DAMLA PEKER’İN İZLENİMLERİ...

 

Rusya krizi sonrasında eski Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal’ın sürdürdüğü “turizm” seferberliğinde bir durak noktası da İran oldu. Sayın Ünal’ın daveti ulaştığında çevremdeki insanların  ilk anda tepkisi ‘İran mı? Ne yapacaksın orada?’ ‘Ahlak polisleri varmış kılığına kıyafetine dikkat et’ oldu. 48 saat geçirdiğim İran’da kadim dostluğumuz bulunan bu ülkeye karşı 1979 devrimi sonrası oluşan ön yargıların doğruluğunu sizler için de yerinde gözlememe fırsatım oldu.
TÜRKLERE SIKINTI YOK
Çok merak ettiğim ülkelerin başında gelen İran’da günüm sınırlıydı. Havaalanına indiğim anda dikkatimi İran’ın ruhani lideri Humeyni’nin devasa fotoğrafları çekti. Çeşitli açılardan çekilmiş 10’larca fotoğrafı. Ardından minibüse bindik. Yol boyunca hareketli Azeri parçaları dinledik. Bunun üzerine Bakanlık yetkililerinden birine İran’da yaşayan Azerilerin sayısını sordum. Söylediğine göre, İran’ın yüzde 40’ı Fars kökenli. Yüzde 35’i Azeri kökenli İranlılardan oluşuyor. Yüzde 10’u Arap, yüzde 7’si Kürt ve geri kalanlar ise Süryani gibi diğer etnik kimliklere mensup. Bu yüzden İran’da Türkler için dil problemi yok. Dil bilmeseniz bile Türkçe yardım isteyin hemen gelip yetişirler. İran’nın başörtüsünde çok katı kuralları olduğunu düşünmüştüm ama aslında öyle olmadığını gördüm. İran’da kadınlar ister İranlı olsun ister başka bir ülke vatandaşı havaalanından iner inmez başlarını en azından bir şal da olsa örtmek zorundalar.
MAKYAJSIZSAN KESİN TURİSTSİN
Sokakta tek bir bakımsız ve makyajsız kadın yok. Tüm İranlı kadınlar sosyal hayata kapalı iştirak etmelerine karşın makyaj vazgeçilmeyen bir detay. İranlı kadınların kozmetiğe yılda yaklaşık 2 milyar dolar harcadığını duymuştum, ama bu kadar bakımlı olabileceğini tahmin etmiyordum. Tabii bir de estetik... İran’da estetik çok yaygın. Sadece kadınları değil erkekleri de estetiğe önem veriyor. Duyduklarıma göre, 17 yaşına kadar kadınların estetik yaptırması yasakmış. 17 yaşından sonra istedikleri gibi estetik yaptırmalarına izin varmış. Kadınlar pazara bile giderken makyaj yapıyorlar. Az bir makyajla sokağa çıktıysan turist olduğun hemen anlaşılıyor.           
ŞOFÖR NEBAHAT ÇOK
Her türlü araba markası görmek mümkün. Deponun 20 liraya dolduğu bir ülkede tabii ki trafik de çok yoğun ve çok hızlı akıyor. Trafik ışıklarını umursayan yok. Çok sayıda motosiklet görebileceğiniz gibi, trafikte çok fazla sayıda çok hızlı ve aktif bir şekilde araba kullanan kadın da var. 
İRAN MUTFAĞI=SAFRAN
İran mutfağı Anadolu’yu aratmıyor.  Sağlı sollu küçük dükkanların olduğu dar sokakların arasından geçerek yeşilliklerin olduğu bir restoranda bizi muhteşem bir ziyafet bekliyordu. İran mutfağının temelini pilav oluşturuyor. Özellikle safranla pişirilen pilavın yanına küçük pakette tereyağlar eşlik ediyor. Ancak bizde safranlı pilav denilince sapsarı bir pilav bekleniyor. Ama İran’da durum böyle değil. Serviste sadece pilavın üst kısmına safran ilave ediliyor. İran pirinci de sofralarımızda kullandığımız pirinçten biraz farklı. Tel şehriyeyi andıran basmati pirinci ile yapılıyor. Safran neredeyse her yemeğin içinde var. Tavuğu bile safranla pişiriyorlar. Tabii bir de kebaplarını söylemeden geçemeyeceğim. Kebaplarda bizden daha yoğun baharat kullanılması dikkat çekiyor. İran’da yemek denilince benim aklıma ekmekleri geliyor. Öyle bizim bildiğimiz somun ekmeklerden yok. Farklı kalınlıklarda pide tarzı ekmekler tüketiliyor.  Safranlı pilavlara ve baharatlı kebaplara hafif kıvamda hazırlanan sarımsaklı ve kekikli yoğurt eşlik ediyor. Millî içeceğimiz ayran İran’da da var. Ancak bizim bildiğimiz ayrana pek benzemiyor. Ayran sodalı ve değişik bir kokusu vardı. Ama lezzetli.
TÜRK PARASI DEĞERLİ
İran’da kredi kartı kullanılmıyor. Bu yüzden yanınızda nakit para bulundurmalısınız. Paralarının üzerinde Riyal birimi yazılı ama onlar Tümen kullanıyorlar. Doların geçtiği yerler olduğu gibi Türk parasını da kabul ediyorlar. Çünkü onlar için Türk parası değerli.

MARKALAR DOLDU TAŞTI
Türkiye’deki AVM çılgınlığının aksine yüzlerce alışveriş merkezi yok. Tahran’da 1 tane var o da 2 sene önce açılmış. Çok modern bir alışveriş merkezi. Söylenenlere göre, eskiden burada 1 tane uluslararası marka görülmezken ambargonun kalkması ile birlikte bugün alışveriş merkezinin tamamı Batılı markalarla dolu. İran’da yaşanan 40 yıllık ambargonun ardından İran’a sırtını dönen Avrupa ve Amerika’ya ilk gelenler onlar. Alışveriş yapmak isteyenler bence pazarları tercih etmeli. Ankara’daki Ulus pazarına benzer pazarlar var. Biraz pahalı da olsa pazarlık şart.
KISKANILAN SARAY
UNESCO Dünya Kültürel mirası listesine alınan Gülistan Sarayı, İran’da görülmeye değer bir yer.  Kocaman bir bahçeyi çevreleyen sarayda öyle bir galeri var ki; görülmeye değer. Sarayın içi tamamen küçük parçalara ayrılmış aynalarla kaplı. Söylenenlere göre, İran Şahı bir Avrupa gezisinde gittiği bir sarayda gördüğü aynalı salonun aynısını kendi sarayına istemiş. Hatta bir rivayete göre, sipariş edilen kristal aynalar yolda kaza sonucu parçalanmış. Çok pahalı bir malzeme olduğu için de ziyan olmasın diye kesilerek kullanılmış. Gülistan sarayının içi kadar dışı da görülmeye değer. Görkemli havuzlarla süslü bahçesinde güller açmış. Ziyaretçileri 80 metrelik bir havuz karşılıyor. Tüm yapıların cephesi zarif çinilerle kaplı.
GENÇ TURİST YOK 
İran’ın güzelliklerinin yanında bazı olumsuz yanları da var. İran’a gelen turistlere baktığınızda Amerikalı ve İngilizler daha ağırlıklı. Ancak, turizmde hizmet kalitesi Türkiye ile ölçülebilecek bir düzeyde değil. Genç turist görmek ise neredeyse imkânsız. Ağırlıklı olarak orta yaş ve üstü turistler geliyor. Onlar da İran’ın kültürel değerlerini görmek için. Havalimanları yetersiz. Havalimanına gece gelmek isteseniz araç bulmakta sıkıntı çekersiniz.

İRAN USULÜ KITLAMA

¥ Yemek sonrasından çay ikramı yapılıyor. Çay deyip geçmemek lazım. Burada çayın tadı da, servis edilişi de değişik. Çayın tadı aromalı ve yanında kesme şeker değil, horoz şekerine benzer şekerle servis ediliyor. Şeker de safranla yapıldığı için sıcak çayın içine daldırdığımız şeker eridikçe, içindeki safran da çaya karışıyor.