BURCU ÇETİNKAYA
Öncelikle seçim memleketimiz için hayırlı olsun. Baskı altında kalmadan, kimsenin etkisinde olmadan, korkusuzca memleket için en hayırlısı olacağına inandığımız yere oy verebilmek nasip olsun. Oyumuzu kimseye göstermeme, söylememe hakkımızın olduğunu unutmayalım. 
Bu haftaki röportajımı biraz seçim gerginliğinden uzaklaşıp sizleri şöyle sakin bir nehir kıyısına götürecek bir isimle yaptım. Halfetili bir nehir şairi. Müze danışmanlığı da yapan Nihat Özdal, okuduğu okulu sular altında bırakan Fırat Nehri'ne küsmemiş, aynı zamanda su sporlarıyla da yakından ilgileniyor, kendi sörf okulu var ve bir çok farklı su sporunu da Şanlıurfa, Halfeti'de yaşatıyor.
¥ En son kitabınızdan başlayalım sohbete. Düğmeler nasıl doğdu?
En son kitabım “Kanat İzleri” 2012'de çıkmıştı. Aradan geçen 3 yılda, Eskişehir'de tren garında bir düğme buldum. O düğmeden çok etkilendim ve aldım cebime koydum. Eskişehir'de bir şiirler başladı ve sonra diğer düğmeler geldi. Yıllar önce Almanya'da  boşaltımış bir düğme fabrikasına gittim. Düğme çok küçük bir şey ama onun büyük bir fabrika koşullarında üretilmesi beni çok etkilemişti. Eskişehir'de o düğmeleri bulunca o fabrikaya geri dönüş yaptım ve düğme metaforu üzerinden son kitabımı yazdım. Kitapta 50 tane düğme var. Bir gömleğin düğmelerini açar veya ilikler gibi okuyabilirsiniz.
¥ Kısaca hayat hikâyenizi anlatsanız…
1984 yılında Halfeti'de doğdum. İlkokulu Halfeti'de okudum. Şu an okuduğum okul sular altında kaldı, orada balıklar eğitim öğretime devam ediyor. Babam sınıf öğretmeni. Bir süre sonra evden ayrıldım ve eğitimime devam ettim. Şiirle ilk buluşmam 2000 yılında oldu.
¥ Neden burada size Nihat Hoca diyorlar?
Burada sörf okulumuz var. Çoğu çocuğa da buradaki su sporları merkezimizde, kano, sörf, kürek, su kayağı, wakeboard dalında eğitimler verdik. Ondan hocam diyorlar.
¥ Şiirle ilk tanışmanız nasıl oldu?
Bir teyzem küçük yaşta kanserden vefat etti. O şiire çok meraklıydı. Bana ilk şiir kitabımı o hediye etti. Pablo Neruda'nın “Kaptanın Dizeleri” ismindeki kitabıydı. O kitabı okuyunca şiirle tanıştım. Sonra onun gibi şiirler yazmaya çalıştım. Pablo Neruda'nın Türkiye'deki tüm çevirilerini topladım. Sonra Pablo Neruda gibi Latin Amerika'lı tüm şairlerin kitaplarını topladım. Ondan sonra Türkiye'deki diğer şairlerle tanıştım. İlk kitabımı 2004 yılında yazdım. Sonra ikinci kitap geldi. 2008'de Google'dan Önce diye bir dosya hazırladım ve bu dosya Türkiye'nin en prestijli edebiyat ödüllerinden biri olan  Memet Fuat şiir ödüllerinde yer buldu. Böylece; Google'dan Önce Hayal yayınlarından yayınlandı ve yayınlandıktan sonra da Homeros Şiir Ödülleri'nde övgüye değer bulundu. Sonra da Kanat İzleri diye bir kitabım yayınlandı.


¥ Beğendiğiniz, örnek aldığınız şairler var mı? 
Kütüphanem oldukça geniş. Türkiye'nin en iddialı şiir kütüphanelerinden birisi bende. Yayınlanan her şiir kitabını mümkün olduğunca alır ve takip ederim. Her şairin çok iyi bir dizesi olduğuna inanırım. Bu yüzden her sabah gün doğumuna karşı bir dize okurum. Çok sevdiğim Oktay Rıfat var, Ziya Osman Saba ve İlhan Berk kendi şiirime yakın gördüğüm ustalardandır.
¥ Şiir duygu yoğunluklarından mı çıkar? Yoğun üzüntü veya mutluluklar şart mı şiir için?
Tabii ki bir kırılma noktası olması gerekiyor şiir için. Çok farklı şeyler olabilir, bir aşk olabilir, insanın çocukluğunda başına gelmiş bir olay olabilir. Benle ilgili kırılma şehrimin sular altında kalmasıdır. Çünkü 2000 yılında doğduğum şehir Birecik Barajı suları altında kaldı. Sular altında kaldıktan sonra rüyalarım, düşlerim eski yaşantımın geçtiği yerlerde devam ediyor. Bu kırılma şiirime ciddi anlamda yansıdı. Şiirimde benim doğa öğeleri vardır. Nehir, bozkır, burada yaşayan canlılar. Bunların hepsi benim şiirimin ana temasıdır. 
¥ Özellikle ilham gelen vakitler veya mekânlar var mı?
Şiir bir şekilde insanı gelip buluyor. Rüyamda çok şiir gelir aklıma ve eskiden hep not defteri tutardım. Şimdi ise akıllı telefonlar var onlarla not alıyorum. 
¥ Düğmeler kitabını nerede yazdınız?
4 farklı mekânda yazıldı. İstanbul, Erivan, Tiflis ve Halfeti.
¥ Bir şair için Halfeti'de yaşamak nasıl bir duygu?
Kökleriniz buraya sıkı sıkıya bağlı ise, asla kopamayacağınız bir yer. Çünkü su, Fırat Nehri o kökleri ciddi anlamda besliyor. Benim atalarım binlerce yıldır burada yaşıyor. Ben de onların son kuşağıyım. Burada çok ihtişamlı bir doğa var. Bir tarafta Akdeniz ikliminin bitki örtüsü ve karakteristik özellikleri, bir tarafta ise bir yarı çöl iklimi. Bu ikisinin birbirine karışmasından çok ciddi anlamda farklı bir doğa oluşmuş. Çok ciddi bir çeşitlilik var. Bu insanın karakterini de etkiliyor. 


Urfa'da wakeboard yapıyor
¥ Ben Şanlıurfa'da wakeboard yaptım dediğimde şaşıranlar oluyor, siz bu sporlarla ne zaman tanıştınız?
Ben bir nehirde doğdum. Her zaman suyla iç içeydim. Fakat profesyonel anlamda ilk tanışmam Berlin'de oldu. Ben senkronize dalışçıyım. Yüksek atlayış. Küçükken Fırat'ın kenarındaki söğüt ağaçlarından atlayaraktan bir senkronize suya dalışlar yapıyormuşuz. Berlin'de bu işin profesyonel bir spor dalı olduğunu görünce yapmak istedim ama o dönem Türkiye'deki imkânlar yetersiz olduğu için bu işe devam edemedim. Sonra diğer su sporları dallarıyla tanıştım ve geliştirdim. 
¥ Halfeti sular altında kaldı ama bu hâli de çok özel. Keşke sular altına kalmasaydı mı diyenlerden misiniz, yoksa bu hâlinden memnun 
musunuz?
Keşke sular altında kalmasaydı. Çok zor bir olay, mesela doğduğunuz evi, çocukluğunuzun geçtiği sokakları, mekânları istediğiniz zaman görebilirsiniz. Dünyanın neresinde olursa olsun. Benim o mekãnlara dalmaktan başka bir yolum yok. 
¥ Dalış merakınızın başlamasıyla bunun bir ilgisi var mı?
Dalışa başlamamdaki sebep, doğduğum yerlerin ne halde olduğunu görmekti. O duvarlar duruyor mu mesela? Bahçedeki kesmediğimiz ağaçlar duruyor mu? Sonra bu dalış işi daha da büyüdü, eğitimler aldım. Sonra da sportif anlamda bir tutku olarak hayatımıza girdi. 

GÜNE ŞİİRLE BAŞLARIM
Genç şairin 14 Kasım'da Tüyap Kitap Fuarı'nda imza günü var. Şu ana kadar yazdığı kitaplar, Rusça, Bulgarca, Ukraynaca, Kürtçe, Süryanice, Hırvatça, Makedonca, Boşnakça ve Sırpça dillerine çevrilmiş. Son kitabı da Farsça ve Korece dillerinde de yayınlanacak. 
Nihat Özdal, bir gününü ise şöyle özetledi: “Sabah erkenden kalkar nehre inerim. Kütüphaneden rastgele seçtiğim bir şairin kitabını alır ve onu gündoğumuna karşı okurum. Sonra kahvaltı olayı çok önemlidir bizde. Göl kenarında bir kahvaltı yaparım. Mevsimine göre birçok spor yapıyoruz burada, genelde kanoyla kıyı boyunca turlarım.” 






  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
321801 http://www.turkiyegazetesi.com.tr/magazin/321801.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
 
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 76031
    % 0.79
  • 3.3885
    % -1.49
  • 3.6472
    % -1.06
  • 4.2757
    % -2.1
  • 128.243
    % -0.98
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT