 tarihinde yine bu sütunda yayınlamıştık. Bugün bir kere daha tekrarlamaktan maksadımız, Ankara Zirvesi sonrasında teklifin devlet aklının bir köşesinde kendine yer bulmasını pekiştirmek ve zaman önünde kendimizi sorgulamaktır. Cumanız mübarek, dualarınız mazlumlar ve cephedeki kuvvetlerimizle olsun.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
601583 http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/601583.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Reklamı Geç
KAPAT