BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

BİRLEŞİK TÜRKİYE AZERBAYCAN CUMHURİYETİ

27 Eylül’den bu yana işgal altındaki Azeri mülkü Dağlık Karabağ’ı işgalden kurtarmak için büyük bir muvaffakiyetle ilerleyen Azerî Ordusu, o günden beri kazandığı zaferleri Şuşa Zaferiyle taçlandırdı…
Azerbaycan’ımızın irfan payitahtı Şuşa şehrini esaretten âzâd eden nefer, zâbid ve serdarıyla Azerî Mehmetçiğimizi ve ilk günden beri dünyadan gelen tazyiklere karşı yerinde dirayetle duran Başkomutan İlham Aliyev cenâblarını can-u gönülden tebrik ederiz. Azeri Türkçesiyle "aşk olsun Azerbaycan!" ve Türkiye Türkçesiyle de eş anlamlı olarak "yaşasın Azerbaycan!" diyoruz.
Şuşa’nın fethi, Dağlık Karabağ seferinde çok mühim bir merhaledir. Buna rağmen son durak, menzil değildir. Bütün Karabağ kurtarılana kadar… Azerbaycan hududu, Nahçıvan hududuyla kucaklaşana kadar… her iki hudut, Türkiye hududuyla kaynaşana kadar Azerbaycan Mehmetçiğinin durmaya, yorulmaya ve yılmaya hakkı yoktur. Bu sefer, bir Kızılelma yürüyüşüdür. Kızılelma’nın gece rüyaya girmesinin gündüzünde yiğitler de surlardan girer.
Büyük ve Kudretli Türkiye Cumhuriyeti, ilk ândan itibaren ivazsız ve garezsiz olarak; hiçbir menfaat beklemeden, halisâne kardeşlik duygularıyla Azerbaycan’ın muharebeye ve zafere dair ihtiyaç duyduğu her ne ise onları en şümullü şekilde karşılayarak maddî ve mânevî destek verdi. Böylece Azeri Mehmetçiği, Kafkas İslâm Orduları’nın ruhunu şâd eden yiğitlikler gösterdiler. Bu itibarla devletimizin basiret, hamiyet, ufuk ve cesaret sahibi idarecileriyle Azerbaycan’la tek yürek olan asîl Türk Milleti de tebrike lâyıktır. Ankara, tavizsiz şekilde arkasında durmasaydı, Bakü direnemezdi.
1992’de Ermeni soykırımına maruz kalan Hocalı şühedasıyla cümle Kafkas şühedası, belki de ilk defa şimdi kabirlerinde âsûde bir iklimin huzuruyla müsterih uyumaktalar. Zulüm yıkılmakta, hak tecelli etmektedir.
1877/78 Türk-Rus Harbi ağır kaybımız, 1914 Sarıkamış Faciası… Büyük kederlerimizdir. Uzun asırlardan bu yana Cenubî Kafkaslar’da, Güney Kafkasya’da ilk kez ve ağız tadıyla zafer yaşamaktayız. Bunun sebebi, Türkiye’nin düştüğü yerden yekinip doğrulmasıdır. Artık harp sanayiinde, savunma sanayisinde kendine yetme noktasına gelmiş bir Türkiye vardır. Azerbaycan Zaferi de hatta KKTC Zaferi de ıskalamakla bir imparatorluğu kaybettiğimiz sanayi inkılabı dehşetli makas aralığını kapattığımızın vesikalarıdır. Mekanik sanayi asrını kaçırdık fakat -Allah’a şükür ki- bugün Elektronik Çağ’ı yakalamış bulunmaktayız. Bundan dolayı "Büyük ve Kudretli Türkiye Cumhuriyeti" diyoruz. Kısa sayılacak bir zaman aralığında Suriye’nin kuzeyinde, Kıbrıs’ın etrafında, Doğu Akdeniz’de, Libya’da emperyalist oyunları bozduk, Kuzey Irak’ta terör örgütüne hiç yaşamadığı denli ağır darbeler indirdik ve devam ediyoruz. Bu başarılarımızı Azerbaycan’ın zaferi takip etti.
KKTC’de sadece Yunanlılara, Rumlara, sömürgeci güçlere değil, onların içerideki ahbaplarına karşı da mücadele verildi. KKTC’nin millî irade yoluyla kurtarılması, Şuşa’nın askerî taarruzla kurtarılmasından daha az zafer değildir. Yarın tarih, o süreçte Kıbrıs Türkü’nün nasıl ciddî bir tehlike atlattığını yazacaktır. Bir kere daha ifade ediyoruz ki artık KKTC dönemi kapanmıştır. Bundan böyle yeşil adadaki devletimizin ismi "Kıbrıs Türk Cumhuriyeti"dir.
Azerî Mehmetçiği, din ve istiklali uğruna, susturulan ezan yeniden semaları doldursun için şehidler verip, kelleler alırken bazı Türk devletlerinin ağızda laf gevelemeleri, sözde İslâm memleketlerinin Batılı başkentlerin îmâlarına kilitlenmeleri ayıp ötesi bir durumdur. Dağlık Karabağ mücadelesinde hissedilir şekilde Pakistan ve Katar yanımızda yer aldılar.
Yaşasın Türkiye,
Aşk olsun Azerbaycan,
Zindâbâd Pakistan,
Varolasın Katar!
Yazımızın başlığına gelince:
Bugün "Birleşik Türkiye Azerbaycan Cumhuriyeti" fiilen mevcut hâle gelmiştir. Artık Türkiye Azerbaycan, Azerbaycan Türkiye’dir. Yaklaşık 100 milyonluk bir nüfus ve elektronik çağa imza koyan bir devlet yapılanması, dünya siyaset sahnesinde oyun kurucudur. Böyle biline ve hesaplar buna göre yapıla...
Yaşanan günde merhum Haydar Aliyev’in sarf ettiği ve sarf edildiği zaman ve sonraki onlarca zaman için çok kıymetli olan "İki Devlet Tek Millet!" düsturu aşılmıştır.
Bugün Oğuz Hân’ın çocukları, aynı ay-yıldızın altında ve aynı ezanın aşkındadır. Şimdi yalnızca Hocalı şehidleri değil; Sarıkamış’ın "Kar Kuzuları" da Çanakkale’nin "Kınalı Kuzuları" da mezarlarında daha bir huzurdadırlar… ama; Malazgirt Şehidleri başta olmak üzere ecdat dahasını beklemekte.
Dahası şudur:
Birleşik Türk Cumhuriyetleri!..
Türkiye, Azerbaycan, Kıbrıs Türk Cumhuriyeti,
Bu dev adıma başlangıç olabilir.
Devamı da gelir.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
616144 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/616144.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT