BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Ama saman ithal ediyoruz!

Süleyman Özışık
Facebook
Sadece şu son yılda ve hatta son birkaç ayda yaşananlara bir baktığınızda dahi Türkiye'de bir devrim yaşandığını görürsünüz.
Görmek isterseniz tabii...
Olanları şöyle bir gözden geçirmek gerekirse...
Dile kolay gelebilir ama bu ülke "Atak" adını verdiği tamamen yerli ve millî taarruz ve taktik keşif helikopterini yaptı.
Atak ki ne atak.
Terör örgütü PKK'nın ve onun sınır dışındaki uzantısı olan YPG'nin çanına ot tıkadı bu helikopterler...
Geçtiğimiz aylarda millî piyade tüfeği olan MPT-76 isimli kendi otomatik silahını yaptı. Yetmedi, şimdi de “bomba atar” silahını yapmaya hazırlanıyor. Dipçik aksamı takılarak tek başına kullanılabilen “bomba atar”, aynı zamanda MPT-76'nın altına takılabilecek şekilde tasarlandı. İş bitmek üzere, teslimatlar 2020'den itibaren başlayacak. 
Belki de pek çoğunuzun duymadığı bir şey anlatayım.
Türkiye kendi imkânlarıyla SOM füzesini yaptı. TÜBİTAK Sage tarafından geliştirilen ve üretimini Roketsan'ın yaptığı yerli Cruise füzesi Som'un menzili 180 kilometrenin üstünde. Bunun yanı sıra yine Roketsan imzalı Cirit füzesini yaptı.
Kendi Altay tankını yaptı. 
İnsanlı, insansız hava araçlarını artık pırasa yetiştirir gibi üretiyoruz dikkat ederseniz... Şimdi onların daha büyüğünü ve daha etkilisini yapıyor Selçuk Bayraktar ama artık o kadar alıştık ki bu işe, haber bile olmuyor.
Ejder Yalçın, TCG Heybeliada, Otokar Cobra, Otokar Ural, Tulpar, Kirpi, Kunduz-Azmim, Koral, Ankerot, Pars 4X4, Kaplan, Hisar Füzeleri, Wattozz silahı, Türk Kaplanı, UMTAS Füzesi, Fırtına Obüsü ve Zıpkın...
Bu saydıklarım sinema filmi ya da dizi ismi değil...
Hepsi Türk Silahlı Kuvvetleri'nin envanterine katılan tamamı yerli ve millî savunma araçlarımız.
İddia ediyorum, pek çoğunu duymamışsınızdır bile. Çünkü artık o kadar alıştık ki artık medyada kıyıda köşede haber oluyor bu büyük işler. Oysa internete girip isimleri yazarak bir araştırırsanız, "Bunlar nasıl silahlar Allah'ım" diye hayret edersiniz. 
Barbaros Hayrettin Paşa, Fatih, Yavuz ve Oruç Reis.
Akdeniz'de şu an petrol ve doğalgaz arıyor bu gemilerimiz. Bunlar hangi ara yapıldı, kimler tarafından yapıldı merak dahi etmiyoruz. 
Geçelim devrim dediğim diğer gelişmelere...
Amerika'nın bütün tehditlerine ve içimizde olup yanımızda olmayanların, "Getiremezler" demelerine rağmen S-400 füzelerini aldı ve Türkiye'ye getirdi. İçimizde olup yanımızda olmayanlar bu kez, "Getirdiler ama paketlerinden çıkarıp kullanamazlar" diye teselli bulmaya çalışırken o, S-400'leri darbenin merkezi olan Akıncılar Üssü'ne yerleştirdi.
Amerika'ya, "Sen FETÖ eliyle darbeyi buradan koordine ettiğin için S-400'leri buraya kuruyoruz" diye büyük bir meydan okuyarak yaptı bunu...
Bunu da geçtik.
Bakınız, geçtiğimiz günlerde "Yeni Tip Denizaltı Projesi" kapsamında inşa edilen ilk denizaltımız Pirireis, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katıldığı törenle havuza çekildi.
Özelliklerini okusanız aklınız şaşar. 
Ama bu haber bile CHP'nin heykel dikme açılış töreni kadar dikkat çekmedi.
Niye?
Çünkü alıştık bu tür şeylere...
Tıpkı yeni İstanbul Havaalanı'nın hizmete girmesine alıştığımız gibi. Elin yabancı sanatçısı geliyor, ağzının suyu aka aka video çekiyor, "Ben böyle bir şey görmedim" diye methiyeler diziyor. Bizim sanatçılarımız ve aydınlarımız ise, "Ay aman şekerim, çok büyük burası, kim yürüyecek bunca yolu. Hiç olmamış" diye eleştiriyor. 
Ve son olarak...
Türkiye kendi yerli otomobilini üretmek için harekete geçti. Vicdan sahibi olan herkes, "Bayıldım, çok güzel olmuş" dedi. Hakikaten bayılmayacak gibi de değil hani...
Görselinden tutun da teknik özelliklerine varıncaya kadar her hâliyle "Devrim öyle yapılmaz, böyle yapılır" dedirten bir araba... Yabancı basın olayı flaş haber olarak duyurdu, "Türkiye'de neler oluyor?" diye övgüler düzüldü. Almanlar, kendi elektrikli araçlarının yapım tarihini öne çekme kararı aldı.
Japon otomobil devi "Aramıza hoş geldin" diyerek yerli otomobilimize selam durarak bizim içimizde olup yanımızda olmayanlardan daha millî ve yerli bir duruş sergiledi. 
Ama gelin görün ki birilerinin yaptığı "Temel atmama" töreninde gördüklerimizi burada göremedik! 
Dallar şoka, yapraklar depresyona girdi!
İçimizde olup yanımızda olmayanlar bunu da beğenmedi. Eleştireceğim diye yapmadıkları şaklabanlık kalmadı. 
Düne kadar yabancı marka arabaların özelliklerini sayarken, "10 saniyede 100 kilometre hıza ulaşıyor" diyorduk.
Daha iyisini başardık.
Bir sosyal medya kullanıcısının dediği gibi; "10 saniyede milyonların zoruna giden bir araba yaptık."
Bütün bunları bir kenara bırakıp Türkiye'nin gücünden bahsedecek olursanız. Türk askeri dünyanın itirazına rağmen Katar'da üs kurdu. Dünyanın itirazına rağmen Suriye'ye girdi ve dünya devlerine geri adım attırdı. Dünyanın itirazına rağmen Akdeniz'deyiz. Dünyanın itirazına rağmen Libya'ya gidiyoruz.
Demem o ki...
Görmek isteyen Türkiye son yıllarda ve aylarda âdeta bir devrim yaşadığını görüyor. Görmek istemeyenler ise ya Tank Palet Fabrikası'ndan ya da saman ithalatından bahsediyor. 
Birileri dünyaya meydan okuyan icraatlar yapıyor. Birileri ise, "Kanal İstanbul'u yaptırmam, biyolojik su arıtma tesisini yaptırmam" diyerek sadece polemik yaparak başarısızlığının üzerini örtmeye çalışıyor.
Tuhaf olan şu ki polemik yapanlar şu devirde birileri tarafından daha çok rağbet görüyor!
Ne diyeyim...
Allah akıl fikir versin!
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
611488 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/suleyman-ozisik/611488.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT