BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

BOZKURTLARIN YÜRÜYÜŞÜ!..

 
Canımızdan koparılan 12 Ada, nice mübarek vatan parçası gibi biz nesillerin içinde derin bir ukdedir. Gasbedilmiş hakkımızdır. Eğer; bugünkü gençlerden bir kısmının böyle bir derdi yoksa o ayıp da bizlerin kusurudur…
Bu ukdeyi, bu acıyı yüreğinin en hassas noktasında yaşayanlardan Sn. Devlet Bahçeli, 29 Ağustos 2020’de aynen şöyle dedi:
-Bu adalar, haksız, hayâsız ve hukuksuz şekilde elimizden alınmıştır!
Bu cümleyi her milliyetperver, her vatansever aynen imzalar. Osmanlı Türk İmparatorluğu’nu yağmalayan emperyalist sömürgeci sırtlanlar, üstümüze 7 koldan saldırarak bu haksızlığı, hayâsızlığı ve hukuksuzluğu işlemişlerdi.
Buna rağmen onlar, şu gün de rahat durmuyorlar. Gösterdiğimiz vakar ve sabrı âczimize yormuş olmalılar ki 1820’den beri 200 senedir kullanmakta oldukları Yunan’ı bir kere daha kullanmaktalar. Son kullanma tarihini zorlayan kof kabadayı, haddini bilmezlik etmekte. Bu itibarla 9 Eylül’de mutlaka ses, cesaret ve Bayrak yükseltmek gerekiyordu.
Bu şerefli vazifeyi Bozkurtlar yerine getirdi.
Devlet Bey, onlara 9 Eylül günü İzmir’de "İstiklal İçin Kararlılık Yürüyüşü" yapmaları talimatı verdi. Dün, o şanlı günde İzmir’de Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım öncülüğünde binden fazla Bozkurt, disiplin içinde bir yürüyüş yaparak Yunan’a ve onun arkasındaki haçlı dünyasına ihtarda bulundular.
Bu yürüyüş şu demekti:
-Bozkurtlar, bu vatan için nefes alıp vermektedir! Kıyamete kadar bu bayrak inmeyecek, bu ezan susmayacaktır! Vatanda, Gönül Vatanımızda, Mavi Vatanda ve mavi göklerde Mehmetçiğin yanındayız! Biz, ordu milletiz! Türk Ordusu, 85 milyondur! Herkes haddini bilsin! Gasbedilmiş adalarımızı unutmadık. Susmamız kabul değildir! İstiklalimiz, var olma sebebimizdir! Misakı Millî’den de "yâ istiklal yâ ölüm!" millî mirasımızdan da vazgeçmiş değiliz, asla vazgeçmeyeceğiz!..
 "Bozkurt" korkusuzluk ve cesaret alemidir. Dağların zirvesinden engin vatan topraklarını, o vatanın hür havasını kollayan çelik iradedir. "Bozkurtlar" da denen azîz Ülkücü Gençlik, bu milletin asaletinin cevheridir. Şâyet bu memleket, 1970’lerde Kızıl İstilaya maruz kalmadıysa, 1984’lerden itibaren de bölünme yaşamadıysa bunda rütbeli ve rütbesiz Ülkücülerin çok yüksek payı vardır. Son destânî şahlanışları 15 Temmuz’da oldu. O hain işgal ve darbe teşebbüsünü akamete uğratmakta büyük ve unutulmaz hizmetleri oldu. Mütevazı, fakat sarsılmaz iradeli, alınlarında şafağın ışığı parlayan bu soylu gençlik, hâlimizin de istikbalimizin de köklü teminatlarından biridir. Ülkücüler, ‘70’lerde binlerce şehid vermesine rağmen daha sonra haksızlıklar gördü ama kan kusup kızılcık şerbeti içti, devletine asla küsmedi. "Şehîdler ölmez vatan bölünmez!", "Ya Allah, Bismillah, Allahü ekber!", "Kanımız aksa da zafer İslâmın!.." Ülkücü gençliğin mücadele içinde irticalen bulduğu ve millete mal olan manifestolardır!
Elinin altında böylesi bir Bozkurt varlığı, büyük bir kuvvet olduğu hâlde onu gündelik ucuz politikadan uzak tutarak gerektiğinde değerlerimiz, devlet ve millet hizmetinde kararlı bir biçimde yer almasını, bir ibadet huşuu ile icra eden Devlet Bahçeli Beyin hizmeti çok takdire şâyândır…
Bu gençliğimizin, zalim Yunan çapulcularıyla arkasındaki İngiliz hîlebâzlarının ordumuz ve milletimiz tarafından vatandan kovulup sürülmelerinin sene-i devriyesinde İzmir’den Yunan ve Fransız başta olmak üzere haçlı dünyasına karşı gösterdiği kararlı duruş ve onlara gönderdiği sert ihtar, elbette hedefini bulmuştur.
Allah, hepsinden râzı olsun.
Millet, bu halis evlâdlarına müteşekkirdir.
Ecdad, inşallah onları yarın alınlarından öperek karşılayacaktır.
Var olsunlar!..
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
615237 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/615237.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT