BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Korona bize mi saldıracak!

Süleyman Özışık
Facebook
"Virüsten daha tehlikeli olan" başlıklı yazımda dile getirdiğim şeyler birer ikişer gerçekleşmeye başladı. 
Dikkat ederseniz, kendine muhalif diyen virüsten daha tehlikeli tipler birer ikişer sahne alıyor.
Not ettiklerimi söyleyeyim:
Google'dan topladığı bilgileri kitaplaştırarak enayilere 2500 liraya kakalayan yazarları, virüsü üç ay sınırlarından uzak tutmayı başaran ve henüz sadece 2 kişinin hayatını yitirdiği Türkiye'yi, 44 kişinin hayatını kaybettiği Güney Kore'den daha berbat gösterme yarışına girdi. 
Bir seçim döneminde bizi denize dökeceğini söyleyen siyasetçisi Halk TV ekranına çıkıp, "İstanbul Havaalanı'nın yapımında sorumlu sen isen, virüsün sorumlusu da sensin" dedi. 
Bir başka siyasetçileri, "Virüs dünyadaki bütün iktidarları devirecek. Bu arada AK Parti de gidecek" diyerek derdinin virüs değil, Erdoğan olduğunu gösterdi. 
Çoklu yandaşlığıyla meşhur televizyoncuları, "Doktor olan yeğenimin söylediğine göre vaka sayısı çok daha fazla. Gizliyorlar demiyorum ama durum bu" diyerek algı operasyonu yürüttü. 
Erdoğan düşmanlığı ile nam salmış Tabipler Odası, "Bize gelen ihbarlara göre hasta sayısı on binleri buldu" dedi. 
Hastanedeki görevlileri toplayan bir doktor, "Sayıyı artık binlerle ifade edebiliriz" derken suçüstü yakalandı, "Siz beni çok yanlış anladınız" dedi.
On binlerce vatandaşını tereyağından kıl çeker gibi yurt dışından alıp getiren Türkiye'yi görmeyen gözü gönlü mühürlenmiş tipler, Küba'nın bir gemiyi kabul etmesi üzerine coştu, "İşte Küba, işte insanlık. Yaşasın sosyalizm" naraları attı. 
"Camiler hemen kapatılsın" diyerek virüsün bu kutsal mekânlardan yayıldığını söyleyen pis zihniyetli İstanbul İl Başkanı olacak kadın, yasak olmasına rağmen binlerce insanı toplayıp kongre yaptı.
Umreden gelen bir kişide virüs bulunmasına, o çok övdükleri Avrupa'dan gelenlerin büyük çoğunluğunun virüslü çıkmasına aldırmadan, "Umreden gelenler virüsü yaydı" yaygarasına başladılar. 
Yetmedi...
Televizyon ekranlarından ve gazetelerinden virüsün hangi illerde yayıldığını deşifre ederek bu illerde panik ve kaos oluşturmaya çalıştılar. 
Düne kadar "Erdoğan çok konuşuyor" diyorlardı. Son günlerde "Erdoğan niye konuşmuyor yahu niye konuşmuyor" diyerek kafayı yemeye başladılar. Erdoğan konuşunca, "Ay yine konuştu" diyerek tekrar öfke nöbetleri geçirdiler.
Erdoğan'ın açıkladığı 100 milyarlık paketi ve 21 maddelik çözüm önerilerini bir kenara attılar, "Bize abdest almayı anlattı" dediler.
Anlayacağınız öyle bir kıvama geldiler ki virüs hasbelkader bunlara bulaşsa, "N’oluyor, nereye düştüm ben?" diye panik olacak.
O derece yani!
Yakında ne diyeceklerini az çok tahmin edebiliyoruz.
Kemal Kılıçdaroğlu çıkıp da "Bu kadar maske, bu kadar kolonya niye dağıtılıyor. Korona bize mi saldıracak" derse şaşırmayız. Kim bilir belki de “Bizim Korona’da ne işimiz var” diyecek yarın bir gün…
Beşar Esad ile, Hafter ile, Sisi ile görüşülmesi gerektiğini söyleyen zihniyetin, "Korona ile niye görüşülmüyor?" sorusunu duyarsak şaşırmayacağız.
"Marmaray'ı ve Avrasya'yı Ecevit yaptı" diyen kırıkların, virüsün aşısı bulunduğunda, "Onu da Ecevit buldu" demesinden asla şüphe etmiyoruz.
Yalnız dikkat!
Şu aralar, "Sıkıyönetim ilan edilsin. Asker de sokağa insin, milleti zorla evine soksun" diyorlar. 
Bunu niye istediklerini az çok tahmin ediyorsunuz değil mi?
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
612767 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/suleyman-ozisik/612767.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT