BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Tarihimizi kim çaldı?

Yücel Koç
Facebook
 
Bir ülkede tarihî eserleri korumak, yeni eser yapmak kadar önemli.
Bu hassasiyeti özellikle Batı'da görüyoruz.
Onların sömürgesi ülkelerde ise durum genellikle tam tersi.
***
Muhabirliğe başladığım 90'ların başında, viraneye dönmüş birçok Selçuklu ve Osmanlı eserini içim kanayarak haber yapmıştım.
Çok şükür, bugün pek çoğu yeniden ayağa kalktı.
Vakıflar Genel Müdürlüğü, başta İstanbul Büyükşehir Belediyesi olmak üzere, birçok yerel yönetim bu yaramızı sarmamız için yıllardır samimi mücadele verdi.
Ayrıca, TİKA yurt dışındaki Türk eserlerini tek tek tespit etti ve binlercesini onarıp yeniden insanlığın hizmetine soktu.
Bunda, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın hassasiyeti ve konuyu sıkı takibinin önemine dikkat çekmeye gerek yoktur herhâlde.
***
Bu restorasyonlarda karşılaşılan tablo o kadar vahimdi ki, en çok içimi burkan Eyüp Sultan hazretlerinin türbesi olmuştu.
Düşünün, her gün on binlerce kişinin ziyaret ettiği bir yer.
2012 yılıydı…
Gerekli izinleri alıp, restorasyonu inceledim ve Türkiye gazetesine iki günlük manşet çıkardım.
Peygamber Efendimizi Medine’ye hicretinde evinde ağırlamakla şereflenen ve İstanbul'un fethi için düzenlenen bir seferde burada şehit düşen büyük sahabi Ebu Eyyub-el Ensari hazretlerinin türbesi ile ilgili gördüklerimi, duyduklarımı aklım almadı.
Cumhuriyet döneminde, AK Parti'den önce bir tek merhum Başbakan Adnan Menderes tarafından restore ettirilen türbeye CHP ve türevleri yıllarca üst mahallelerin kanalizasyonunu akıtmıştı.
Eski fotoğraflarını görünce dehşete düştüğüm kanalizasyon rezaletine ilk müdahaleyi 90’larda ANAP’lı eski Bakırköy Belediye Başkanı Ali Talip Özdemir yapmıştı.
Aynı karanlık zihniyet türbenin havalandırma kanallarını betonla tıkayarak, ahşap yapıyı kasıtlı çürümeye terk etmiş, dökülen yerleri ise betonla sıvamıştı.
​              ***
Bu restorasyon sırasında bir şey daha ortaya çıktı.
Kıymetli çinilerin büyük kısmı çalınmış, yerlerine sahteleri konulmuştu.
Bizim manşetlerimizden bir yıl sonra, çalınan çinilerin bir bölümü Fransa'daki ünlü Louvre Müzesinde çıktı.
Üç tanesini İngiltere'nin ünlü müzayede evi Sotheby's satışa çıkarınca Türkiye hemen hukuki mücadele başlattı.
Akabinde, çinilerden bazılarının Berlin Devlet Müzesinde sergilendiği tespit edildi.
Bunları geri almak restorasyon sürecini üç yıl kadar uzattı.
Nihayetinde 2015'te tamamlanarak, mesele kökten çözüldü ve türbe yeniden ziyarete açıldı.
***
O esnada öğrendiğim bir başka şey daha vardı ki, asıl oraya dikkat çekmek isterim.
İstanbul'da yapılan restorasyonlar sırasında büyük zorluklarla, engellemelerle karşılaştıklarını söylemişti İBB’den bir yetkili…
Bazı yerlere bizzat papazların gelip “Burası aynı zamanda Bizans toprağı, yapamazsınız” diye engel çıkarmaya çalıştıklarını anlatmıştı.
Hülasa, perde arkasında bizim görmediğimiz, duymadığımız bir mücadele vardı.
***
Bunca şeyi neden anlattım?
Ayasofya'nın cami olarak yeniden ibadete açılmasına karşı olduğunu açıklayıp, Fatih Sultan Mehmed Han'ın türbesini ziyarette, eli arkada attığı tekme ile çokça eleştirilen CHP'li İBB Başkanı İmamoğlu, Londra'da satışa çıkarılan Fatih Sultan Mehmed tablosunu satın alarak imaj düzeltmeye çalıştı.
Venedikli ressam Gentile Bellini'ye ait olduğu bilinen tabloya, İstanbul Büyükşehir Belediyesi 935 bin sterlin (yaklaşık 8 milyon lira) ödeyecek.
Tabloda imza olmaması, Bellini'nin bu tabloyu çıraklarına yaptırdığı iddiası konunun uzmanlarının bileceği iş.
Her ne niyetle olursa olsun, bu tablonun ülkemize kazandırılması önemli.
8 milyon lirayı bu ortamda hükûmet verip alacak olsa bugün İmamoğlu'nu alkışlayan CHP seçmeni o zaman ne derdi...
CHP'li Başkan, Fatih Sultan Mehmed konusunda bu kadar hassas ise vasiyet ile emanet ettiği vakfiyesi Ayasofya'nın açılmasına niye karşı, oralara da girmiyorum.
Lakin, ülkemize kazandırılan ve kamuoyunda neredeyse gündem bile olmayan o kadar eser var ki, asıl oraya dikkatinizi çekmek isterim.
Turizm ve Kültür Bakanlığından Türkiye'ye getirilen eserlerin listesini istedim.
Ayrıntılarını yarın gazetemizin Kültür-Sanat sayfasında geniş bir haberle okuyacaksınız ama şu kadarını söyleyeyim;
2004 yılından bu tarafa 4 bin 439 eser yurt dışından alınarak yeniden ülkemize kazandırıldı.
Rekor, bin 885 parça ile 2011 yılında.
Eyüp Sultan hazretleri türbesinden çalınan çiniler de bu listede.
Bunlar ülkemizden nasıl çalındı, kimler bu eserlerin yurt dışına kaçırılmasına göz yumdu?
Özellikle de Osmanlı yıkılırken, bugün para vererek almaya çalıştığımız eserlerimizi peşkeş çekenler kimlerdi?
İşin PR tarafını bırakıp, biraz da bunları konuşsak mı?
 
 
 
 
********
 
Bir yılın karnesi...
 
Bir önceki yazımda, CHP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığını kazandığı bir yılda AK Parti'nin yaptıklarını kısmen yazabilmiş "Bu bir yılda CHP İstanbul'da ne yaptı?" diye sormuştum.
Dişe dokunur bir şey okuyamadım.
Benden sonra birisi akıl edip, sokak röportajıyla halka sormuş.
İlginçtir ki, CHP'ye oy veren vatandaşlar bile bu soruya cevap veremiyor.
Belki İBB Başkanı anlatmıştır, bari aradığım cevabı oradan öğreneyim diye belediyenin sosyal medya hesabını taradım.
Nihayetinde buldum...
Başkan, birinci yıl değerlendirme toplantısında uzun uzun bir yılı anlatmış.
"Ne anlatmış?" derseniz...
-cek, -cak ile bitenleri kale almadım, çünkü bunların hemen hepsi AK Parti döneminde başlatılan projeler.
Bitmiş olsa o da kabulüm ama, neticesi ne olacak henüz bilmiyoruz o yüzden "Yaptık, bitirdik" dediği ne var diye sabırla dinledim konuşmasını.
"Tamamladık" diye gururla açıkladığı bir tek büyük proje yok.
Birkaç yurt ve kreş binasından bahsediyor, onları da vakit olunca araştıracağım.
Bir de KİPTAŞ Silivri konutları 3. etap projesini övgüyle anlattı.
Oysa, o proje AK Parti tarafından yapılırken, CHP'li Gürsel Tekin ve Özcan Işıklar'ın bölgeye giderek "Rüzgârı kesecek, güneşi engelleyecek" diye propaganda yaptıkları, CHP'ye rağmen konut inşaatlarının AK Parti döneminde tamamlandığı ortaya çıkmıştı.
Buna rağmen, CHP'li Başkan’ın ısrarla projeyi sahiplenmesi düşündürücüydü.
***
"Başka ne dedi?" diye soracak olursanız...
4.500 yeni istihdamdan bahsetti.
Lakin kaç kişiyi işten attığına değinmedi.
Büyükada'da faytonların kaldırılması, askıda fatura, gıda yardımı, öğrencilere yardım gibi hizmetlerinden bahsetti.
Ahırlarda ölen atların videolarına, Büyükada'ya Çin malı elektrikli araçlar için gittiğinde karşılaştığı protestoya hiç değinmedi.
Öğrencilere yardıma gelince...
AK Partili belediyeler burs dağıtırken, CHP değil miydi Anayasa Mahkemesine başvurarak engellettiren!
Bir de "İsrafı engelledik" falan dedi ama oralara hiç girmeyeyim şimdi...
Mevzu uzar gider.
***
"Ne vadetti ki neyi yapsın?" diye sorduğunuzu duyar gibiyim.
Hakkınız var.
Ama hiç değilse yapılanı koruması gerekli.
Geçen cumartesi akşamı E-5'te Küçükçekmece Gölü’nün üzerinden geçerken aracın içine dolan berbat kokuyu hissedince "Eyvah!" dedim.
Ertesi gün Florya'daki İBB tesislerine gezmeye gittim.
Fark ettim ki, en az son bir yıldır ilk kez gidiyordum oraya.
Ve ilk defa, sahildeki kayalıkların arasında boş bira şişeleri görüyordum.
Kimin ne dediği değil, İstanbul'da yaşayan bir vatandaş olarak beni gördüğüm tablo, kokladığım kötülük ilgilendiriyordu.
Gerisi lafügüzaftı.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
614188 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yucel-koc/614188.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT