BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

ANLADIĞI DİL

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un “Türk milletiyle bir derdimiz yok; bizim sıkıntımız Erdoğan’la!” demesinden bir hafta sonra Fransa güdümündeki Yunanistan’da satışı 10 bin bile olmayan ırkçı bir gazete, her türlü edeb ve ahlâkı bir tarafa bırakarak Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a manşetten ağız dolusu küfretti...
Bu gazete müsveddesi varak pârenin; kâğıt parçasının niyeti bellidir; Fransa’dan arpa devşirmek, Yunanistan’dan da tiraj almak.
“Demokrasi” diye bir de layık olmadığı bir isim taşıyan gazeteye, bu görülmedik hayâsızlığı, üzerine Ankara’dan arka arkaya sert cevaplar geldi. Gösterilen tepkiler; aksülameller, öfkeler haklıdır. Lakin; usul bu mu olmalıydı; bundan mı ibaret olmalıdır? Üzerinde durulmaya değer. Konuya dair Yunan hukukuna güvenilemez. Yunan hariciyesinin kınama açıklaması bile cümleye takla attırma samimiyetsizliğinde. Onun için bu aşağının bayağısı kirli kâğıt parçasını çıkartanları muhatap alıp söylenen her söz israftır...
Belki konuyla çok alakalı görülmeyebilir ama biz, bu münasebetle iki vak’ayı hatırladık. Bunlardan biri çok meşhurdur; “Çerkez Hasan Vak’ası”… Kıdemli Yüzbaşı Çerkez Hasan Beğ, Sultan Abdülaziz Hân’ın kayınbiraderidir. Hakan Halife, cunta tarafından hal edilip; devrilip şehid edilmiş; Padişahın zevcesi ve Hasan Beğ’in ablası Sultan Hanımın başından da yaşmağı zorla çekilip baş açık bırakılmıştır. Bunun üzerine Çerkez Hasan çizmelerinin içine varıncaya kadar silahlanıp suçları ikiye katlanan darbecilerin peşine düşer. Hainler, bu sırada Soğanağa’daki bir konakta kafa çekmektedirler. Hasan Beğ, konağı basıp birçoğunu temizler. Midhat Paşa, hareme, kadınların arasına kaçarak canını kurtarır. Yiğidimiz, birkaç kişiyi daha layık oldukları yere yolladıktan sonra zapturapt altına alınır. Kahramanımız, Beyazıd Meydanında darağacındayken “Pencereden kar geliyor”dur… Hadise uzundur. Bu hadisenin kahramanı Çerkez Hasan Beğ, muhtemeldir ki aşağıda nakledeceğimiz “Sultanahmed Vak’asının meçhul halk kahramanının destanî cengâverliğinin tesirinde kalarak tarihe bir yiğitlik imzası atmıştır.
“Sultanahmed Vak’ası nedir?”
Âlim, evliya ve ariflerin sözünü dinlemeyerek, tavizsiz sert bir üslupla devlet hayatında düşündüğü yenilik ve değişiklikleri yapmak için bildiği istikamette yürüyerek gazapları üstüne çeken Sultan II. Osman, cunta ve Saraydaki muhterisler eliyle 20 Mayıs 1622’de katledildiğinde 17 yaşındadır. Üstün hasletlere sahip bir Padişahtır. Ahalinin derin üzüntü günleridir. Hükümdar ve Başbakan değişmiştir. Devamını merhum tarihçi Abdullah Yılmaz Tahsin Öztuna’nın, Genç Osman ve IV. Murad adlı kitabının 80. Sayfasından takip edebiliriz:
“Sadaret değişikliğinden 8 gün sonra 21 Haziran’da geçen bir olay bütün İstanbul halkını tesiri altında bıraktı ve Sultan Osman faciasının sorumlularının mutlaka cezalandırılmaları yoluna gidilmekten başka çare olmadığı anlaşıldı. Bugün, bir sipahi, Sadrâzam’ın dağıttığı parayı paylaşmak için birbirine giren askerin arasına dalarak;
-Kanı benim Osman Hân’ımı n’eylediniz? diye üzerlerine saldırdı. Neye uğradığını şaşıran askerden üçünü yaralayıp Mülâzımbaşı Yahyâ Bey’i yani sipâhîlerin yüksek subaylarından birini öldürdü.
-Kanı Sultan Osmân’ı neylediniz? diye nâra atarak saldırışına devam eden bu halk kahramanı, beş kişiyi daha ağır şekilde yaraladı. Arkasına yüzlerce asker takıldı. Birçoğunu yaralayıp öldüren kahraman, Sultanahmed Camii’ne sığındı; minarelerden birinin şerefesine çıktı. Gelenlerin üzerine ok yağdırıp çoğunu perişan etti. Bu suretle 80 askeri öldürüp yaraladıktan sonra ele geçirilip kafası kesildi…”
MİT, son yıllarda ismine layık iftihar edilecek bir çapa gelmiştir. Millî İstihbarat Teşkilâtımıza yurt dışında ameliyeler yapma yetkisi verildiğinden beri hemen her hafta birkaç hain örgüt mensubu yakalanıp getirilmektedir.
Onları yakalayıp getirenler, Kuzey ve Kuzey Suriye ile başka yerlerde operasyon yapan istihbaratçılarımız, şüphesiz ki Ulubatlı Hasan, Çerkez Hasan ve adsız halk kahramanı yiğitlerimizin günümüzdeki devamı korkusuz cengâverlerdir.
Onlar, nerede, ne zaman, nasıl davranacaklarını bilirler...
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
615419 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/615419.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT