Eskişehirspor’un yıldızı Emre Güral, takımının Antalya kampında FANATİK’e öyle açıklamalar yaptı ki, bunları okuduktan sonra ‘onu hiç tanımamışız’ diyeceksiniz. İşte bir yıldızın ayakta kalma mücadelesi:
“Ben 16 yaşında evden çıktım. Evin tek oğluyum. Yiyeceğim, giyeceğim, her şeyim önüme gelirdi. Greüther Fürth beni istediğinde 2.5 saat uzakta bir yerdi, spor yurduna girmem gerekiyordu. Annemle mutfakta oturuyoruz, ‘Oğlum düşündün mü, gitme’ dedi. O yaşıma kadar tabağıma tuz bile dökmemiştim. Ben de, ‘Hayır anne gideceğim, ayaklarımın üstünde duracağım’ dedim. Bu karar benim için dönüm noktasıydı. İyi ki de yapmışım. Kalsaydım, burada olmazdım.”

‘Bayern Münih’i reddettim’
“Regensburg’da oynuyordum, Almanya 4. liginde. Sürekli Türk takımları istiyordu, ben ise Bundesliga’yı. 21 yaşında Bayern Münih istedi. Amatör takımları 3. Lig’deydi. A Takım’la idmana çıkacaktım ama 3. Lig’de oynatacaklardı. ‘Kesin biz seni aldık’ demişlerdi. Sonra menüsküsüm yırtıldı. Sakatlanınca, ‘Biz bir bakalım, toparlayabilecek misin’ dediler. Ben de onu istemedim, ‘düşünmüyorum’ dedim. Türkiye’yi düşünmeye başladım. İlk olarak Manisa’ya gittim. Hikmet Karaman vardı Süper Lig’de. Buca çağırdı sonra. Sportif direktör Murat Dizdar beni Türkiye’ye getiren kişi.” 
‘Salih Fener’e, ben Trabzon’a’
“Manisa’da Kahe falan var, uçuyorlar. Gitsem oynayamazdım. Buca’yı seçtim. Sait Karafırtınalar bana hep güvendi, ‘Sen milli takıma gideceksin’ dedi. Bir baktım 4 hafta oynatmadı. ‘Dedim ne oluyor hocam!’ (Gülüyor). Sonra bir sezon oynadım ve Trabzon istedi. Salih Uçan’la beraberdik. O Fener’e, ben Trabzon’a gittim.”

‘Beşiktaş’la imzaya kalmıştı’
“Her şeyi düşünerek yaptım. Trabzon kararı da öyleydi. Hatta Beşiktaş’la iş sadece imzaya kalmıştı. Ama ben Trabzon’u seçtim. Biraz da kalbimi dinledim, daha fazla şans bulurum diye. Orada Malouda, Bosingwa, Adrian bana çok şey kattı. Mustafa Akçay ve Hami hocayla çok şans buldum. Zaten bana kim güvendiyse yanıltmadım. Akçay hocayla 5-6 maçta 7-8 gol attım. Oğlum var Efe.. 3 hafta sonra kızım olacak. Eşim var, ailem var. Önce sağlık olsun. Her şeyin başı o çünkü. Sonrasında ise şunu bilsin ki herkes, benim hedeflerim var ve ben bu hedeflerime yürümeyeceğim, koşacağım.”

'Biz bitti demeden bitmez'
“Dortmund, koskoca Chelsea... Düşünsenize onlar bile bu duruma düşebiliyorsa biz de düşebiliriz. 9 maç üst üste yenildik. İşimiz zor ama kötü düşünmüyorum. Skibbe, İsmail Kartal iyi hocalar ama Samet hocanın farkı bize sadece idmanla değil, konuşarak bile destek vermesi. Onun öncesinde ayaklarımız geri gidiyordu. İlk konuşmasında başardı Samet hoca, ‘Biz bu durumdan çıkacağız, ben hepinizi tanıyorum. Bunu başaracağız’ dedi gülerek. Bu da sahaya yansıdı. Onunla oynadığımız maçlarda yediğimiz 5-6 gol hakem hatası. Onlar olmasa 18 puandaydık belki de. Takviyeler de gelince emin olun kurtaracağız, başaracağız diyorum.” 

‘Yeter ki kazanalım’
“Eskişehir’e gelmek benim için ileri adımdı. 9 ay futbol oynamamıştım. Şu an Allah’a şükür güzel gidiyor. Ama Eskişehir için değil. Bu takımın burada olmasından kimse mutlu değil, yeniden eski haline getirmek istiyoruz. Benim işim gol atmak ama, ‘Ben atmayayım yeter ki kazanalım, 1 gol olsun bizim olsun’ diyorum.” 

‘Keşke bugün maç olsa’
“Eskişehir taraftarı Türkiye’de çok çok nadir. Biz bu durumdayız, dipteyiz. Yine de stat buz gibi soğukta doluyorsa söylenecek bir şey yok. Fatih Terim hocamızın da dediği gibi, ‘Biz bitti demeden bitmez’... Daha 17 maçımız var. Hiçbir şey imkansız değil. Bugün maç olsa da çıksam diyorum, öyle bir inancımız var.” 

'Trabzon'da hakkımı yediler'
“Türkiye’de çok torpil var. Bunu çok yaşadım. İmtihandı bana. Sabrımı çok ölçtüler. Gol atıyorsun, ertesi hafta kadroda yoksun. Böyle bir şey var mı? Bunun çok üstüne gittim, sordum cevap alamadım Trabzon’dayken. Şenol hoca bana, ‘Takımın durumu kötü seni ortaya atarsam zarar görürsün’ diyordu, haklıydı. Ama hoca değil yöneticiler karışıyor. Yönetim, hocaya, ‘Onu değil, bunu oynat’ diyor, ‘Ona çok para verdik oynamalı’ diyor. Hak yediğin zaman takım veya şahıs başarılı olamıyorsun. Ben buna çok kırıldım. Şans verdiklerinde 7 gol attım, sonra yine aynı şey oldu (Gülüyor.)” 

‘Hamza hocaya da aynısı’
“Hocaların da hakkı yeniyor. Hamza hoca mesela. Devrede geliyor, 3 kupa kazanıyor sana. Dışarıdan ne yaşandığı bilinmez ama Hamza hoca bunları hak etmedi. Trabzon sıkıntılı yer değil aslında. Çok daha fazlasını hak eden bir şehir ama sürekli dış etkenler var. Yoksa şampiyon olabilecek bir takım. Eskişehir’e geldiğimde sadece bunu söyledim. Benim çok hakkım yendi. Ben bunu yaşamak istemiyorum. Hak yenildiği zaman çıldırıyorum. ‘Kötü olayım ağzımı açmam, kadroya almayın. Ama iyiysem ben oynayayım’ dedim. Nitekim Samet hoca da iyiyken bana formayı verdi.”

‘Malouda’nın doktoru 20 yıldır yanında’
“Eto’o, Nani, Persie, Gomez... Bunlar normal oyuncu değil. Profesyonellik ayrı. Onların seviyesi farklı. Ben Malouda ile çalıştım. Trabzon’da oda arkadaşıydık. Tekniği belki benden iyi değildir. Ama 16 yaşından bu yana aynı doktor ve fizyoterapistle çalışıyor. Doktoru odaya geliyordu, değişik hareketler yapıyordu. O zaman anlıyorsun bu adamların farkını, kalitesini. Bana, ‘Emre Avrupa’ya gidebilirsin, sadece yanındakiler iyi olmalı’ dedi.

‘3 büyüklere gideceğim’
“Benim şu andaki ilk hedefim Eskişehir’i kurtarmak. Sonrasında takımıma katkı yapıp büyüklere gitmek istiyorum. Avrupa’da sahne alırsan seni herkes görür. Tabii ki kendimi geliştirmem lazım bunun için. Sağ ayağım mesela, kafa toplarım gelişmeli. Üzerine çok çalışıyorum. Şutlarda sıkıntı yok. Bireysel hocam var, sürekli ekstralar yapıyorum. Allah çalışana verir. Şampiyonlar Ligi’nde 3 büyükler oynuyor, oraya gitmek istiyorum ben de. Gideceğim de!”

‘Beşiktaş  tartışılmaz’
“Beşiktaş ilk yarıda en iyi top oynayan takım. Önde Gökhan, Oğuzhan, Olcay, Quaresma, Sosa, Cenk... Gomez bu yüzden şanslı. Sadece bir koşu yapıyor, golü buluyor. Ben koşsam belki 5 toptan biriyle buluşuyorum. Onların seviyesinde 5 koşunun, 4’ü geliyor, 3’ünü atıyor. Öyle bir takımda oynasam çok farklı olur. Ligimiz ise hiç kolay değil. Mesela İspanya’dan Barça, Real, Atletico’yu çıkar bizim lig belki daha kaliteli. ” 

‘En çok şaşırtan eğitim eksikliği’
“Dışarıdan gelen bir oyuncu olarak beni en çok şaşırtan konu eğitim. Almanya’da spor yurduna gidiyorsun. Okulunda başarılı olamazsan idmana çıkamazsın. Seni almazlar. Türkiye’de tam tersi. Bize idmana geliyor genç çocuk, ‘Sınavdan geçirdiler beni, devamsızlık sorun değil’ diyor. Böyle bir şey var mı ya! Bu çocuk futbolcu olmazsa ne yapacak! Altınordu’yla hazırlık maçı yaptık. 15 dakika top göstermediler bize. Yabancısız oynuyorlar, gencecikler. Örnek alsınlar”

‘EURO 2016 hayalim’
“2016’da Avrupa Şampiyonası’nda forma giymek her oyuncunun hayali. Dünyanın en iyileri orada olacak. Benim de kişisel hedefim orası. Hücum hattında her yerde oynuyorum. Bu benim için bir artı. Fatih hocayı anlatmaya gerek yok. Bize kalan çalışmak, en doğru kararı o verecektir.” 

‘Her yerde oynarım’
“Asıl mevkiim forvet arkası. Ama benim için problem değil. Sağ açık, sol açık... Ben her tarafta oynarım. Oyuncuya güven vermeniz lazım. Bana Samet hoca ilk geldiğinde dedi ki, ‘Emre sen hep oynayacaksın, iyi de oynayacaksın’... Samet hocayla 8 maç oynadım, 7 gol attım. Ben full bir sezon oynarsam en az 15 gol atarım.” 

Onu, keşfeden Murat Dizdar’a sorduk: Komple bir forvet
Buca ve Altınordu’da 10 yıl sportif direktörlük yapan, Emre’yi Türk futboluna kazandıran Murat Dizdar, 26 yaşındaki oyuncudan övgüyle söz etti: Emre komple bir forvet. Eksiklerini giderirse 3 büyüklere gitmesinde engel yok. Eğer iyi bir ikinci yarı geçirir ve EURO 2016’da da olursa bambaşka bir kariyere sahip olabilir. Almanya’nın amatör takımından keşfettik onu. Onun şutları Süper Lig’de hemen hemen kimsede yok. İyi futbol oynayan bir takımda çok daha iyi bir Emre Güral izleyebiliriz.”