BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Hayata nereden mi bakacağız?

Yetenekli Kalemler
Facebook
 Ne içindeyim zamanın,
Ne de büsbütün dışında;
Yekpare, geniş bir anın
Parçalanmaz akışında.
…..                   
Evet, Ahmet Hamdi Tanpınar'ın bu dörtlüğe sığdırdığı konuşulacak çok şey var. Günümüz ahvalinin geldiği nokta bu dizelerin manasını ortaya seriyor. Bizim inanç ve medeniyetimizde dünya bir handır, insan da bir yolcu. Yolcu olmak; gittiği yolu görmek, yolda nelerin lazım olduğunu bilmek ve varacağı yeri istemekle olur. Zaman, sadece varılacak yere yapılacak yolculuk için verilmiş bir mühlettir (süredir). İnsan, zamanın içinde ancak bu kadar vardır. Büsbütün dışında olmak pek mümkün değildir. Sadece Allah dostlarının zamanın ötesinde bir şahitliklerini, Allah’ın izni kadar seyirlerini söyleyebiliriz… Onun dışında zamanın akışıyla ortaya çıkan duruma bir hapislik söz konusudur. Yaşadığımız asrın meta zenginliği, iletişim kolaylığı ve zihinleri ele geçirme operasyonları insanları tamamen zamanın içine hapsetmektedir. Düşünemez, iradesi kaybettirilmiş, bilmediği bir korku taşıyan, kazanmak ama niçinini bilmeden kazanan, kaybetmekten korkan, zihin sıhhati taşımayan ve ölümü göze alarak ölümden kaçmaya çalışan bir insanoğlu. Ve inanın bu vaziyet fazlasıyla Müslümanlara da bulaşmış durumda. Peki, nasıl mı bakacağız hayata, nasıl mı olacak yolumuz ve yolculuğumuz? Bunun cevabı bizim inanç ve medeniyetimizde var. Misal, eskiden hicri yaş 63 olunca “haddi aştık” derlermiş. Bazı mutasavvıflar o yaştan sonrasını kendilerine edep dışı bulurmuş. Çünkü her konuda ölçü Fahr-i kâinat Efendimiz imiş. Şimdilerde 89 yaşında bir amca virüs nedeniyle ölüyor ve bu ölüm vahim bir hadise hâline gelip içtimai korku oluşuyor. Evet, farklı farklı sebeplerden ötürü öleceğiz çünkü Efendimiz aleyhisselam da vefat ettiler. Lakin ölümün şairin dediği gibi;
“Kim bilir nerede, nasıl, kaç yaşında?” olduğu belli değildir. O vakit esas dert edilecek mevzu; 
”Öleceğiz ama hakiki bir kul olarak mı yoksa gaflet ile geçmiş bir ömrün müflisi olarak mı?” sorusu değil midir?..
        Fatih Toprak (Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni)
 
 
 
ŞİİR
 
             Korona
 
Gaybın bildirildiği biri varsa sor ona
Dünya akıbetini filan merak etmeyiz
Ne zaman kalkacak şu acı dert korona
Bu cevabı almadan, rahatça ölemeyiz
 
Hadi diyelim bunun bir gün aşısı çıktı
Hayatı iptal etti, sıkıntı adlı virüs
Henüz ölmedik ama sanki canımız çıktı
Koronoya kalmadan, ölümü görür müyüz?
 
                      Mehmet Yusuf İmeci
 
 
 
SAĞLIK OLSUN
 
DİŞ ETİ HASTALIKLARI: Diş eti hastalığının en önemli sebebi, dişler üzerinde biriken yapışkan ve renksiz film tabakasıdır. Günlük fırçalama ve diş ipliği kullanımı ile bu tabakanın dişten uzaklaştırılması, sağlıklı bir ağız için temel bakımdır. Eğer bu tabaka dişlerden uzaklaştırılmazsa, diş taşı veya tartar olarak bilinen düzensiz yüzeyli ve geçirgen bir yapıya döner. Hastalık ilerledikçe bakteriler daha derine; kemiğe kadar ilerler ve dişi destekleyen alveol kemiğinde de yıkım başlar. Hastalık tedavi edilmeden bırakılırsa, sonunda dişler sallanır ve çekilmeleri bile gerekebilir.
Diş eti hastalıklarının önlenmesi veya tedavisi; dişlerin korunması, daha rahat çiğnemenin ve daha iyi bir sindirimin sağlanması gibi, diğer faydaları da beraberinde getirir. Tedavi edilmezse hastalık ilerleyerek diş eti ve dişleri destekleyen alveol kemiğinde, geriye dönüşsüz hasar meydana gelebilir.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
612834 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yetenekli-kalemler/612834.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT