Ahmet Münir Eren
ahmetmunir.eren@tg.com.tr

Şüphesiz Mardin’i farklı kılan taş işçiliğinin zirvesindeki Artuklu mimarisidir lakin Mardin’e gitmedikçe bu pek gün yüzüne çıkmaz. Bu yüzden Mardin ismini bir kuşun sırtına yükleyip, kıtalar arası nam salmış. Evet bu kuşun çıkış yeri Mardin’dir ama kuş dediğin gökyüzünün olduğu her yerde uçar. Taklacılar Artuklu Beyliği kadar Osmanlıların da vazgeçilmezi olur zamanla. Aksaray, Ankara, Konya derken yolu düşer payitahta. Beyaz güvercin barışı simgeler anladık da, kendisi ile küs insana güvercin  de ne yapsın demeyin sakın ha. Çünkü kuşun ustaları derde, strese birebir; asosyalliğe iyi gelir diyor ısrarla. Gerçi bu kuşun renkleri aleladedir, duruşu sadedir fakat iş oyuna gelince gökyüzünün cambazı kesilir. Oyunuyla büyüler insanı. Bugün Maltepe’de Bayburtlu büyük kuşçu, ustaların ustası Ömer KILIÇ, Mardin kuşlarını anlatacak bize.
USTALARIN USTASI ÖMER USTA
Ömer Kılıç, 1965 İstanbul doğumluyum. Aslen Bayburtluyum. 25 senesi profesyonel olmak üzere 35 yıldır güvercin besliyorum. Kardeşim Musa Kılıç’ın başkanlığında İstanbul Güvercin Birliği’nin işlerini yürütüyorum. İçimdeki kuş sevgisini mayalayan çocukken babamın pazardan aldığı güvercin oldu. Sade bir kuş olmasına rağmen gözüm gibi bakmaya başladım. O zamanlar güvercinin yüzlerce çeşidi olduğunu da bilmiyordum henüz. Zamanla çevrede kuşçuluk yapan abilerimize gidip gelmeye başladım. Kayserili terzi Mustafa, merhum Nazar Usta, Sivaslı rahmetli Pala dayı kuşçulukta namdar ustalardı. Onların çaylarını demler, kuşlarını yemler hatta bana bir kuş verirler ümidiyle kümeslerini temizlerdim. Kuşçu kahvelerinde gözümü kırpmadan muhabbetlerini dinlerdim.
MARDİN EVE GELDİ
Topkapı Pazarı’ndan aldığım 2 adet boz dişi, 1 adet boz dumanlı erkek Mardin güvercini ile bu işe kolları sıvadım. Tabi o zamanlar arı ırklar olduğu için soylarının kırık olma tehlikesi yok denecek kadar azdı. Bu kuşlar tepesiz kuşlar olup zaman zaman altından ön perçem tepeli kuşlar ve düz kuşlar geldi. Çapraz eşlemek ve ilerleyen zamanda araya boz kirli erkek katmak suretiyle damarı güçlendirdik. Bu güne kadar alınan yavrularımız %70 oranında oynamıştır. 
İYİ KUŞ İYİ KUŞÇU
Kuş ayağını çekerek, başını yukarı dikerek, kanat sesi silah patlar gibi süratle ve şamatalı bir şekilde 25-30 metreyi 4, 5 saniyede takla atarak, takla aralarını açarak, kanadını önlü arkalı çift çepik fişek yaparak çıkarmak zorunda. Sonra üst bağlama dediğimiz taklayı dönüp hızlı bir şekilde kuyruğu yolunmuş gibi oyundan kaçıp 5-10 dakika gözden kaybolmalı. Öyle ki başına bir hal mi geldi diye seyisi endişelenmeli. Sonra bulutların arasından görünüp hedefe doğru hızla inmeli. Geldiği gibi taban taklayı atıp serili kuşlara şov yaparcasına hırsla tekrar fişek yapmalı. Her 10 dakikada bir hedefe gelmek kaydıyla 15-20 defa bunu yapmalı. İyi bir oyun kuşu yaklaşık 110-120 dakika uçar. Taklacı güvercin nasıl fişeğini taklalı olarak çıkıyorsa inişini de aynı usulle taklalı inmek zorundadır. Eğer bu şekilde inmezse kuşçular nezdinde itibarı kırık bir kuştur. Kuşun iyi olması için yetenekli olması yetmiyor, seyisi de başında olması gerekiyor. Hadi yavruyken uçurursun ama teke düştüğünde ona gerekli ihtimamı gösterip  her biri için iki saat ayırmak zorundasın. Gerekli eğitimi vermek bu işin olmazsa olmazıdır. Anadolu Yakası’nda Maltepe, Avrupa Yakası’nda Osmanbey ve Çağlayan’da namlı kuşçularımız var. Kuşçulukta İstanbul başı çeker ama Ankara, Sivas, kayseri, Aksaray, Konya’da da bu işi çok güzel yapan dostlarımız mevcut.
Yurt dışında başta Avusturalya’da büyük kuşçu Bayburtlu Mehmet Öztürk ve Orhan Aksu, Hollanda’da Atilla Gardaş ve Ecevit Batman, Almanya’da Musa Musaoğlu da bu işe gönül vermiş usta arkadaşlarımız. Ata yadigârı bu kuşlara sahip çıkıp gençliğe sevdirdikleri için hepsine teşekkür ediyorum.
DAMIZLIK KUŞ
Kuşun ekeleşmesi yani 3 ağız yavru görmesi yetiştiricinin yaklaşık 3 yılını alıyor. 3 ağız yavru demek yavrusunun yavrusunun yavrusunu görmek ve bunların da aynı meziyete sahip olması demek. Kuş bu özelliklere sahipse o zaman damızlık olarak eş haneye ayırıyoruz; yoksa yavrunun yavrusu bile bozuk oynasa bizim için damızlık hüviyeti taşımıyor. Yaklaşık 25 senedir soy takibini yapıyorum. Bir güvercin en fazla 20 yıl yaşıyor. Bende 16 yaşında hala yavru aldığım damızlıklar var. Tüy zamanı erkek ve dişiyi ayırıyoruz. Papatya döneminde tekrar birleştiriyoruz. Sürekli yavru almak için biteviye eşlemek doğru bir mantık değil. Biz Kuşları Şubat ayında eşliyoruz. 10 gün yumurta, 18-20 gün kuluçka, 45 gün yavru büyüme dönemi oluyor. Sonra onuncu feyk dediğimiz kanat tüyünü atıyor. Tüyünü atmaya başladığı zaman uçuma alıyoruz. Senede 20 tane yavru uçurup 7-8 yavruyu ekeleştirirsem bundan da iki çifti oynatırsam benden bahtiyarı olmaz. Oyun kuşu bu kadar zor bir iş. Kuşçulara âcizane tavsiyem hayvanın mevsimini gözetip sorumluluğunu göğüsleyebilecekleri kadar yavru almalarıdır.
YARIŞTA ERKEK EKE ŞART 
Yavru kuşla, eke aynı kategoride değerlendirilmemeli hatta dişiyle erkek eke yarışları da ayrı olmalı. Yavru kuş zaten oynar. Dişi kuş  cilveli olur oyunu sever. Zor olan erkek ekeyi oynatmaktır. Zor olanı başarmış olan kuşçu demektir. İşi bilmeyenler ölçüsüzce kuş yarıştırıyor. Dişi-erkek ekeler ve yavrular aynı yarışta hüner sergiliyor. Bu, 50 yaşındaki adamla 20 yaşındaki delikanlıyı yarıştırmak gibi bir şey. Biz İstanbul Güvercin Birliği olarak erkek eke yarıştırılmasını öneriyoruz; çünkü zor sınavı geçenin kolay sınava girmesine bile gerek yoktur.
AŞI OLMAZSA OLMAZ
Gençlerimiz kuşlarına hiç aşı yapmıyor. Kuşun sorumluluğunu aldıysan bebek gibi ilgilenmek zorundasın; yoksa vebali büyük olur. Bu hayvanlar narin olur. En küçük hastalık hepsini öldürür ama aşı yapıldıysa en basit antibiyotik bile hayvanın ayağa kalması için yeterli olur. Avrupa’da işler buradan farklı. Aşısız hayvana ne veteriner bakıyor ne yurt dışına çıkma hakkı veriliyor. Bu arada Yurt dışından ülkemize güvercin geliyor ama bizim yurt dışına güvercin gönderme ihtimalimiz maalesef bulunmuyor. 
ACI HATIRA
Hakiki kuşçular ahlâk sahibidir. Gönlü geniş, eli açık insanlardır. Ama bizim piyasanın da bazen yaramazları olabiliyor. Allah ıslah etsin vaktiyle soframızda oturmuş, muhabbet halkamıza dâhil olmuş birisi güvenimizi kazandıktan sonra bir punduna getirip kuşlarımızı çaldırdı. Günlerce kendime sordum. Madem gayen kuş çaldırmaktı can ciğer olmak niye? Madem can ciğer oldun kuş çaldırmak neyin nesi? Bu nasıl bir ahlak? Buna kuş için kulu kullanmak denir.
İSTANBUL GÜVERCİN BİRLİĞİ
Kardeşim Musa Kılıç, İstanbul Güvercin Birliği’nin başkanlığını yürütüyor. Yarışmaları birlikte organize ediyoruz. 14 iş adamından oluşan yönetim kurulumuz, finansal anlamda bu organizasyona destekte bulunuyor. Bu arada kurulduğumuz günden bugüne madden ve manen en büyük desteği  veren kıymetli abim ve kuzenim ASC Gurup A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sinan Çiçek’e teşekkür ederim.

Kuş hakkı

Hakem sabah akşam kuş uçuran seyisten olur. Seyislik yapmadan hatıra binaen hakem olan adil karar veremez. Hakemlere tavsiyem kuşun hakkını yemeyin. Yarışlarda eksiği ve fazlası olmadan yazın. Adil olun. İşin içine maddi ödül girdiği zaman insanlar aşırılaşabiliyor. Biz İstanbul Güvercin Birliği olarak yarışmalarımızda araba ödülü koyacak güce sahibiz ama koymuyoruz. Çünkü biz bu işin âşıklarıyla, meftunlarıyla yarışmak istiyoruz ve öyle yapıyoruz.

KUŞ SEVDASI
Ömrüm çatıda geçti, daim köşe kapmaca
Güvercin uçtu derken, kapıp kaçtı atmaca
Şahiniyle martısı, kedisi ve kargası
Bir bunlar olsa iyi, artı hırsız kaygısı
Yemi, suyu, ilacı, ithal aşı cabası
Birini ihmal etsen, boşa gider çabası
Güvercin sabır işi, bin bir cefa eziyet
Seyislik yapmasaydım, görmezdim hiç meziyet
Gönül uykuya daldı, kuşlarımı avuttum
Yaşım elliye geldi, evlenmeyi unuttum