ABD Merkez Bankasının (Fed) faizleri ne zaman artıracağına ilişkin beklentiler tüm dünyada piyasaların yönü üzerinde belirleyici olurken, "kur savaşları" etkilerinin artması ve piyasalardaki sert dalgalanmaların devam etmesinin ardından Fed, eylül ayında önemli bir yol ayrımına geldi.


Fed'in beklentilerin en güçlü olduğu ama pas geçilen haziran toplantısının ardından eylül toplantısında da faiz artırmaması durumunda kredibilitesinin zarar göreceğini söyleyen ekonomistler olduğu kadar, "kur savaşları"nın sertleştiğini, bu dönemde yapılacak faiz artışının kazanımlara zarar verebileceğini söyleyenlerin sayısı da her geçen gün artıyor.


Fed, 2008 yılı finansal krizinde başladığı parasal genişlemenin (QE) 2014 yılının ekim ayı toplantısında sonlandırılmasına ve politika faiz oranının "kayda değer bir süre" daha yüzde 0 ile 0,25 aralığında tutulmasına karar vermişti.


Fed, ABD finans sistemindeki çöküşü önlemek amacıyla piyasaya likidite pompalayarak tüketimi ve üretimi canlandırmak ve para bolluğu sayesinde faizlerin ucuzlamasının önünü açmak için başlattığı varlık alım programları süresince bilançosunu yaklaşık 900 milyar dolardan 4 trilyon doların üzerine çıkarırken, yüzde 10'a yükselmiş olan işsizlik oranı yüzde 5,3'e geriledi. Enflasyon oranı ise Fed'in yıllık yüzde 2 olan hedefinin altında kalmaya devam etse de çekirdek TÜFE temmuzda düşük petrol ve diğer emtia fiyatlarının aşağı yönlü baskısına karşın yüzde 1,8'e çıktı. 


Tahvil ve kurlar denge arayışında
Parasal genişlemeden çıkışla birlikte piyasalarda Fed'in faiz artışına ne zaman başlanacağı yönündeki beklentiler özellikle gelişmekte olan ülke ve emtia fiyatlarında sert dalgalanmalara neden olurken, 2014 yılının kasım ayından bu yana ABD 10 yıl vadeli tahvil faizleri yüzde 1,60 ile yüzde 2,50 arasında dalgalansa da uzun vadeli ortalamalarına yakın yüzde 2,17 seviyelerinde dengelendi.


Dolar endeksi ise özellikle diğer gelişmiş ve gelişen ülkelerdeki ekonomik aktiviteye ilişkin endişeler ve Fed'in faiz artırımı beklentisinin dolara olan talebi artırmasıyla geçen yılın ekim ayından bu yana yüzde 10 yükselerek 95,50 seviyelerine ulaştı.


Tapering'in sonlanması ve Fed'in faizleri 2015 yılı içinde kademeli olarak artırmaya başlayacağı yönündeki açıklamaları, faizlerin artış zamanına yönelik beklentilerin piyasalar üzerindeki etkisinin artmasına neden oldu.


Küresel ticaretin en önemli rezerv parası olan doların, faizlerin artmaya başlaması ile evine döneceği yorumları ile özellikle gelişen ülke varlıkları üzerinde baskı oluşurken, diğer ülke merkez bankaları hem ekonomik aktiviteyi desteklemek hem de yerel para cinsinden varlıklar üzerindeki baskıları hafifletmek için çaba gösterdi.


Kur savaşları olarak da tanımlanan bu süreçte emtia fiyatlarının beklentilerin üzerinde düşüş göstermesi ve bu düşüşün Fed'in yılın ilk aylarında beklediği gibi kısa süreli olmaması, enflasyonun yükselişini sınırlarken, küresel ekonomiye ilişkin büyüme endişelerinin de Fed'in faiz artırımı konusunda bazı söylemlerinde geri adım atmasına neden olduğu dikkati çekti.


Faiz artırımına adım adım
Yılın ilk aylarında faiz artırımı konusunda "sabırlı olunacak" ifadesini kullanan Fed, şubat sözle yönlendirmede kullanılan "sabırlı" ifadesinin en az iki toplantıda faiz artırılmayacağı anlamına geldiğini, öncesinde bu ifadenin kaldırılacağını, ardından faiz artırımına başlanabileceğini belirtti. 


Bu tanımın yapılmasını takip eden ilk toplantıda, yani mart ayında "sabırlı" ifadesinin kaldırılması piyasalarda haziran ayında faizlerin artırılacağı beklentilerini yükseltirken, yaşanan kur savaşı ile emtia fiyatlarının düşmesi, doların değerlenmesi ve piyasalardaki dalgalanma, verilerde önemli bir değişiklik olmamasına karşın Fed'in haziran ayını pas geçmesine neden oldu.


Haziran ayı toplantısının ardından Başkan Janet Yellen yaptığı açıklamada "piyasalarda ilk faiz artışına çok fazla önem veriliyor" diyerek Fed'in kararları üzerinde piyasalardaki dalgalanmaların önemli derecede etkisi olduğu izlenimini verdi. Toplantının tutanaklarında özellikle Avro Bölgesi ve Çin'in büyümesine yönelik endişelerini dile getiren Fed, faiz artışı için daha fazla kanıt aramaya devam edeceğini dile getirdi.


Beklentiler, piyasa dalgalanması ve verilerle günden güne değişiyor
Haziran ayı toplantısında değişiklik yapılmaması ve güvercin açıklamalar ile piyasalarda faiz artırımı için eylül ayı öne çıkarken, bu beklentiler, temmuz ayında işsizliğin yüzde 5,3'e gerilemesi ve tarım dışı istihdamın beklentileri karşılaması ile en üst seviyeye çıktı.


Ağustos ayına gelindiğinde özellikle Çin'in büyümesine yönelik endişelerin ardından gerçekleşen devalüasyon hamlesi ve Fed başkanlarının açıklamaları ile piyasalarda sert dalgalanmalar yaşanırken, son gelişmelerle piyasada Fed'in faiz artırımına eylülde de başlayamayacağı yorumları öne çıktı.


ABD'nin makroekonomik verilerinde önemli bir değişiklik olmamasına rağmen piyasalardaki dalgalanmaların Fed'e geri adım attırabileceğini düşünen yatırımcıların sayısının, Çin'de Şanghay endeksinin sert düşüşün küresel piyasaları etkisi altına almasının ardından arttığı görüldü.


Fed'in bu yıl içinde 16-17 eylül, 27-28 ekim ve 15-16 aralık olmak üzere 3 toplantısı daha var. Fed'in yılbaşında "bu yıl içinde faizler artırılmaya başlanacak" söyleminden geri adım atmamak için bu toplantıların birinde harekete geçeceğini söyleyen uzmanlar arasında eylül ayına ilişkin beklentiler oldukça azalsa da aralık ayı toplantısına ilişkin beklentilerin artması dikkati çekiyor. Çin'de Şanghay endeksinin bir günde yüzde 8'e, bir haftada 12'ye yakın değer kaybetmesinin ardından küresel piyasalarda oluşan panik havası piyasanın faiz artışına ilişkin beklentilerini ötelemesine neden oldu.


ABD'nin ikinci çeyrek büyümesinin beklentileri aşarak yüzde 3,7 artmasına karşın halen eylül ayında faiz artışına yönelik beklentilerin önceki seviyesine yükselmemesi dikkati çekerken, buna karşın tüm bileşenlerin içinde yer aldığı karışık resim, eylül ayında faizlerin artırılma ihtimalinin halen masada kalmasını sağlıyor. Bu görüşü savunan ekonomistler aynı zamanda şartlar ne olursa olsun Fed'in eylül ayında faiz artırmaması durumunda kredibilitesine zarar vereceğini, bu yüzden piyasalardaki dalgalanmalara karşın faiz artırımının göz ardı edilmemesi gerektiğini kaydediyor.