Terörü gündemden çıkararak, sorunlara demokratik usullerle çözüm bulma arayışlarına silahla karşılık veren PKK'da, Çözüm Süreci taraftarları ile "çatışma yanlıları" arasındaki fikir ayrılığı dikkati çekiyor. KCK ve Kandil'deki elebaşılarının açıklamalarına yansıyan fikir ayrılıkları, en çok Öcalan konusunda yaşanıyor


Terörü gündemden çıkararak, sorunlara demokratik usullerle çözüm bulma arayışlarına silahla karşılık veren PKK'da, Çözüm Süreci taraftarları ile "çatışma yanlıları" arasındaki görüş ayrılığı dikkati çekiyor.
 
 AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, genel seçimlerle daha fazla gün yüzüne çıkan bu ayrışma, KCK ve Kandil'deki örgüt elebaşılarının yaptıkları açıklamalara yansıyor.
 
 Bölücü terör örgütünün üst düzey mensupları bazen aynı hafta içinde birbirlerinin tam aksine açıklamalar yaparken, bazen de İmralı'daki Abdullah Öcalan'ı itibarsızlaştıracak değerlendirmeler yapabiliyor. PKK'nın, 7 Haziran'da yüzde 13 oy alarak 80 parlamenterle Meclis'te temsil edilen HDP'yi yönlendirme, çözüm süreci karşıtı olarak konumlandırma çabaları da dikkat çekici.
 
 Terör örgütü yöneticilerinden Cemil Bayık, 7 Haziran seçimleri sonrası yaptığı açıklamada, "Sandıktan Kürdistan halkının kimliğiyle, kültürüyle, diliyle, kendi öz yönetimiyle Türkiye'deki siyasal sistem içinde yer alması gerektiği" yönünde bir irade çıktığını ileri sürdü. Bu açıklama üzerine HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, 7 Haziran seçimleri sonrası "Koalisyon için tüm partilere kapımız sonuna kadar açık" dedi.
 
 Ancak PKK'nın Kandil'deki yöneticilerinden Duran Kalkan, 16 Haziran'da yaptığı açıklamada, "Türkiye'de yasalar, Anayasa, sistem değişmediği için koalisyon ortağı olması halinde HDP'nin de 'düzen partisi' haline geleceğini" iddia ederek partinin hiçbir hükümet formülünde yer almaması gerektiğini savundu.
 
Güçlü: "HDP'nin PKK ile uyumsuzluğu düşünülemez"
 
 Kürt yazar ve siyasetçi İbrahim Güçlü, Al Jazeera'ye verdiği bir mülakatta, HDP'nin, demokratik, özgür iradesiyle karar alabilen bir parti olmadığına dikkati çekerek, "Bundan sonra da bağımsız, özgür, vesayetsiz siyaset yapamaz. Bu nedenle HDP'nin PKK ile uyumsuzluğu düşünülemez. HDP'nin PKK ile uyumu, geleceğin değil, şimdilerin bir sorunu. Tersi, eşyanın tabiatına aykırıdır. Kurucuları, yönetim organlarındaki kişiler, milletvekili adayları PKK'nın onayından geçmiştir. HDP'nin gerçek program ve tüzüğü, PKK'nın emir ve talimatlarıdır" değerlendirmesinde bulunmuştu.
 
Öcalan itibarsızlaştırılıyor
 
 Diyarbakır'da 21 Mart'taki "Nevroz" kutlamalarında, İmralı'da bulunan Abdullah Öcalan'ın PKK'ya silahsızlanma kongresi çağrısı yaptığı mektup okundu. Bu çağrının üzerinden 3 hafta sonra Ağrı'da terör örgütü PKK askere saldırdı, 4 asker yaralandı. 5 Mayıs'ta ise KCK yöneticilerinden Bese Hozat'ın, "Bizim şu anda kongreyi toplama gibi bir gündemimiz yok. Çünkü, bu süreç işlemedi ve hiçbir adım atılmadı. Bırakalım müzakereyi, diyalog süreci de ortadan kaldırıldı" açıklaması KCK'nın İmralı'yı itibarsızlaştırma çabası olarak değerlendirildi.
 
 Bese Hozat'ın açıklaması İmralı ile KCK arasındaki derin ayrılığın ilk göstergesi değildi. 2013 yılı "Nevroz"unda da benzer olay yaşandı. Öcalan 21 Mart 2013 Nevruz mesajında, terör örgütünün silahlı unsurlarının sınır dışına çekilmesini istedi. Ancak Öcalan'ın bu açıklamasına Duran Kalkan, 26 Temmuz'da "Gerillanın vurucu gücü artıyor" şeklinde karşılık verdi. Bunu 10 Temmuz 2013'te Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi (YDG-H), sosyal paylaşım ağı Twitter'dan yemin törenlerini yayınladığı şehirlerde "asayiş birimleri" kurma ve yol kesme, araç yakma eylemleri takip etti. 31 Temmuz 2013'te Bayık, BBC Türkçe servisine konuştu, "1 Eylül'e kadar hükümet adım atmazsa çekilmeyi durduracağız, çekilenler de geri dönecek" dedi.
 
KCK: "Silah bırakma iradesi tamamen bize aittir"
 
HDP heyetinin 21 Ekim 2014'te İmralı ziyaretinde Öcalan'ın "15 Ekim'de yeni bir aşamaya geçildiğini ve somut adımların atılacağı" sözleri üzerine bir anda terör örgütü harekete geçti. Açıklamadan 4 gün sonra Hakkari Yüksekova'da sivil kıyafetli üç rütbeli asker sokak ortasında şehit edildi. 30 Ekim'de ise Diyarbakır'da eşi ile semt pazarında alışveriş yapan 24 yaşındaki Hava Astsubay Üstçavuş Necdet Aydoğdu, maskeli iki kişinin silahlı saldırısı sonucunda hayatını kaybetti.
 
Saldırıların ardından KCK yöneticisi Sabri Ok, "Silah bırakmak gündemimizde değil" açıklamasını yaptı.
 
 Genel seçimlerden sonra HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın, Öcalan'ın çağrısıyla PKK'nın silah bırakabileceği açıklaması tüm yaşananları özetliyordu. Açıklamada, PKK'nın Türkiye'ye karşı silahlı mücadeleyi bırakma konusu ve bunun iradesinin tamamen kendilerine ait olduğunu vurgulayan KCK yaşanan güç mücadelesini şu sözlerle itiraf etti:
 
 "Şunu herkes bilmelidir ki HDP, PKK'nin yasal partisi değildir. Dolayısıyla böyle bir çağrıyı HDP yapamayacağı gibi, mevcut İmralı koşullarında bulunan Abdullah Öcalan'ın böyle bir çağrıyı yapması mümkün değildir. HDP'nin ve Öcalan'ın 'silah bırak' çağrısı yapmasını beklemek ve bu yönlü dayatmalarda bulunmak çözümsüzlükte ısrardır ve bunu da hareketimizin kabul etmesi mümkün değildir. Bu tutumumuz ne Öcalan'ı dinlememek ne de HDP'nin politika yürütmesinin önünü almaktadır."
 
İLK ÇATIŞMA DEĞİL
 PKK'nın, 2002'de kendisini feshederek yerine Kürdistan Demokratik ve Özgürlük Kongresi'ni (KADEK) kurduğu dönemde de bir ayrışma yaşanmıştı. PKK'nın isim değiştirerek siyasallaşma çabaları, silahlı mücadeleyi savunan "devrimci" kesim tarafından sert bir şekilde eleştirilmişti. Bu hamleye "İmralı Partisi" adını veren PKK içerisindeki Devrimci Çizgi Savaşçıları adlı grup, Öcalan'ı "ihanetle" suçlamıştı.